|
Yazarlar

Soçi mutabakatının en püf noktası

04:00 . 24/10/2019 Thursday

Mehmet Acet

1976 yılında Taşkent’te doğan Acet, ilk ve orta tahsilini Taşkent’te tamamladı. İstanbul Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun olan Acet mesleki kariyerine 1995 yılında TRT’ de staj yaparak adım attı. 1996 yılında Kanal 7 Dış Haberler Servisinde Muhabir olarak çalışmaya başladı. Bir yıl sonra Meridyen isimli dış politika programının yapımcılığını üstlendi. 1999 yılında Kosova’ dan savaş görüntülerini dünyaya geçen ilk gazeteci olarak ismini duyurdu. Daha sonra keskin bir dönüş yaparak diplomasi ve AB haberleri üzerinde yoğunlaştı. 2000 yılında Kanal 7’nin Brüksel temsilciliğini üstlendi. 1999 Helsinki zirvesinden 17 Aralık Brüksel zirvesine kadar uzanan süreçte AB - Türkiye ilişkilerini de ilgilendiren bir çok zirveyi yerinde takip etti. Son 7 yılda Orta Asya’ dan Amerika’nın batı yakasına kadar uzanan coğrafyayı gezerek bulunduğu ülkelerden haber ve dosya çalışmalarına imza attı. Kanal 7 Ankara temsilciliğine atanmadan önceki son çalışması Amerika’daki Ermeni Diasporası başlıklı dosya oldu. 2005 yılında Kanal 7’nin en genç yöneticisi olarak Ankara temsilciliğine atandı.

11 yıldır Kanal 7’nin Ankara Temsilciliğini yapan Acet, Kanal 7 ve Ülke tv de haftalık siyasi programlar yapmaya devam etmektedir.

İyi derecede İngilizce bilen Mehmet Acet evli ve iki çocuk babasıdır.

Mehmet Acet

Askeri literatüre mi, sivil olanına mı ait tam emin değilim ama bu dönemin niteliğini kısmen yansıtan değerli bir söz aklıma geldi:

“En iyi general, savaşı, savaşmadan kazanan generaldir”.

Soçi’de sağlanan mutabakata uygun şekilde, dün saat 12.00 itibarıyla başlayan 150 saatin sonunda çerçevesi çizilen hedeflere ulaşılırsa, sınırlı bir harekâtın üstüne konan
‘müzakere’
hamleleriyle değerli bir noktaya ulaşılmış olacak.

Kısmi bir askeri operasyonla çok daha fazlası…

Soçi’deki 6 saatlik maratonun sonunda Rusya Devlet Başkanı Putin, Türk makamlarına şöyle bir güvence verdi:

“Biz YPG/PKK’ya güçlü ültimatom vereceğiz. Çekilmezse siz gereğini yaparsınız”.
Daha sonra Kremlin’den kamuoyuna duyurusu yapılan açıklamada ise,
“YPG eğer çekilmezse, Suriye sınır güvenliği ve Rus askeri polisi çekilmek zorunda kalır. Türkiye ve Rusya anlaşması çerçevesinde de, YPG Türk Ordusu tarafından ezilir”
denildi.

Bu sözlerin nasıl bir anlam içerdiği herkesin rahatlıkla anlayabileceği kadar açık.

Ruslar, YPG’ye güçlü bir ültimatom verecek, uyarlarsa rejim birlikleri ve Rus askeri polisi belirlenen yerlere gelecek, uymazlarsa Barış Pınarı harekâtının ilk 9 gününde olanların bir benzeri Kuzeydoğu Suriye’nin diğer bölümlerinde de ortaya çıkacak.

PUTİN’DEN ERDOĞAN’A YPG KONUSUNDA ŞAM DA TIPKI SİZİN GİBİ DÜŞÜNÜYOR

Dün sabah, Soçi’deki müzakerelere katılan Türk heyetinden önemli bir isimle konuştum.

Konuştuğum yetkili isim, görüşmeler sırasında Putin’in Erdoğan’a şöyle bir değerlendirmede bulunduğunu dile getirdi:

“Şam yönetimi de YPG konusunda tıpkı sizin gibi düşünüyor. Suriye’nin kuzeyinde yapıp ettiklerinden onlar da rahatsız. YPG’yi güvenilmez buluyorlar”.

Gerçi, bu bilgiyi paylaşan ismin de teyit ettiği gibi Putin bu ifadeleri, Türkiye’yi Şam rejimine yaklaştırmak için kullanmış olabilir.

