Düzce’de geçtiğimiz günlerde yaşanan adli bir olay üzerinden bazı haber ve yorumlar yapıldı. Mevsimlik tarım işçilerine yönelik “ırkçı saldırı” olduğu ileri sürüldü.

Oysa olayın ayrıntıları ortaya çıktıkça meselenin etnik kimlikler üzerinden gelişen toplumsal bir saldırı olmadığı; bir gönül ilişkisi üzerinden, bireysel bir olayın ardından meydana gelen adli bir vaka olduğu anlaşıldı. Kolluk kuvvetleri ve adli makamlar da olayın hemen ardından gereken işlemleri yaptı; yakalama, gözaltı ve tutuklama süreçleri işletildi.

Bütün bunlara rağmen, olayın taraflarından birinin Düzceli, diğerinin ise mevsimlik tarım işçisi olarak Doğu ve Güneydoğu’dan gelen vatandaşlarımızdan olması üzerinden zoraki bir “ırkçı saldırı” anlatısı kurulmaya çalışıldı.

Düzce’yi tanımayanların birkaç görüntü karesi üzerinden böyle bir hükme varması kolaycılık ve fırsatçılıktır. Fakat Düzce’nin tarihini ve sosyolojisini bilenler açısından bu yorum son derece sorunludur.

BİR ŞEHRİN HAFIZASI: BİTİNYA’DAN OSMANLI’YA

Düzce ve çevresinin bilinen tarihi antik çağlara kadar uzanır. Bölge, tarih boyunca Bitinya coğrafyasının önemli yerleşim alanlarından biri olmuştur. Bugünkü Konuralp’te bulunan Prusias ad Hypium Antik Kenti, tiyatrosu ve diğer arkeolojik kalıntılarıyla bu çok katmanlı geçmişin hâlâ ayakta duran şahididir.

Türklerin bölgedeki hâkimiyeti ise Osmanlı Beyliği’nin kuruluş dönemlerine uzanır. Osman Gazi’nin uç beylerinden Konur Alp, Düzce ve çevresinin fethinde önemli rol üstlenmiş; Akçakoca Bey ise Batı Karadeniz hattındaki fetihlerin sembol isimlerinden biri olmuştur. Bugün Konuralp ve Akçakoca isimlerinin Düzce’de yaşamaya devam etmesi bu yüzdendir.

Şehir, böylece antik Anadolu’nun üzerine Selçuklu ve Osmanlı medeniyetinin tarih katmanlarının eklendiği bir coğrafyada gelişmiştir.

Fakat bugünkü Düzce’nin sosyolojisini asıl biçimlendiren büyük dönüşüm 19. yüzyılda yaşandı.

Osmanlı Devleti’nin Kafkasya ve Balkanlar’da toprak kaybetmesiyle birlikte Anadolu’ya büyük göç dalgaları başladı. Özellikle 1828-29 ve 1877-78 Osmanlı-Rus savaşları, 1864 Büyük Kafkas Sürgünü ve Balkan Savaşları sonrasında Kafkasya ve Balkanlar’dan gelen toplulukların bir bölümü Düzce-Adapazarı havzasına yerleştirildi.

Abhazlar, Çerkezler, Gürcüler, Balkan muhacirleri ve Karadeniz’den gelen Türk toplulukları zaman içinde aynı ovanın insanları oldular.

Cumhuriyet döneminde buna Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen yeni göçler eklendi. Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu’dan; özellikle Ağrı, Kars ve Erzurum çevresinden gelen aileler de Düzce’nin sosyal dokusunun parçası haline geldi.

1916 tarihli Bolu Sancağı Salnamesi’nde Düzce barındırdığı çok çeşitli topluluklar sebebiyle “Sefine-i Nuh” olarak anılır. Daha sonra bu ifadeyi farklı kaynaklarda da görürüz.

Çünkü bu küçük coğrafyada çok sayıda etnik ve kültürel köken, kendi kimliğini kaybetmeden aynı şehir kimliğinin içerisinde yaşamayı başarmıştır.

DÜZCE’DE “NE MİLLETSİN?” SORUSU

Düzce sosyolojisini dışarıdan bakanların anlamakta en fazla zorlandıkları meselelerden biri de budur.

Başka şehirlerde ilk tanışmada “Nerelisin?” diye sorulur. Düzce’de ise çok daha doğrudan “Ne milletsin?” sorusu sorulur.

Bu soru dışarıdan bakıldığında ayrıştırıcı zannedilmesin. Düzce’de tam tersine, toplumsal hafızanın ve kültürel aidiyetlerin gündelik hayatta ne kadar doğal karşılandığını ve apaçık ifade edilebildiğinin bir gösterir.

Kafkas kökenli bir Düzceli, “Çerkez’im”, “Abhaz’ım”, “Gürcü’yüm” demekle kalmaz; bazen hangi sülaleye mensup olduğunu da söyler. Karadeniz ve Balkan kökenli olanların her biri de geldikleri bölgeyi kimliği aynen muhafaza eder ve açıkça ifade eder.

