Büyük güç siyasetinde ABD ve Rusya’nın yaşadığı caydırıcılık trajedisi

Nur Özkan Erbay
Nur Özkan ErbayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 06/08/2026, Perşembe • Yeni Şafak Haber Merkezi
Büyük güç siyasetinde ABD ve Rusya’nın yaşadığı caydırıcılık trajedisi
Arşiv.

Diplomatik anlamda çıkmaza girdiği görülen ABD-İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının gidişatına ve geleceğine dair yorum yapabilmemiz için süreçlerin askeri boyutunda yaşananları ve ardındaki motivasyonları en az günlük siyasi açıklamalar kadar iyi analiz etmemiz gerekiyor.

Saldırgan gerçekçilik “offensive realism” teorisinin kurucusu John Mearshiemer ilk kez 2001 yılında yayımladığı “Büyük Güç Siyasetinin Trajedisi” adlı eserinde savaşta caydırıcılığın üç temel konvansiyonel türüne başvurulduğundan bahseder. Bunlardan ilki saldıran tarafın ve liderin savaşın ucuz, hızlı ve kesin olacağına inandığı “Yıldırım savaşı” (blitzkrieg) olarak anılan türüdür. Saldıran taraf karşı tarafı mobilize olmadan ağır bir yenilgiye ve taarruz kabiliyetlerini felce uğratacağını; sonunda hızlı, kesin ve düşük maliyetli bir zafer elde edeceğine inanır. Savaşı behemehal en caydırıcı seçenek olarak görür. Almanya’nın 1940’da Fransa ile savaşında işe yarayan bu seçenek Barbarossa Harekatı ile başlayan 1941’deki Sovyetlere dönük saldırılarında bu kez Almanya’yı hezimete uğratmış ve savaş bir yıpratma savaşına dönüşmüştür.

Örneklerini belirttiğimiz üzere; savaşta ikinci caydırıcı seçenek ise “Attrition” “Yıpratma Savaşı”dır. Bu stratejiye göre de; savaşın sonunda elde edilmesi hedeflenen zafere düşmanın kapasite ve rezervlerinin tedricen tüketmesi ve sonunda yıpranarak pes etmesinin sağlanması suretiyle ulaşılır.

Üçüncü strateji “Limited-Aims”, “Sınırlı Amaç Strateji” hassas ve değişken bir caydırıcılık seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Saldıran taraf burada sınırlı bir işgal ya da kazanım hedefler. Bahse konu seçenekte savunmada kalan tarafın işgali önleyemiyor olması ise saldıran tarafı düşman kuvvetlerinin artık konvansiyonel bir savaşı göze alamayacağı yönünde bir yanılgıya düşürebilir.

Tüm bu seçenekler aslında bugün doğumuzda ve kuzeyimizde devam eden iki farklı savaşta da tezahür ediyor. Her iki örnek de Clausewitz’den mülhem, siyasetin bir devamı olarak kabul edilen savaşların farklı veçhelerinde büyük güç siyasetinin temsilcilerinin askeri strateji ve taktiksel boyutta yenilgiye uğrayabileceklerini göstermesi bakımından da önemli.

Rusya Kırım’ı ilhakı ile başlayan Ukrayna savaşında başlangıçta bir Yıldırım Savaşı’nı seçerek ve karşılığında Ukrayna’nın mukavemet ve karşı taarruz kapasitelerini geliştiremeden doğrudan teslim olacağını düşünmesi ve taktiksel yanılgılar ile bugünlere geldi. Moskova Kırım’dan sonra Kiev’in kolaylıkla teslim olacağını düşünmüştü ancak bu savaşta karşısında sadece Ukrayna olmadığını hesaba katmadı ya da katamadı.

Diğer yanda bu kez ABD bir “dekapitasyon” yani liderliğin ortadan kaldırılması ile İran’a karşı caydırıcı ve başarılı olabileceğini düşündü ama o da bir hesap hatası yaptı. İran›ın zorlu coğrafi şartları, güçlü devlet kapasiteleri, öngörülemez, asimetrik siyasi ve askeri manevraları karşısında havadan ve denizden saldırı seçeneklerini devreye soksa da bugüne kadar net bir zafer elde edemedi. Siyasi ve askeri bir kazanım elde edilememiş olması Washington’u şimdilerde daha da ertelenemeyecek olan “Sınırlı Amaç Stratejisi”ne yöneltti. Sonuçta da Hürmüz Boğazı’ndaki statükonun ABD lehine bozulması ve nükleer alandaki caydırıcı seçeneklerden bir kazanım elde edilmesine razı bir hale geldi.

