Yazarlar Başınıza "bekar seyircilerimizin haber alma hakkı" kadar taş düşsün

Başınıza "bekâr seyircilerimizin haber alma hakkı" kadar taş düşsün!

Selahattin Yusuf
Selahattin Yusuf Gazete Yazarı

Son Televole programlarının arasında, elde zap aleti, ha babam de babam dolaş dur. Maksat, orijinal birşey yakalamak. Aslında programın repliklerini sunan arkadaş, iyi sıhhatte olsunlar, zaten epeyi acaip bir ses tonuyla aktarıyor gelişmeleri. Diyelim Seda Sayan "Allah kısmet ederse, inşaallah" mı demiş: Herif pankreasını şişirip gırtlağından öyle bir yırtınıyor ki; "Seda Sayan Hizbullahçı mı sayın seyirciler, işte görüntüleri getiriyoruz ekranlarınıza!" derken sanki Hakan Şükür''ün Leeds kalesi önündeki hücumunu anlatıyor. Bir telâş, bir heyecan bir velvele ki sormayın. Herif, olmayan heyecanı, olmayan anlamı, olmayan haberi, hatta ve hatta olmayan görüntüyü, sırf sesiyle oldurabilirmiş gibi çırpınıyor da yırtınıyor, çatlıyor da patlıyor!..

Gene bir tanesinde gördüm. Bir Rus manken (!) gelinlik giymiş. Programın başında bir kez haber verildi ve "az sonra" denildi. Patlayan bomba enteresandı doğrusu. Bir defilede, firma sahipleri bir Rus mankene transparandan da öte, mankenin edep yerlerini tamamen açıkta bırakan bir gelinlik giydirmişlerdi. Televole ekibini inciten ve derinden yaralayan bir durumdu bu. "Bekâretin ve masumluğun sembolü olan gelinliğimiz..." diye yırtınıyordu gene spiker, Leeds kalesinin önüne doğru gelen bir hava topuyla Hakan Şükür''ün hikâyesini anlatırken İlker Yasin''in takındığı ses tonuyla; bir Rus mankeni üzerinde rezilliğe dönüştü! Baktım. Hakkaten öyle. Bravo Televole be! Aferin oğlum! Kaptın getirdin avı! İyi iş, bravo. Ama o da ne! Bizim Televole, galiba yakaladığı avı yemek isteyen karaktersiz av köpekleri gibi ayak sürüyor galiba!.. Bir kere en başta görüntülerin üzerinden şöyle bir geçilmişti. Sonra bir kere daha o -muhtemelen fahişe- Rus''un kaba etlerini bir leşle burnumuza işkence eder gibi evlerimize kadar getirdi. Sonra bir daha, bir daha...

Bir kere yakalamıştı ya edepsizliği rezilliği ve kepazeliği; bir daha bırakmak istemiyordu. "Bizi derinden inciten bu defileye" salak Türkler de iyice üzülsün ve kendilerinin anladıkları kutsal değerlere saldırı ve istismar olayını onlar da iyice anlasınlar diye, tekrar tekrar...

En sonunda, fecaatin boyutları birdenbire değişti ve iş trajediden komedi sularına intikal etti. Spiker, nihayet anlamış mıydı acaba durumun vahametini? Çünkü, sesi biraz alçalmış ve ciddiyet tonuna yaklaşmıştı. Diyordu ki; "Bu haberi yayınlayıp yayınlamamakta çok tereddüt ettik. Ancak sonunda bekâr seyircilerimizin de haber alma hakkını göz önüne alarak..." Alt dudağım sarktı, gözlerim büyüdü. Ben de bekârdım. Ama bu haberi ilginç bulmaya nasıl nasıl yanaşabilirdim? Ya o "el tekrarû ahsen; velevkâne yüz seksen" mantığını nereye koyacaktık?!

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.