Şehrin yerlisi olan Manav Türkleri kendi kimliklerini “Türk’üm” diyerek ifade eder. Bektaşiler, Balkan ve Kafkas göçlerinden çok daha evvel, şehrin tarihinde var olan Kürtler de Düzce’nin aslî unsurlarındandır.

Karadeniz’den, özellikle Ordu çevresinden büyük göçlerle gelen Türkler ve ağırlıklı Çepni-Türkmen toplulukları “Ne milletsin?” sorusuna “Orduluyuz” diye cevap verir. Öyle ki Düzce’nin gündelik dilinde “Ordululuk” neredeyse başlı başına bir kültürel aidiyet gibi kullanılır.

Ama burada çok önemli bir ayrıntı vardır:

Kimliğin bilinmesi, kimliğin çatışma sebebi değil, tam tersine Düzce örneğinde farklılıkların açıkça konuşulabilmesi, onların tehdit olarak görülmemesinin sonucudur.

İKİ YÜZ YILDA AKRABA OLDUK

Yaklaşık iki asırlık bu ortak hayatın sonunda bugün Düzce’de keskin sosyolojik sınırlar çizmek zaten mümkün değildir.

Çünkü insanlar birbirlerinden kız almış, kız vermiştir. Düğünler, mutfaklar, cenazeler, acılar, sevinçler birbirine karışmıştır.

Bazen bir düğünde veya cenazede aynı ailede, iki-üç farklı ana dilin konuşulduğuna şahit olabilirsiniz. İnsanlar kendi kültürlerini yaşatırken ortak Düzcelilik kimliğini de taşırlar.

Bunu, Gordon Allport’un “temas hipotezi” olarak bilinen yaklaşımıyla da açıklayabiliriz. Sosyal psikolog Allport, 1954 tarihli “The Nature of Prejudice”’ adlı eserinde, farklı sosyal veya kültürel gruplar arasındaki doğrudan veya doğru yönetilen etkileşimin, anlamlı toplumsal temasın, önyargıları ve kalıplaşmış yargıları azaltabileceğini ortaya koymuştu.

Düzce’nin yaklaşık iki yüz yıllık hikâyesi bunun Anadolu’daki dikkat çekici örneklerinden biridir. Tıpkı Sakarya, Hatay, Mardin, Mersin vb gibi.

Burada temas yalnızca komşuluk değildir. Akrabalıktır.

BEN BU ŞEHRİN ŞAHİDİYİM

Her şehirde olduğu gibi Düzce’de de bireysel suçlar işlendi. İşlenir.

Fakat insanların yalnızca etnik kökenlerinden dolayı birbirlerine karşı kitlesel bir husumet geliştirdiği, bunun toplumsal bir çatışmaya dönüştüğü bir Düzce hatırlamıyorum.

Düzce’de farklılıklar konuşulur mu? Hem de uzun uzun konuşulur.

Birbirlerinin yemekleriyle, düğünleriyle, gelenekleriyle ilgili şakalar yapılır mı?

Elbette yapılır.

Fakat bütün bunların üzerinde, yıllar içerisinde oluşmuş güçlü bir birlikte yaşama hukuku vardır.

İbn Haldun’un Mukaddime’de üzerinde durduğu asabiyet, yalnızca kan bağıyla açıklanabilecek bir dayanışma değildir. Uzun süre aynı kaderi paylaşmak, şehrin tarihini birlikte inşa etmek, aynı ekonomik ve sosyal hayatın içerisinde bulunmak da insan toplulukları arasında güçlü bir aidiyet meydana getirir.

Düzce’nin asabiyesi de biraz böyledir.

Kökenlerimiz farklı olabilir ama şehrimizin ortak hafızası bizi birbirimize bağlar.

NUH’UN GEMİSİ’NE IRKÇILIK YAKIŞTIRMAK

Bu nedenle bireysel bir adli vakayı, sırf tarafların kökenleri farklı diye “ırkçı saldırı” başlığı altında sunmak sadece gazetecilik ve siyaset açısından problemli değildir. Düzce’nin yaklaşık iki yüz yıllık birlikte yaşama tecrübesine de haksızlıktır.

Göç ile en yeni gelenlerin bile artık ikinci, üçüncü kuşaklarını yetiştirdiği bir şehirden söz ediyoruz.

Tam da Türkiye’nin Terörsüz Türkiye hedefi etrafında toplumsal kardeşliğini güçlendirmeye çalıştığı, terörün ve etnik ayrışmanın ülkeye yüklediği ağır bedellerden kurtulmayı konuştuğu bir dönemde kelimelerimizi daha dikkatli seçmek zorundayız.

Düzce gibi 72 milletin iki asırdır aynı sofraya oturduğu bir şehre “ırkçı saldırı” ifadesini yakıştırmak, bu şehrin tarihini bilmemektir.

Düzce’nin hikâyesi farklılıklarla akraba olmanın hikâyesidir.

Belki de bu yüzden Düzce’yi tarif eden en güzel benzetme hâlâ aynıdır:

Nuh’un Gemisi.

Gemide herkesin hikâyesi başka olabilir.

Ama kaderi ortaktır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026