Yıllardır, bütün devletlerin merkez iktidar alanını güçlendirmeye, savunma kalkanlarını güçlendirmeye, içerideki “yabancı unsurlar”ın etkisini kırmaya çalıştığını, aklı başında birçok ülkenin küresel ölçekte bir fırtınaya hazırlandığını tartışmaya çalışıyorum.
Türkiye’nin; özellikle 15 Temmuz 2016’dan sonra, baş döndürücü bir şekilde, birçok Avrupa ülkesini bile geride bırakarak, bütün bu alanlarda bayraklaştığına, hazırlıklara erken başlayıp büyük yol aldığına, küresel eğilimleri çok dikkatli takip edip kendini güçlendirdiğine ve hazır hale getirdiğine vurgu yapıyorum.
2. DÜNYA SAVAŞI SONRASI “DÜZEN” ÇÖKTÜ, UYANIN! BATI GÜÇ DÜZENİ ÇÖKTÜ.
Çünkü; İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Avrupa düzeni çöktü. Avrupa Birliği söylemleri, demokrasi ve özgürlük gibi değerlerin arkasına gizlenmiş güvenliğe ve emperyal çıkarlara dayanan planlar çöktü. Çokuluslu sözleşmeler, ulus üstü kurumlar çöktü. On yıllarca Türkiye gibi ülkelere, “değer” pazarlayıp Avrupa ülkelerine güç devşiren içerideki pazarlamacılar işsiz kaldı.
ABD’nin, daha 1990’larda dünya imparatorluğu kurma planları çöktü. “Coğrafi Keşifler” diye bize yutturdukları ve sömürgeciliğin başlangıcından bu yana alışageldikleri “dünyayı yönetme” geleneğini 21. yüzyılda yeniden inşa etmeyi planlayan Batı güç düzeni çöktü.
İNGİLTERE-RUSYA SAVAŞI AVRUPA’YI BİTİRECEK Mİ?
Bu sebeple de, ABD kendi bölgesine, kendi dar çıkar alanlarına yöneldi. AB üst yapısı devreden çıktı. Bugün ABD desteği olmasa, Avrupa’nın Rusya karşısında direnme şansı yok.
Avrupa ülkelerinin, bir Ukrayna savaşı yüzünden nasıl paniğe kapıldıklarını gördük. Çünkü ABD desteğini çeker, Avrupa’dan ayrışıp kendi yoluna giderse Avrupa’yı savunacak hiçbir güç yok.
Bu yüzden de İngiltere, Rusya’yı yıpratacak, zayıflatacak, oyalayacak bir savaşı Ukrayna’da başlattı. Bu savaş Kuzey’de, Rusya-İngiltere savaşı olarak başlayacaktı. İngiltere Ukrayna’yı ateşe atarak savaşı Güney’e, sınırlarından uzaklara, Karadeniz’e taşıdı.
RUSYA’YI YOR, TÜRKİYE’Yİ YOR, İKİ ÜLKEYİ DE TÜKET, KÜÇÜLT… AMA BU “İŞLETME” İFLAS ETMİŞTİR.
Ama yaşanan şey Rusya-Avrupa savaşı değil, İngiltere-Rusya savaşıdır. Eğer Ukrayna yeterli olmazsa Polonya, Romanya, Baltık ülkeleri, Finlandiya, Bulgaristan gibi ülkeler de savaşa sürülecektir. Bütün Avrupa’nın Doğu sınırlarını tehdit eden bu savaşın kolay kolay durması mümkün değildir.
“Rusya’yı yorma”, güç inşasını engelleme formülünün aynısı Türkiye’ye de uygulandı. Yine Avrupa vardı, ABD vardı, İsrail vardı, bazı bölge ülkeleri vardı. Türkiye’nin yüz yıl sonra dev bir askeri ve siyasi güç haline geleceği, Batı’nın yüz yıldır “işlettiği” coğrafya düzenini sarsacağı biliniyordu.
TÜRK-RUS SAVAŞINI KAÇ KEZ DENEDİLER! TAM TERSİ OLDU, TÜRKİYE BÜYÜDÜ!