Her iki savaş boyunca ikinci caydırıcı seçenek olan “Yıpratma Savaşı” da yaşandı. Hem İran-ABD hem de Ukrayna-Rusya arasında devam edegelen savaşlarda misillemelerin yoğun ve ağırlıklı olduğu bu seçenekte, tarafların daha çok askeri hammadde ve üretim gücündeki sürdürülebilirlik, coğrafi derinliğin verimli kullanımı ve siyasi direncin devamı, asimetrik taktiklerin sevk ve idaresinden oluşan stratejiler izlendi. Bu fazda da en azından dışarıdan yenişemediği görülen tarafların artık üçüncü seçenek olan “Sınırlı Amaç Stratejisi”ne devam edip etmeyeceğini ve buradan ne gibi sonuçlar elde edeceğini önümüzdeki dönemde göreceğiz.

Öte yandan askeri cephedeki bu gerçeklikler savaşan tarafları nihai bir zafere ulaşmada konvansiyonel seçeneklerle yol alabilmelerinin her zamankinden daha da zor olduğunu gösterir nitelikte. Öyle ki tüm bu caydırıcı seçenekler kısmen de olsa denendi ve süreç siyasi ve diplomatik anlamda da “Stalemate”; çıkmaza giren, savaşta tarafların yenişemediği, iki tarafın da kesin bir zafer kazanamadığı ve mücadelenin tıkanma noktasına getirdi. Oysa her iki cephede de acil bir çözümün gerekliliği başta tarafların jeopolitik çıkarları, güç dengeleri, kazançları ve kayıpları bakımından kritik boyutlara gelmiş durumda. Halihazırda büyük güç siyasetinin bölgesel çatışmaları küresel krizlere dönüştürebildiğinin en somut çıktıları da en çok bu iki savaşta bu kadar yoğun hissediliyor.

Bugün gelinen noktada şayet diplomatik süreçler işletilmez ve askeri caydırıcılık seçeneklerinin sonuna gelindiği kabul edilmez ise donmuş çatışmaların çözümlenmesi için ortada müzakere edilebilecek sağlıklı bir seçenek kalmıyor. Aksi halde Rusya-Ukrayna savaşının bir Rusya-NATO; ABD-İran savaşının ise İsrail faktörünün kışkırtıcı rolü ile bölgesellikten küresele yayılan bir savaşa dönüşme riski her zaman mevcut.

Bu bakımdan ABD’nin İran’da dönük önümüzdeki dönemde “Sınırlı Amaç Stratejisine” daha fazla yoğunlaştığını görebiliriz. Washington, bir yandan da hassas bölgelere taktiksel saldırılarla İran’ı masaya oturmaya zorlamaya devam edecek. Sınırlı amaçlarının çerçevesini de uranyum zenginleştirmenin durdurulması ve Hürmüz’deki ablukanın kaldırılması nispetinde çizebilir. ABD’yi gerilim ve tırmanmanın önüne geçmeye zorlayan faktörler arasında askeri ve siyasi gerçekliklerinin yanı sıra körfez ve bölgedeki müttefikleri hayli önemli bir yer teşkil ediyor. İran’ın ise 17 Haziran’daki mutabakatındaki maddeler göz önünde bulundurulduğunda aynı teklife yeniden hayır demesi düşük bir ihtimal.

Kuzeyimizde ise Rusya’nın da savaşı Ukrayna’nın içlerine ilerletmekten ziyade Sınırlı Amaç Stratejisini izleyerek ilhak alanlarını korumak ve NATO’nun genişlemesini durdurma stratejisinde devam edeceğini öngörebiliriz. Moskova bu tercihine rağmen retorikte de olsa nükleer seçeneğinin masada olduğunu hatırlatmaya devam edecektir ancak artık sadece Ukrayna ile savaşmadığını çok iyi görüyor.

Tüm taraflar ve savaşın tarafı olmayanlar dahi bu büyük güç siyasetinin hesapları sonucunda yaratılan enkazda yeterince yıprandı. Her iki savaşta da kontrollü gerilimler ve zorlayıcı diplomasinin devam ettiği, amaçların revize edilerek sınırlandırıldığı bir döneme girilmesi öngörülebilir ve muhtemel bir senaryo. Aksi halde hangi yoğunlukta olursa olsun bugüne kadar olmadığı gibi bundan sonra da bu savaşların tek ve net bir kazanını olmayacak.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026