Hafta başında TÜİK temmuz ayına ilişkin enflasyon oranlarını açıkladı. TÜİK’in verisine göre enflasyon aylık bazda %1,78 olurken yıllık %31,75 olarak gerçekleşti. Açıkçası temmuz ayı enflasyonu piyasadaki beklentilerin oldukça altında geldi. Yapılan anketlerdeki beklentilerin ortalaması aylık bazda %1,85 seviyesinde bir enflasyona işaret ediyordu. Öncü gösterge olarak yakından takip ettiğim Web-TÜFE %1,95’lik bir enflasyon ölçerken İTO ise İstanbul için %2,05’lik bir enflasyon hesaplamıştı. Hal böyle olunca da TÜİK tarafından %1,78 ölçülen temmuz ayı enflasyonu beklentilerin oldukça altında gelmiş oldu.
Temmuz ayında aylık bazda enflasyonu en çok etkileyen grupların başında sağlık geliyor. Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan düzenlemenin etkisi ile 1,78 puanlık artışın 0,32’si sağlık grubundan kaynaklanıyor. Diğer yandan ulaştırma, lokanta ve konaklama ile konut tarafındaki artışlar aylık bazda en yüksek etkiye sahip diğer kalemler olarak karşımıza çıkıyor. Aylık veriyi aşağı çeken grup ise giyim ve ayakkabı. Bu gruptaki aylık bazda %3,93’lük düşüş veriyi 0,28 puan aşağı çekmiş.
Veri sonrası temmuz ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu’nu yayımlayan Merkez Bankası da aylık bazda tüketici enflasyonunun ana eğiliminin bir önceki aya kıyasla gerilediğini, aylık bazda enerji ve hizmet gruplarında fiyat artışlarının öne çıktığını ve temel mal grubunda fiyatların ılımlı bir görünüm sergilediğini bildirdi. Öte yandan mevsim etkilerinden arındırılmış TÜFE ise temmuz ayında aylık %2,28 artarak Haziran’daki %1,80’lik oranın üzerine çıkmış durumda.
Bu veri Merkez Bankası’nın hareket alanını daraltsa da ABD-İran savaşından gelen olumlu haberlerin enerji fiyatlarını aşağı çekme beklentisi ile yaş sebze ve meyve grubunun daha güçlü katkısı ile ağustos ayında daha düşük bir enflasyon görme ihtimalimiz var. Bu ihtimal de gözleri 10 Eylül’deki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çeviriyor. Zira halen yüksek seyreden faizlerin ve makroihtiyati tedbirler ile sıkışan reel sektörün faiz indirimi beklentisi gün geçtikçe yoğunlaşıyor.
Elbette piyasa beklentisi ile Merkez Bankası’nın adımlarının örtüşüp örtüşmeyeceğini bilmek şu aşamada çok zor. Zira bırakın politika faizinde bir indirimi Merkez Bankası halen politika faizini kullanmıyor ve bir hafta vadeli repo ihalelerini yapmıyor. Yani fiili faiz zaten politika faizinin 300 baz puan üzerinde gecelik faiz üzerinden oluşturuluyor. Bu bakımdan politika faizinde bir indirimden önce uygulamada bir normalleşme adımı görmek gerekiyor. Bu bakımdan 10 Eylül’deki PPK’dan makul bir süre önce bir normalleşme görmezsek o gün faiz indimi beklemek de pek akıllıca olmaz.
Elbette tüm bu ifadelerim Merkez Bankası’nın bugüne kadar yapmış olduğu yazılı ve sözlü yönlendirme ile attığı politika adımlarının sonucu oluşan çıkarımlarım. Değilse bana göre faiz indirimleri için oldukça geciktik ve bir süreden bu yana yüksek faiz dezenflasyona katkı vermediği gibi maliyet kanalından enflasyonist etkiye neden oluyor. Finansmana erişimin önündeki makroihtiyati tedbirler de kredi faizlerini politika faizinin ima ettiğinin oldukça üzerine taşımaya devam ediyor.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.