Türkiye’yi Rusya ile savaştırmayı denediler. İki ülke de mahvedilecek, küçültülecekti. Suriye savaşı dönemkinde bu deneme yapıldı. Bu olmayınca FETÖ üzerinden darbe servis edildi. Türkiye içeriden işgal edilecek sonra da Rusya ve İran cephesine sürülecekti.
Bu senaryoların tamamı Türkiye’yi durdurma, hırpalama ve küçültme üzerine kurgulanmıştı. Bunlar olurken, İsrail, Yunanistan ve bazı Arap ülkeleri ile birlikte coğrafya ölçekli Türkiye karşıtı cephe kuruldu. Bu da Türkiye’nin sınırlarının ötesine bakmasını engelleme, kör etme hesabıydı.
HİÇBİR PLANLARI BAŞARILI OLAMADI. TÜRKİYE HEPSİNİN ÜSTESİNDENG ELDİ.
Bu senaryoların hiçbiri tutmadı. Türkiye hepsinin üstesinden geldi. Tuhaf olan senaryoların tamamının Türkiye’nin “müttefikleri”nin planları olmasıydı. Bir ülke düşünün ki, içeride ve dışarıda müttefikleri tarafından vuruluyordu.
Batı düzeni, yükselen Türk ve Rus güç inşasını durdurmak için çılgınca projeler deniyordu. Batı karşısına dikilebilecek iki potansiyel gücü eritme çabası içindeydi. Çin zaten siyasal kültürü nedeniyle küreselleşemezdi. Ayrıca, Çin ile toptan mücadele edilecek planlar yapılıyordu.
YÜZYILLIK KUŞATMA PLANI YAPTILAR. AMA O GENETİK 21. YÜZYILA TAŞINDI!
Türkiye, kendi müttefiklerinin askeri ambargolarını yaşıyor, Avrupa güvenliği için seferber oluyor ama Avrupa ve ABD, İsrail tetikçiliği ile, Türkiye’yi vurmak için terör örgütleri kurup finanse ediyordu!
Bütün yönlerden adeta yüz yıllık kuşatma alınmış bir Türkiye, 21. yüzyılı nasıl yaşayabilecekti.
İşte tam bu aşamada, tarih ve coğrafya inşa edici siyasi genetik 21. yüzyılda bir kez daha harekete geçti. Yıllar yılı içten içe yürütülen hazırlık alenileşti, Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Artık Birinci Dünya Savaşı ile çizilen kader değişecek, yeni bir tarih ve güç inşa edilecekti.
SADECE BU İKİ TASFİYE, BÜTÜN HARİTA PLANLARINI ÇÖP ETTİ..
Suriye bütünleşti. Türkiye’nin istediği gibi oldu. Ama öncesinde çizilen terör haritaları yırtılıp atıldı. Rusya ile savaş senaryosu rafa kalktı. Türkiye-Rusya en zor dönemde akıllı bir ilişki kurdu.
İçeride FETÖ gibi CIA-Mossad taşeron istihbarat yapılanması tasfiye edildi. Bütün bunlardan sonra, elli yıl Türkiye’nin kanını emen, Batılı düzenin en kanlı tetikçisi PKK tasfiye edildi. Hem Türkiye’de hem Suriye’de.
Yüz yıldır devam eden coğrafya parçalanması, harita parçalanmaları dönemine son nokta konuldu. Artık Avrupa’nın, ABD’nin ve İsrail’in bu coğrafyada harita çizme imkanları kalmadı. Coğrafya bütünleşmesinin temelleri atma, çatışmaları coğrafya dışına itme girişimleri başladı.
BATI ERİYOR, TÜRKİYE GÜÇ KAZANIYOR. “GÜÇ” YENİ ADNESLERE YÖNELYİYOR.
Bütün bunlar, Türkiye’nin kendine, coğrafyasına, tarihine dönmesi ile başladı. Bütün bölgeyi kaynaştıracak, ulus üstü ortaklıkların temellerini atacak siyasi genetik aslında beş yüz yıllık Batılı düzene meyden okumuştu.
Batı eriyordu, Türkiye güç kazanıyordu. İşin özeti buydu. Daha dün Türkiye’ye askeri teknoloji ambargosu uygulayan ülkeler şimdi ortaklıklar teklif ediyor, Avrupa savunması için yardım istiyordu. Evet, tarih dönmüştü ama güç de adres değiştirmeye başlamıştı. Türkiye en büyük adreslerden, merkezlerden biri haline gelmişti.
