
Size biri sorsa, "Civanmert mi olmak istersin, yoksa Makyavel mi?" Ne cevap verirsiniz?
Herhalde, hedefe ulaşmak için, her davranışı mubah gören, buna göre taktik üreten biri konumuna düşmektense, civanmertliği tercih edersiniz. Öyle değil mi?
Ama politikada, kavgada, savaşta, Makyevel''in öğütlerini dinleyen kazanıyor. Haberiniz olsun.
Süleyman Demirel, hâlâ siyasette birinci sırada bir rol oynuyorsa, bunu, "esnekliğine" borçludur. Gerekirse şapkasını bırakıp gider. Altı kere gider, ama yedinci kere gelir.
Yurt dışında, bir arkadaşımıza Amerikalı dostu sormuş: "Cumhurbaşkanınızın adı Mister Demirelmiş. 1960''lı yıllarda, ülkenizdeydim, bir Demirel tanıdım. Bugünkü acaba onun oğlu mu, yoksa torunu mu?"
"Hayır kendisi" cevabını alınca, hayli şaşırdığını hemen kaydedeyim.
Politikada, kavak ağacı gibi değil, buğday başakları gibi olacaksınız. Eğileceksiniz. Hatta, gelene ağam, gidene paşam diyeceksiniz. Ülke menfaati yerine, kendi menfaatinize kilitleneceksiniz. "Önce can sonra canan" düsturundan katiyen vaz geçmeyeceksiniz, fakat, başka canlara hizmet ettiğiniz havasını basacaksınız. Dengeler nereye doğru meylediyorsa, hemen oraya seyredeceksiniz.
Buğday başakları gibi, rüzgâr nereden geliyorsa, oraya eğileceksiniz. Esen rüzgârla, hep yelkenlerinizi dolduracaksınız. Pusulayı şaşırsanız bile, herkese, gidilen yolun doğru istikamet olduğunu bıkıp usanmadan anlatacaksınız. O kadar çok bunu tekrarlıyacaksınız ki, sonunda, kendiniz bile pusulayı şaşırmadığınıza ve doğru yolda olduğunuza inanmaya başlayacaksınız. Herkesi, yanlışın doğru, haksızın haklı olduğuna inandırmaya gayret edeceksiniz. Ve yavaş yavaş siz de buna inanacaksınız. İnandıkça da, daha büyük bir inandırıcılıkla, hataları savunacaksınız.
Tekrar ediyorum: Politikada civanmertlik sökmez. Makyevel olacaksınız. İlkesiz davranacaksınız, fakat, sanki büyük hedefler peşindeymiş izlenimini vereceksiniz.
Mesela Ecevit... O dürüst ve ilkeli Ecevit!
CHP lideri, 1977 seçimlerinden sonra, noksanını gidermek için "Kendini aşabilecek 11 altın adam" peşine düşmedi mi? "Kumar borcu olmayan" milletvekilleri aradı durdu. Hemen bulamadı. Bu yüzden Haziran 1977''de kurulan "Çankaya hükûmeti" güvenoyu desteğinden mahrum kaldı. Aynı yılın sonbaharında, mahalli seçimlerde, Adalet Partisi''nin yenilgiye uğraması, Ecevit''e yeni bir fırsat verdi. Ama, Güneş Motel pazarlıklarıyla ve her birini bakan yaparak sağladığı "altın adamlar" kalp çıktı. Mataracı ve İşgüzar, suistimalden yargılanıp mahkum oldular.
Görünüşte, Ecevit''in büyük hedefleri vardı. Tek başına iktidara gelip, ülkenin makûs talihini yenecekti. Üstelik, cephe hükûmetini yıkacaktı. Faşizmi ezecekti. Düzeni değiştirecekti. Falan filan...
Gelelim, 1995, 24 Aralık seçimlerine. Erken seçimin yapılması kararlaştırıldı. Ama, Zonguldak milletvekili Bülent Ecevit ve farklı partilerden 91 milletvekili, Anayasa Mahkemesi''ne müracaat ederek, "Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile, Siyasi Partiler Kanunu ve Milletvekili Seçimi Kanunu''nda değişiklik yapan düzenlemelerin iptalini ve yürürlüğünün durdurulmasını" istediler. (27 Ekim 1995)
Gene güzel hedefler bulundu. Anayasa değişmişti, fakat uyum yasaları çıkmamıştı. Bu kadar acele seçime gitmek bir fayda sağlamayacaktı. Yurt dışındaki vatandaşlarımız nasıl oy kullanacaklardı? (Dikkatinizi çekmek isterim: 1995 seçimlerinden bugüne kadar, Ecevit, iki yıl hükûmette etkili bir ortak olarak yer almasına rağmen, uyum yasaları halâ çıkmadı.)
