Türkiye çok ama çok uzun zamandır ikiye ayrılmış durumda. Bu ayrımın köklerini, ayrışmayı daha Türkiye, Osmanlı’yken bile görmek mümkün. Bence İsmet Özel’in yıllar önce “İçimden Şu Zalim Şüpheyi Kaldır Ya sen Gel Ya Beni Oraya Aldır” isimli şiirinde geçen “İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır” mısraında bahsettiği de tam olarak bu. Bu sağırlık bizi gerileten bir husus. Ama sağır kesilmeyip kulak kabartmanın da bir yolu yordamı olması lazım. İçimizden birçoklarının bu kulak kabartmaya kanarak kendi dünyalarına sağırlaştıklarını gördük/görüyoruz. Bu kişilerin anlamadığı: “Davulun sesi sadece uzaktan hoş geliyor.” Gittikleri karşı mahallede eskisinden daha mutsuzlar. Mutsuzluklarının sebebinin kendileri olduğunu anlamaları için bir ömür onlara yeterli olmayacak.
Kendi mahallesinin genel kanaatinin dışında fikir beyan etmek mayınlı bir araziye girmek gibi. Çok şükür bizim mahallede hâlâ farklılıklara yer var. Lakin karşı mahallede ise durum hepten fena.
Türkiye’de sol-seküler kesimin önemli mahfillerinden biri olan İletişim Yayınları’nın editörlerinden Levent Cantek geçtiğimiz günlerde sosyal medyada “İletişim Yayınları’ndan bütün kitaplarımla birlikte ayrıldığımı duyurayım. Yaklaşık otuz beş yıllık bir ilişkiydi” yazınca açıkçası şaşırdım. Hatırladığım kadarıyla Cantek’le hiç yüz yüze görüşmedim. Ortak tanıdıklar mutlaka vardır. Cantek’in tam olarak neden ayrıldığını bilmiyorum lakin görünen neden şu:
Birikim Dergisi’nin web sitesinde Cantek’in malum komedyen Deniz Göktaş’la alakalı bir yazısı yayımlanıyor. Yazının başlığı Bağlamını Kaybeden Şaka. Bu yazı üzerinde Cantek epey eleştiriye maruz kalıyor. Gelen tepkiler üzerine bir iddiaya göre Birikim, yazıyı kendisi kaldırıyor; bir iddiaya göre Cantek yazının kaldırılmasını istiyor. Ve sonrasında Cantek İletişim Yayınları’yla tüm ilişkisini kesiyor. Cantek’in yazısı vasat bir yazı. Pek de bir aykırılık yok. Ufak tefek eleştiri kırıntıları var. Ben, yazıda Gırgır dergisinden bahsettiği kısımda derginin nasıl kapanmak zorunda kaldığından da bahsetmesini dilerdim. Yahudilerle ve Yahudilikle alakalı bir “şaka” yüzünden derginin yayınına tamamen son vermesinin ifade özgürlüğünün neresinde durduğunu Cantek’ten okumak fena olmazdı.
Sol-seküler kesimin kendinden gördüklerine yapılan en ufak bir eleştiriye tahammül edemediklerinin önemli bir göstergesi bence bu olay. Benzer bir durum Haluk Levent olayında da karşımıza çıkıyor. Şarkıcı ve besteci Haluk Levent’in adı her zaman çek-senet, alacak-verecek davalarında geçmesine rağmen yıllarca kimilerince sırf kendilerinden olduğu için şişirilerek Türkiye’nin en güvenilir isimleri listelerine konuldu.
Kurtarıcı olarak gördükleri Kemal Kılıçdaroğlu şu an onların bir kesimi için en büyük düşman. Yarın başkaları için de aynı durumda olacaklar.
Bu tipler kendi söylemlerine, kendi doğrularına sahip değiller. Onlar için önemli olan karşılarında kimin olduğu. Kendi varlıklarını başkalarının konumu ve duruşu üzerinden oluşturanlarla bir yere varılamayacağı umarım herkes tarafından anlaşılmıştır.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.