Hafta başında Mekke Savunma İttifakı’nın İstanbul’daki ilk toplantısının gerçekleştiği saatlerde Tel-Aviv’de de Yunanistan-İsrail arasında tarihin en büyük askeri tedarik anlaşmalarından biri imzalandı. Anlaşmanın Mekke İttifakı toplantılarına denk getirilmesinin tesadüf olduğunu düşünmek naiflik olur. Anlaşma kapsamında İsrail menşeili birçok hava savunma ve radar sistemi aynı zamanda bir NATO üyesi olan Yunan Ordusu’nun sistemlerine entegre edilecek.
Bu anlaşmanın, şüphesiz, NATO açısından sorgulanması gereken iki önemli boyutu var. Bunlardan ilki, Rus yapımı S-400’leri tedarik ettiği için bizzat NATO üyeleri tarafından Türkiye’ye yıllarca uygulanan örtülü ambargolar. Her ne kadar Ankara Zirvesi’nde tüm bunlar unutulmuş görünse de S-400’ler ile ilgili sürecin, Türkiye’ye uygulanan tüm siyasi baskı ve ambargolara karşı yine Ankara’nın sorunları itidalli bir şekilde izale etme becerisiyle hallolduğunu hatırlatmakta fayda var.
Brüksel’deki NATO karargâhındaki kurmayların ve Genel Sekreter Mark Rutte’nin önümüzdeki günlerde cevaplamasını beklediğimiz soru ise şu: Dünyada askeri güçte 30’uncu sırada olan Yunanistan, NATO’nun 2’nci, dünyanın ise 9’uncu en büyük ordusuna sahip olan Türkiye’ye karşı İsrail hava savunma sistemlerini, NATO üyesi bir ülke olarak ordusuna nasıl entegre edebiliyor? Rutte, haziran ayındaki Ankara NATO Zirvesi’nde Haber Global’den Ecem Toplar kendisine Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı askeri tahkimatını sorduğunda şu cevabı vermişti: “Müttefikler arasındaki anlaşmazlıklarla ilgili şeylerde daha önce de söylemiştim. 32 ülkeden oluşan bir ittifaktan bahsediyoruz. Ben bununla ilgili kamuya açık bir açıklama yapmam”.
Peki o vakit şu soruyu soralım: Brüksel’deki NATO kurmayları, Türkiye’nin savunma ve taarruz kapasitelerinin yanından dahi geçemeyecek olan Yunanistan ve İsrail’in Doğu Akdeniz ve Ege’deki maksimalist politikaları ortadayken, Aşil Kalkanı anlaşmasına sadece operasyonel ya da teknolojik bir iş birliği zaviyesinden mi bakıyor? Hem de Tel Aviv’in ve Atina’nın tüm uluslararası anlaşmaları yok sayan ihlalleri devam ederken. Londra ve Lozan anlaşmalarına aykırı olarak, Ege adalarını yıllar içinde tedricen gayri askerî statüden çıkarmış ve silahlandırmış olması; karasularını 12 mil çıkarma saldırganlığı; Lozan’da kendisine devredilmeyen 3 milden uzak kaya ve adacıklar üzerindeki ihlalleri; kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge maksimalizmi vb. Şimdi bu noktada NATO’nun teknik olarak da olsa cevaplaması zaruri olan soru ise şu: Bir NATO üyesi ülke, bu adalara gayri meşru biçimde, ittifakın üyesi olmayan bir başka NATO üyesine karşı ittifakın üyesi olmayan İsrail’in savunma sistemlerini yerleştirdiğinde, bu NATO sistemleriyle entegre uyum sorunu yaşamıyor mu? Brüksel’deki ittifak genel sekreterliği ve karargahlarında bu konunun güvenlik boyutları herhalde ele alınıyordur.