TÜRKİYE DURDURULAMADI. VE DURDURULAMAYACAK!
Türkiye durmadı, durmayacak. Son haftalarda İsrail’in Türkiye’yi bir “erken savaş” mecbur bırakma girişimlerinin arkasında şu yatıyor. “Son çizgiyi geçmeden Türkiye’yi durduralım. Batı’nın hala gücü ve etkisi varken onları Türkiye’nin üzerine salalım.”
Ama bu plan tutmayacak. Çok yakın bir zamanda İsrail’in dünyada nasıl yalnızlaştığını, coğrafyada nasıl tecrit edildiğini göreceğiz.
Güç kaymaları ve kırılmaları çok karmaşık, çok faktörlü bir şekilde devam ederken, Türkiye bu matematiği inanılmaz bir dikkatle ve zaman planlamasıyla izliyor çünkü.
Artık “Türkiye’yi durdurmak” mümkün değil. Bundan sonra Türkiye ve coğrafyanın ortak alanlarının nasıl büyüdüğüne tanık olacağız. Türkiye’nin asla durmayacağını, bir süper güç olana kadar yavaşlamayacağını göreceğiz.
DEVLETE MEYDAN OKUYAN, DIŞARI İLE ÖZEL İLİŞKİ KURAN BÜTÜN YAPILAR TASFİYE EDİLİR.
FETÖ ve PKK’nın tasfiyesinden sonra bile içeriyi güçlendirmeye dönük yeni adımlar atılıyor. Devlete meydan okuyan yapılar ve çevreler tasfiye ediliyor.
Başka bir ülke ile özel ilişkilere giren, oradan güç kazanıp Türkiye içinde hareketlere girişen yapılar ve çevreler tasfiye ediliyor.
Bu devam edecek. Vatana, millete, devlete sadakat esas alınacak. Elindeki medya, sermaye, cemaat, siyasi parti gibi iktidar unsurları ile devleti zayıflatmaya çalışan, bunun için de İsrail, ABD ya da Avrupa ülkeleri ile ilişkisi olan herkes güçten düşürülecek.
ARTIK EKİLEN O “TARLALAR”I “ATEŞE VERME” ZAMANIDIR.
Hiçbir ülkenin Türkiye içinde operasyonel alan ve çevre edinmesine izin verilmeyecek. Bence herkesin durduğu yeri, ait olduğu ekseni yeniden değerlendirmesi, Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ekilen tarlaları ateşe vermesi gerekiyor.
Sadece iki günde neler olduğuna bakalım ve nasıl bir dünyanın kapılarının açıldığına, neden küresel ölçekte devlet iktidar alanına yatırım yapıldığına, ülke bütünlüğünü zedeleyecek her şeye acımasızca müdahale edildiğine, Türkiye’nin içeride ve dışarıda nasıl bir fırtınaya hazırlık yaptığını görelim.
DÜNYA SADECE İKİ GÜNDE NÜKLEER SAVAŞA GELDİ!..
İki gün önce CIA John Direktörü Ratcliffe, bir askeri kargı uçağı ile Moskova’ya gitti. İçeriği henüz bilinmiyor. Trump “barış için” diyor, kaynaklar “NATO ülkelerine saldırma” diye Rusya’yı uyarmak için diyor.
Hemen ardından Polonya ve Belarus orduları alarma geçiyor. NATO uçakları Finlandiya-Rusya sınırında devriyelere başlıyor. İsrail’in İran’a nükleer saldırı yapacağı söylemleri servis ediliyor.
Rusya’nın Ukrayna’yı nükleer silahla vuracağı iddiaları ortaya saçılıyor. İngiltere uzun savaşa hazırlık için halka gıda stoklama çağrısı yapıyor.
Sadece iki günde bütün dünya “nükleer saldırı, nükleer savaş” cümlelerini kurabiliyorsa, küresel ölçekte tehditlerin büyüklüğünü hesap edin.
DÜNYA ADETA DELİRMİŞ. ÜRPERTİCİ!