Ama en nihayetinde Moskova’nın, YPG’nin yeni hamiliği rolüne soyunmak yerine Ankara ile işbirliğine yönelmesi her durumda önemli bir gelişme.

“ÖZERKLİK, AYRILIKÇI GÜNDEM
50 SENE 100 SENE GÜNDEMDEN DÜŞER”

İki hafta içinde gelinen noktanın en kıymete değer çıktısı, 7 yıllık bir ABD projesi olan PKK devleti hesaplarının çökmesi oldu hiç kuşkusuz.

Afrin operasyonuyla bu projenin Fırat’ın batısında neşvünema bulması engellenmişti.

Gelinen nokta itibarıyla YPG’nin ilan ettiği diğer iki sözde kanton arasındaki irtibat da kesildi.

Rusya ile yapılan anlaşmanın uygulamasında her şey yolunda giderse, bu kantonların kalanları da büyük ölçüde tarihe karışmış olacak.

Yukarıda sözlerini aktardığım üst düzey yetkili ismin deyimiyle PKK/YPG açısından
“Özerklik, ayrılıkçı gündem hayalleri suya düşmüş olacak. 50 sene, 100 sene böyle bir projenin hayat bulması imkânsız hale gelecek”.

Bu ifadeleri, Ortadoğu’nun 100 yıllık haritası üzerinde yapılmak istenen yeni değişiklikler bağlamında okumak lazım.

Barış Pınarı harekâtının ayak seslerinin duyulmakta olduğu günlerde Şam rejimini temsil eden bir heyetle YPG’liler arasında Halep’te bir toplantı yapılmıştı.

O görüşmeden YPG’nin üniforma değiştirerek rejim ordusuna katılması yönünde bir mutabakat çıkmıştı.

Tabi, bu anlaşmanın Barış Pınarı harekâtının başlamasından önceki zeminde bir karşılığı olabilirdi ama şimdi yeni oluşan şartlar nedeniyle işler değişti.

Soçi dönüşü uçakta Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, YPG’nin isim değiştirerek Suriye’de rejim ordusunun içine dâhil olması ihtimali sorulunca Erdoğan şöyle bir cevap verdi:

“Bu konu ile ilgili olarak zaten biz Sayın Putin’e bir hatırlatma yaptık. Sizin dediğiniz değişik bir versiyonuydu. Dedik ki, ‘Bunlar icabında rejimin elbiselerini giymek suretiyle arazide kalırsa ne olur?’
Putin, ‘Müsaade etmeyiz’ dedi. Takipte olacağız”.
“PKK/YPG KARŞITI KÜRTLERE
DAHA FAZLA İLGİ GÖSTERMELİYİZ”
Erdoğan’ın Soçi dönüşü yaptığı açıklamalarda,
“Kürtler aşağı, Kürtler yukarı”
diye başlayan ifadelerinden kendisinin de dertlendiği bir başka konu başlığı daha karşımıza çıkıyor.

YPG yerine, Kürtler genellemesinin yapılması…

Sözlerinin bu kısmında şöyle devam ediyor Erdoğan:

“Kürtler…” Amerikalılardan da böyle dinliyoruz, maalesef Ruslardan da…
Herkes… Dün akşam onu da söyledim. “Bunu bu şekilde kullanmanız Kürt kardeşlerimize saygısızlıktır. Lütfen böyle kullanmayın, bizim mücadele ettiğimiz PKK’dır, YPG’dir, yani teröristlerdir.”

Cumhurbaşkanı’nın altınızı çizdiği bu vurgu önemli.

PKK/YPG’nin ajandasını benimsemeyen Kürtlere, yürütülen bu işleri daha iyi anlatmak, onlara daha fazla sahip çıkmak için, daha fazlasını söylemeye, daha fazla şeyler yapmaya ihtiyaç olabilir.

Soçi’ye giden Türk heyetinde yer alan, deminden beri sözlerine atıf yaptığım isim de bunu kabul ediyor,
“Duruşumuz belli ama Kürt kardeşlerimize daha fazla ilgi göstermemiz lazım”
diyor.
#Soçi
#Vladimir Putin
#YPG
#PKK
#Afrin
3 years ago
default-profile-img
Soçi mutabakatının en püf noktası
“Erdoğan’sız seçim” senaryosu!
Kılıfa sokulan süngerin ince işleri
Çerkeszade bir muhacir alim Cevdet Said
Beş bin Kur’ân-ı Kerim yakan piskopos
Cumhuriyetçi Parti Trump’tan kaçıyor mu?