Koku

00:0029/07/2007, Pazar
G: 29/08/2019, Perşembe
Rasim Özdenören

Brigge, “notlar”ının bir yerinde şunları yazar: “O gün bu gün, kendi gördüklerimi de hesaba katarak, ölüm korkusuna dair çok şeyler düşündüm. Bana öyle geliyor ki, ölüm korkusunu duydum diyebilirim. Şehrin kalabalığında, halkın ortasında, çoğu vakit tamamen sebepsiz ölüm korkusunun hücumuna uğruyordum. Ama çoğu zaman da sebepler yığılıyordu üst üste; mesela birisi, bir sokakta bir sıranın üstünde ölüveriyordu, herkes etrafını alıp onu seyrediyordu, ve o, korkuyu çoktan aşmış bulunuyordu: o zaman

Brigge, “notlar”ının bir yerinde şunları yazar: “O gün bu gün, kendi gördüklerimi de hesaba katarak, ölüm korkusuna dair çok şeyler düşündüm. Bana öyle geliyor ki, ölüm korkusunu duydum diyebilirim. Şehrin kalabalığında, halkın ortasında, çoğu vakit tamamen sebepsiz ölüm korkusunun hücumuna uğruyordum. Ama çoğu zaman da sebepler yığılıyordu üst üste; mesela birisi, bir sokakta bir sıranın üstünde ölüveriyordu, herkes etrafını alıp onu seyrediyordu, ve o, korkuyu çoktan aşmış bulunuyordu: o zaman onun korkusuna ben sahip çıkıyordum. Yahut, hani Napoli''de: tramvayda o gençle karşı karşıya oturuyorduk, öldü. …Solgun, şişman kız, yanındaki kadına öylece dayalı, sakin ölmek istiyordu. Ama buna razı olmuyordu annesi. Türlü güçlükler çıkarıyordu. Elbiselerini çekiştiriyor, artık hiç bir şey bulundurmayan ağzına bir şeyler akıtıyordu. Alnını birisinin getirdiği bir sıvıyla uğuşturuyordu; gözleri bir parça kaydıkça, bakışları tekrar öne çevrilsin diye, kızı silkeliyordu. Hiç bir şey işitmeyen bu gözlerin içine haykırıyor, tekmil vücudunu bir kukla gibi sağa sola çekip bırakıyordu; sonra gerilip, ölmesin diye, kızın tombul yüzüne bütün kuvvetiyle bir tokat aşketti. O vakit korktum.

Ama daha önceleri de korkmuştum. Mesela köpeğim ölürken. Beni ebediyen suçlu gören köpek çok hastalanmıştı. Bütün gün yanı başında diz çökmüştüm; birden odaya bir yabancı girince yaptığı gibi kesik, kısa havladı. Bu havlayışı bu ân için sanki kararlaştırmıştık. Elimde olmadan kapıya baktım. Ama artık hayvanın gövdesine girmiş bulunuyordu. Telaşla bakışlarını aradım, o da benimkileri araştırıyordu; şu var ki vedalaşmak için değil. Bana sert ve şaşkın bakıyordu. İçeri salıveren benmişim gibi sitem ediyordu. Önleyebileceğime emindi adeta. Beni o ana kadar gözünde haddinden fazla büyüttüğü meydana çıkmıştı. Kendisine anlatabilmem için artık vakit kalmamıştı. Son dakikasına kadar sitemli sitemli ve terk edilmiş, bakıp durdu bana.

Yahut sonbaharda gecelerin yeni yeni ayazlaması peşinden, sineklerin odaya gelmeleri ve oda sıcağında bir kerecik daha canlanmaları karşısında korkuyordum. …Henüz yaşamakta oldukları akıllarına geldikçe kendilerini körükörüne bir yere atıyor, orada ne yapacaklarını bilemiyor, sağa sola nihayet her tarafta sürünüyor, yavaş yavaş bütün odayı ölümlüyorlardı.

Ama yalnız olunca korkuyordum. Ölüm korkusuyla oturmuş, ölüler oturamadıkları için, hiç olmazsa oturmak yaşamaya ait bir şey fikrine sarıldığım geceler geçirdim; ne diye gizlemeli! Durumum kötüleşince, sorguya çekilmekten ve belalı işlerime karıştırılmaktan kokuyorlarmış gibi, beni hemen yüzüstü bırakıveren şu rasgele odalardan birinde oluyordu bunlar. Oturuyordum ve görünüşüm öyle korkunçtu ki, her halde, hiçbir şey benden yana çıkmayı göze alamıyordu. Yakmakla daha demin kendisine bir yardımda bulunduğum lamba bile oralı olmuyordu. …Hem bir ölüm anının tasvirini, cüzdanımızın derinlerinde, yıllar boyunca taşımak ne demektir, şimdi iyi anlıyorum. Olağanüstü cinsinden birini aramaya hacet yok; bütün ölüm dakikalarında adeta müstesna bir şey var.” (Rilke, Malte Laurids Brigge''nin Notları, çev: B. Necatigil, de Y. İst. 1966, s.128 vd.)

Bütün bunlar sıradan insanın ölüm üzerine sıradan mülahazalarını dile getiriyor. Geçici olanın geçip gittiği, kalıcı olanın gelmekte olduğu ânı beklerkenki kalp çırpınışlarının akla getirdiği kırıntı halindeki cümlecikler, uçup gitmekte olana son tanıklıklar… Sonbahar ayazının solgun, titrek çağrışımları… Bilinse ve kabul edilse de, beklenmeyen… Bir gün, bir köşe başında orada, durmuş seni beklediğini gördüğün….