Evet, politikada uzun soluklu olmak istiyorsanız, Makyavel''in öğütlerine uyacaksınız.
Bu fakir, mazlum, bu size inanmış kitleleri kandıracaksınız. Gariban halkın sırtına basarak kendinize parlak bir istikbal hazırlayacaksınız.
Gazeteciyseniz, patronun; politikacıysanız, liderin kanatları altına sığınacaksınız. Kapıkulu olmaya ve katiyen azad edilmemeye rıza göstereceksiniz
Katiyen ve katiyen, "Ferman padişahınsa, dağlar bizimdir" deyip, özgürlük savaşçısı tavırları takınmayacaksınız.
Neden mi?
Tarihi bir hikaye ile bunu anlatayım.
Gazeteci arkadaşımız Taha Akyol''un, "Osmanlı''da ve İran''da, Mezhep ve Devlet" isimli bir kitabı yayınlandı. Safevi Hükümdarı Şah İsmail ile, Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim''in Çaldıran''daki savaşı ve Şah İsmail''in yenilme sebebleri bu kitapta inceleniyor. Akyol''un teşhis ve tesbitlerini okurlarımla paylaşmak isterim:
"Şah İsmail''in ordusu, Türkmen aşiret süvarilerinden ibaretti. Süvariler, kılıç, mızrak, gürz, kullanıyor, ateşli silahlara ilgi göstermiyorlardı. Bunun sebeblerden biri, muhakkak ki, böyle silahların at üzerinde taşınma zorluğu idi. Ayrıca, süvariler, bunları kullanmaya tenezzül etmiyorlardı. Köroğlu''nun "Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu" cümlesini hatırlayınız. "At kişnemesinden, kargı sesinden dağlar inlemeliydi", top gürültüsünden değil. Rudi Matthee, Safevi ordusundaki, Kızılbaşların, sahip oldukları "civanmertlik" kavramı yüzünden, at sırtından inerek, basit birer piyade olmayı içlerine sindiremediklerini yazar. Civanmertlik.. Yani yiğitlik, onur, şeref."
Aynı civanmertlik,Çaldıran savaşı öncesi, Şah İsmail''in strateji değiştirmesine de sebeb olmuştur. Şah İsmail, Osmanlı ordusunu daha fazla sarsmak için, İran içlerine kadar geri gitmek, ta İstanbul''dan yürüyüp gelen Osmanlı''yı iyice bitap düşürdükten sonra savaşmak istiyordu. Nitekim, Çaldıran''a kadar geri çekilmişti. Osmanlı ordusunda zaman zaman bıkkınlık, zaman zaman isyan işaretleri ortaya çıkıyordu. Şah''ın bu taktiğini sezen Yavuz Selim, üst üste yazdığı mektuplarda, onu bir kadın gibi korkmakla suçlıyarak, hatta bir defasında kadın elbisesi göndererek, Şah tarafının "civanmertlik" duygularını tahrik etmiştir. Gerçekten, sürekli geri çekilmek Türkmen ordularının onuruna dokunmuş, bunun üzerine Şah da, daha geri gitmeyerek, Yavuz''u, Çaldıran ovasında beklemiştir. Safevi ordusu kurmayları, "Yorgun durumda bulunan Osmanlı ordusuna hemen saldıralım mı, yoksa yerleşip savaş düzenini kurmasını mı bekleyelim?" diye müzakere etmiştir. Hemen hücum, civanmertliğe uygun görülmemiş, hatta, Şah İsmail, "Ben kervan soyguncusu değilim! Allah ne yazdıysa o olur" demiştir.
Şah İsmail, hazırlıksız Osmanlı ordusuna saldırmayı, kendisine yakıştıramamıştır.
.............................
İşte, sonu hüsranla biten bir civanmertlik hikayesi.
Makyeveller arasında civanmert olmak da, pek akıl kârı değil doğrusu.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.