Hüseyin Gülerce, üç gün önceki yazısında, yaşananları yangına benzetti.
"Giderek büyüyen bir yangın var. Bu yangın, hükümet-cemaat meselesini çoktan aştı. Yanan Türkiye"dir, yanan ülkemizdir, milletimizin geleceğidir…
Yangına benzinle gidilmez. Yangına su ile gidilir. Yangının büyüklüğüne aldırmadan kimin elinde bir damla, bir maşrapa su varsa yangının üzerine dökmeli. Vakit geçmiş değil. Gelinen noktada her şeye rağmen bu yangın söndürülebilir. Zararın neresinden dönülse kârdır."
Paralel devlet iddialarıyla ilgili olarak da akıl, mantık ve kanun çerçevesini işaret etti Gülerce:
"Devlet içinde seçilmiş iktidara karşı, paralel güç oluşturma, kafa tutma, tuzak hazırlama peşinde olan kim varsa gözünün yaşına bakılmasın. Milletin AK Parti"ye sandıkta verdiği iktidar emanetini korumak, milletin namusunu korumak gibidir. Seçmen, falanlar, filanlar da iktidara ortak olsunlar diye oy vermiyor. Hiçbir bürokrat amirleri dışında bir yerlerden emir, talimat alamaz. Buna kimse rıza gösteremez, göz yumamaz."
Bu satırların altına imza atmayan çıkar mı?
Kesip saklanacak, altı çizilecek, fontu büyültülecek bir metin.
HASEYEKA ADINA
Bir kurul üyelerinin bir kısmı, diğerlerinin haberi olmadan, toplanıp bir karar alabilir mi?
Kitap alabilir demiş olsaydı, bir söz söylemeye hacet kalmazdı.
HSYK üyelerinin bazıları, öyle bir yetkileri bulunmamasına rağmen, bir araya gelip bir metin hazırlamışlar ve korsan bildiri yayınlamışlar.
Başkanın ve diğer üyelerin haberi bile yok.
O üyeler, toplanıp pikniğe gidebilirler, tatile çıkabilirler, eğlence dozu yüksek parti verebilirler…
Fakat bu şekilde korsan bildiri yayınlayamazlar.
Bunu bildikleri halde yayınlarlarsa ne olur?
Kaos ateşine bir kucak odun atmış sayılırlar.
ATEŞ NASIL BÜYÜR?
Görev tanımı gereği, başsavcıyı bilgilendireceğine dair söz verdiği halde, elindeki bilgileri başsavcıya değil gazetelere servis eden savcı Muammer Akkaş da aynı ateşe odun atanlardan.
Kaos ateşi.
O da bildiri dağıttı.
Görülmemiş hadiseler yaşanıyor bu ülkede.
Başsavcı soruşturmaya ait gizli bilgileri ertesi sabah gazetelerden okumuş.
Akkaş"ın adliye önünde bildiri dağıtmasından sonra Başsavcı Turan Çolakkadı yaptığı basın toplantısında anlattı.
ILICAK DA LANET OKUDU
Nazlı Ilıcak ekranda yolsuzluk ve paralel devlet iddiaları üzerine konuştu.
Modayı takip ederek lanet okudu.
"Bir paralel yapı varsa ve gerçekte bu kanıtlanabiliyorsa ve hakikaten iktidarı hedef alıyorsa Allah onları kahretsin. Ama paralel yapı olmamasına rağmen, böyle bir paralel var diye bir darbe hazırlanıyor gibi bu yolsuzluğun önemini hafifletmeye çalışanlar varsa, lanet de onların üzerine olsun diyorum" dedi.
Sayılmaz.
Bunu söylerken oturduğu koltukta yaptığı hareketler yetersiz.
Nazlı Hanım önce bir eliyle elma tutar gibi sonra da iki eliyle ufak bir karpuzu hafifçe kaldırıyormuş gibi hareket yapıyor ki bu kadarıyla kimseyi inandıramaz.
Hoplayıp zıplamadıktan sonra öyle lanet okumanın ne anlamı var?
KİMİN ADAMISIN?
Bu kanaat yaygınlaşırsa, yolda durduran polislere insanların içinden şöyle bir soru sormak gelir:
"Cemaatin polisi misin, devletin polisi mi?"
Aynı soru karşılaştığımız savcılar için de geçerli olabilir.
Öyle bir yolun sonu, Allah korusun, kandır da dumandır hey!
Kırım"dan gelmesek de, adımız Sinan olmasa da.
DARBE SIRASI KİMDE?
Eskiden darbeleri asker yapardı. Öyle alışmıştık. Asker sınırına çekildi, görev tanımının dışına çıkmamaya azami gayret gösteriyor, adının anılmasını bile zül sayıyor… Şimdi ise savcı polis el ele, haydi hükümeti devirmeye…
Bu gidişle kırk-elli yıl sonra PTT teşkilatı sıra bize geldi deyip darbeye niyetlenecek.
PARALEL, DİK, TEĞET
Dersimiz geometri değil ama hep o terimlerle meşgulüz.
Paralel yapılanma söz konusu ise ne yapılması gerektiğine dair birkaç cümle sarf etmek gerekir.
Yine başladığımız şekilde bitirelim.
Hüseyin Gülerce"nin dünkü yazısından çok önemli kısma dikkatinizi çekerim:
"Sayın Başbakan"ın ilk yapması gereken; artık Hizmet hareketini hedef göstermekten vazgeçmesidir. Bazen ima ile bazen aleni ithamlara bir son vermelidir. Kasetler, dinlemeler, paralel devlet kurmalar başta olmak üzere müminlerin asla tevessül etmeyeceği ahlaksız işleri, koskoca bir camiaya hamletmekten vazgeçmelidir. İktidar, şikâyet makamı değildir. İddia ettiklerinizi yapanları -kimse onlar- Allah aşkına gözlerinin yaşına bakmadan hukuk içinde cezalandırın."
Hüseyin Ağabey"e teşekkür. Hem başta hem sonda lojistik destek aldık.
Başlıklar :