İşin bir diğer cevap verilmesi gereken boyutu ise Atina’nın siyasi söylemlerinde artan şiddet. Yunanistan-İsrail Aşil Kalkanı anlaşmasının, her iki ülkedeki iktidarlar nezdinde bir savunma iş birliğinin ötesinde, “İsrail’in düşmanı bizim dostumuzdur” kabilinden güçlü bir siyasi ittifaka dönüşmesine ve Türkiye’yi hedef almasına NATO ve ABD ne diyor? Yunan hükümet üyeleri tek tek bu anlaşma ile doğrudan Türkiye’yi hedef aldıklarını ve Tel Aviv ile jeopolitik hizalanmanın gelecekte daha güçlü bir şekilde devam edeceğini ilan ediyor. Yunanistan Sağlık Bakanı Adonis Georgiadis daha da ileri giderek, açık açık “Silahlan-mamızın tek sebebi ve hedefi Türkiye’dir” şeklindeki provokatif açıklamalarına NATO’dan bir cevap gelecek mi?
İsrail medyasında da anlaşmaya dair çıkan haberlerin de ortak noktası Aşil Kalkanı’nın Türkiye’yi hedef aldığı ve entegre edilecek sistemlerin Yunan adalarına da kurulacağı yönünde. Son anlaşma, İsrail ve Yunan medyasının yanı sıra uluslararası medyada da yankı buldu. Reuters haberinde de entegre edilecek sistemlerin, doğrudan Türkiye’ye karşı hava savunma kapasitelerini güçlendirmek amacıyla konuşlandırılacağı belirtiliyor.
Suriye’de Ebu Zuhur saldırısında Türkiye’yi hedef aldığını açıkça ilan eden soykırımcı İsrail saldırıdan önce NATO’nun Türkiye için 5’inci maddeyi işletip işletmeyeceğinin hesabını yapıyordu. Şimdi Yunanistan’ın gayri hukuki biçimde silahlandırdığı adalarda, Ege Denizi’nde aynı provokasyonları 5.’inci maddeyi test etmek için yapmayacağının bir garantisi, açıkçası dur diyeni de yok. Bu bakımdan vaziyet Rutte’nin haziran ayında Ankara’daki zirve marjında düzenlediği basın toplantısında verdiği kaçamak cevaplardan çok daha net ve kararlı bir duruşu ve açıklamayı hak ediyor.
İsrail, Türkiye düşmanlığında Güney Kıbrıs’tan sonra ileri bir karakol olarak Yunanistan’ı üçlü stratejik eksenin ortasına yerleştiriyor. Yunanistan’daki mevcut hükümet yürüttüğü politikalarla İsrail’in bölgedeki tahkimatını, Türkiye’ye karşı bir güvenlik kalkanı olarak destekliyor. Bunun da ötesinde İsrail’i de arkasına alarak gerek Doğu Akdeniz gerekse Ege’de Türkiye’ye karşı hâkimiyet kurma hevesinde. ABD ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Yunanistan’dan oluşan üçlü mekanizmaya destek vererek bir yandan ekonomik kazanım projeksiyonlarına yatırım yapıyor bir yandan da Türkiye’yi dengeleme politikası izliyor. Ancak tavşana kaç tazıya tut mealinden bu politikalar içinde bulunduğumuz coğrafyanın kaotik ancak bir o kadar dinamik yeni jeopolitik ve güvenlik mimarisinin oluşumunda ne kadar gerçekçi ve sürdürülebilir? Hele bir de İsrail bagajının Washington’a yarattığı maliyetler günden güne artıyorken. Gerek NATO gerek ABD gerekse Avrupa Birliği, Yunanistan ve İsrail’in ortak korkularına dayalı birlikteliğinin maksimalist heveslerle gelecekte hem ittifaklar hem de tüm ülkeler için ne derece yıkıcı maliyetler üretebileceğini hesap etmeli.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bişkek’ten Şangay İşbirliği Örgütü toplantılarından dönüş yolunda bu konuda yaptığı açıklama ise çok net: Yunanistan’ın şunu artık anlaması lazım. Türkiye’nin kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Yunanistan, girdiği yanlış yoldan dönmeli, gayri askerî statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmeli. Tarih ibret alanlar için çok iyi yol göstericidir.

