Yazarlar Türkiyenin neoconları kimlerdir?

Türkiye’nin neoconları kimlerdir?

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı

Oryantalist bakış açısı zannedildiğinden daha derinlere işlemiş durumdadır. Göçmenlerin Suriye’den ve ya Afganistan’dan gelmesinin fark oluşturmadığını, tepkilerin benzerliğinden anlıyoruz. Suriyeli ve ya Afganistanlı göçmenlerle ilgili kullanılan tanımlayıcı kavramların “milliyetçi” bir duruşa tekabül ettiğini de söyleyemeyiz. Amerika’da neoconların İslam coğrafyası ve Türkiye ile alakalı yaklaşım biçimindeki düşmanca tutum ile benzerlik çok dikkat çekicidir. Onlar da İslam coğrafyasını, Türkiye’yi ve Erdoğan’ı nefret objesi olarak görüyorlar. Türkiye’deki neoconlar da coğrafyamızla alakalı gelişmeler karşısında benzer bir tutum takınıyor. Göçmenlere düşmanlık göstermekle kalmıyorlar, İslam coğrafyasının farklı meselelerine aynı zaviyeden baktıklarını birçok defa gördük.

Arap Baharı ya da “one minute” çıkışından sonraki gelişmelerin dökümü yapılsa ve kimin nerede durduğu tespit edilse oryantalist bakışta devamlılık olduğunu görürüz. Avrupamerkezci ve oryantalist bakışın içselleştirilmesi coğrafyadan kopuşu da beraberinde getirdi. Hâlbuki emperyalist devletlerin müdahalesi ile coğrafyamız yeni bir çözülme dönemi yaşıyordu. 1991’de başlayan yeni istila ve işgal döneminin devamı olarak devlet yapıları çöküyor, örgütlü yapılar güçlendiriliyordu. 11 Eylül’den sonra ikinci aşamaya geçilmiş, işgal ve istila çok daha geniş bir alan yayılmıştı. Yaklaşık on yıllık aralıklarla muazzam büyüklüklerde müdahaleler yaşandı. Emperyalist devletler neredeyse coğrafyamızın tamamını işgal ve istila ediyordu. Buna rağmen Arap Baharı ile birlikte Mısır’da yeni bir dönemin kapıları aralanabilirdi. Türk medyasının o zamanki tutumunu muhakkak gözden geçirmek gerekir. Mursi, çok kısa bir süre iktidarda kalabildi. İktidarda çok kısa bir süre kalmasına rağmen Mursî iktidarına ve İhvan’a yöneltilen eleştirileri tespit edip kaçta kaçının Sisi’ye yöneltildiğini sorabiliriz. İsrail’in ve Batılı emperyalist devletlerin bakış açılarını da hiçbir eleştiriye tabi tutmadan benimsediklerini söylemekte bir sakınca yok. Zaten Türkiye’de neocon siyasî kimlik ya da Türkiye’nin neoconları tanımını da bu sebeple uygun görüyoruz.

Türkiye, Somali’ye yöneldiğinde de benzer bir oryantalist bakışa sahip oldukları anlaşılıyordu. Türkiye’nin coğrafyamızla ilgili bütüncül bir bakışı ilmek ilmek ördüğünü muhakkak görmeleri gerekirdi. Son otuz yılda coğrafyamızın geneline yönelik olarak birbirini takip eden üç ayrı müdahale yapıldı. Bu müdahalelerin ana hedefinde Türkiye de vardı. 2013’ten 15 Temmuz 2016’ya kadar geçen sürede yaşananları bir bütün halinde ele almak gerekir. Türkiye’yi hem içeriden hem de dışarıdan baskılarla hareketsiz kılmak istediler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesi ile “diz çöktürmek” istediler. Fakat geçen bu otuz senede Türkiye’nin de muazzam bir direnç ürettiğini görüyoruz. Yerlilik ve millîlik kavramları birkaç günde ortaya çıkmadı. Türkiye’nin diz çökmemesi coğrafya için bir dayanak noktasının oluşması anlamına gelmiştir. Afganistan’ın ve Suriye’nin göçmenlerine bu gözle bakmak gerekir. Bir dayanak noktasına ihtiyaçları vardı ve coğrafyanın çözülmemesi için Türkiye’nin onlara sahip çıkması bir zorunluluktu. Özellikle Türk ve İslam coğrafyasından Türkiye’ye getirilen öğrencilerle ilgili de benzer dışlayıcı bir bakışın oluştuğunu bilmeyen yoktur. Artık Türkiye’nin coğrafyamızın bütününe yönelik bütüncül bir bakışa sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Muhafazakâr muhalefet de coğrafyadan uzaklaştı. Yeni kurulan partilerin sözcülüğünü yapan yayın organlarının oryantalist ve Avrupamerkezci bakışı içselleştirdiğini söyleyebiliriz. Onlar da Libya’da ne işimiz var, Azerbaycan’da ne işimiz var, Afganistan’da ne işimiz var demekle coğrafyamıza yönelik bütüncül bakışa karşıtlık üretiyorlar. Kısa bir zaman içinde neoconların sözlerini birebir kopyalayacaklar. FETÖ’cüler Türkiye’ye en büyük darbeyi MİT TIR’ları hadisesi ile vurdu. 2014’te Türkiye’yi uluslararası düzlemde “terör” ile özdeşleştirerek diz çöktürmeye çalıştılar. FETÖ’cüler için de sorun Suriyeli göçmenlerle sınırlı değildi. Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru inşa etmek için Türkiye’nin gözlerini kör etmek istemişlerdi. Suriye’de dönemsel bir başarıya ulaştıklarını da görmemiz gerekir. Türkiye’yi müdahale edemez hâle getirmişlerdi. Suriyeli göçmenlerle ilgili nefret söylemini günlük gelişmelerle anlamlandırmak doğru olmaz. Artık, coğrafyanın çözülmesi açısından Suriye’nin kuzeyinde inşa etmeye çalıştıkları terör koridorunun çok önemli olduğunu herkes teslim ediyor. Türkiye bu koridoru parçalamakla aynı anda üç terör örgütüne darbe vurdu. Kimler rahatsız olduysa Türkiye’nin neoconları onlardır.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.