Bu tehditlerin en yetkili ağızlardan bile düşünmeden çıkabiliyor oluşu, insan ırkı için vahim bir döneme işaret ediyor. Dünya adeta delirmiş, bir adım sonrasını düşünmeden hareket eder hale gelmiş.
İşte her şey bu kadar kırılgan, bu kadar anlık değişebilecek durumda. “İsrail faktörü”nün, yöntemlerinin dünyada neleri “normalleştirdiğine” çok dikkatli bakmalıyız. Ürpertici!
Bir sabah uyandığımızda, beş-on ülkenin birbirine girdiğini görebiliriz. Bunu engelleyebilecek, sivil kitleler dışında, hiçbir uluslararası mekanizma kalmamıştır.
BU TABLO HER ŞEYİ AÇIKLIYOR: ACIMASIZ DİRENİŞE BİLE OLUR.
Türkiye’nin kendi içinde ve bölgesinde yürüttüğü mücadeleyi bu tabloya bakarak değerlendirin. Her şey yerli yerine oturacaktır. Hiçbir adım için özel bilgiye, açıklamaya ihtiyaç duymayacaksınız. Kalbi bu ülkeye bağlı olmayanlar hariç, bu toprakların siyasi genetiği hepimize hep doğru cevapları verecektir.
İşi bu yüzden içeride ve bölgede mücadele kesintisiz devam edecektir. Gerekirse bir tür “Acımasız Direniş”e bile dönüşebilecektir. Artık siyasi ajandaların, programların anlamı yok. Onlar bugüne ve yarına cevap üretmiyor. Artık siyasi parti örgütlenmeleri Türkiye’ye bir şey vadetmiyor.
DEVLET, MİLLET VE VATAN HER ŞEYİN ÖNÜNE GEÇECEK. HERKES BU SINAVLA YÜZLEŞİR!
Bundan sonra devletin merkez iktidar alanı alabildiğine güçlendirilecek. Devleti, milleti, vatanı koruma düşüncesi her şeyin önüne geçecek.
Dünya; bazı milletlerin bir gecede vatansız kalabileceği gerçeği ile karşı karşıya iken, çok konforlu söylem ve hareketlerin pek de anlamı olmayacak.
Bu yüzden de, Türkiye içinde, siyaset, sermaye, medya, STK, cemaat ne tür yapılanma olursa olsun; hepsi bir sınavla yüzleşecek. Türkiye’ye bağlı mısın değil misin? Başka bir ülke ile özel ilişkide misin değil misin?
YARINI GÜVENCE ALTINA ALMAK. BU YÜZDEN GÜÇ VERMEMİZ ŞART.
Dünyanın bugünkü güç hareketliliği görüntülerine bakınca, öngörülebilir gelecekte hiçbir şeyin bunun önüne geçemeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Türkiye’nin bölgesinde oluşturmaya çalıştığı güç ortaklıklarının temelinde de bu var. Ülkelerin sınırlarını koruma, merkez iktidar alanını güçlendirme, bölünme yerine birleşme girişimlerinin tamamının anlamı budur.
Hepimiz büyük fırtınaya hazırlıkta, vatana ve devlete güç verme gibi, ağır sorumluluklarımız var. Bilelim ki, Türkiye’nin etki alanı ne kadar genişlerse, barış ve refah alanı da o kadar genişleyecek.
Ve bilelim ki, bugüne değil yarını kuruyor, güvence altına alıyoruz.
O SABAH ŞOKLA UYANINCA MI AKLINIZ BAŞINIZA GELECEK?
Ve şunu da bilelim ki, içeride zihnimizi felç eden gündem terörü, bizi bu idrakten uzaklaştırmaya dönüktür. Hep söylerim; Büyük sözlerin, cesur iddiaların zamanı. Kimin iddiası daha cesursa, kimin sözü daha güçlüyse, kim ne kadar uzaklara uzanabiliyorsa o kadar güçlüdür, güvenliktedir.
Hala bunları hamaset, hayal sananlara da bir söz: Sadece son on yılda neler oldu bir baksanıza. Hala mı akıllanmazsınız. Bir sabah büyük bir şokla uyandığınızda mı aklınız başınıza gelecek!


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.