
Arapların 1948’de İsrail karşısında aldığı kitlesel yenilginin ardından, Suriyeli Hristiyan akademisyen Kustantîn (Constantin) Zurayk (1909-2000), aynı yılın ağustos ayında, hezimetin sebeplerine değindiği bir kitap yayınladı. Beyrut’ta basılan 96 sayfalık kitap “Ma’nâ en-Nekbe” (Felaketin Anlamı) adını taşıyordu. Zurayk’ın kullandığı “Nekbe” ibaresi, İsrail’in kuruluşuyla birlikte Filistinlilerin içine sürüklendiği felaketler silsilesinin özel adına dönüşecekti.
Zurayk, güçlü Arap milliyetçisi eğilimlerinin de etkisiyle, yaşananların “özeleştiri” perspektifinden ele alınması gerektiği kanaatindeydi ve şöyle diyordu:
“Yedi Arap ülkesi, Filistin’de Siyonizm’e karşı savaş ilân etti. Ancak onun karşısında mecalsiz kaldı ve topuklarının üzerine geri döndü. Siyonizm’i yok etmek üzere savaşa giren ülkeler, Filistin topraklarının çoğunu -hatta BM’deki paylaşım planında Araplara bırakılan yerlerin bile bir kısmını- İsrail’e terk ederek savaştan çekildiler. Oysa daha önce, Arap ülkelerinin temsilcileri, düzenlenen yüksek düzeyli toplantılarda ateşli nutuklar atarak, Arap ülkelerinin ve halklarının harekete geçeceği uyarısında bulunmuşlardı. Arap Birliği’nin toplantılarında, açıklamalar, resmî görevlilerin ağızlarından bomba gibi dökülmüştü, fakat harekete geçmek kaçınılmaz hale geldiğinde, açılan ateş cılız ve sakindi... Savaş patlak verdiğinde, kamu diplomasimiz, muhayyel zaferlerimizden söz ederek Arap halklarını uyutuyordu. Arapların Filistin’de yenilmesi küçük bir sürçme değil, aksine -kelimenin bütün anlamlarıyla- bir felâkettir. Hatalarımızı kabul ve bu felâketteki sorumluluğumuzu idrak etmek durumundayız.”
Sonraki yıllarda, içinde yaşadığı toplumu çok yakından izleyen bir tarihçi olarak meseleyi irdelemeyi sürdüren Zurayk, 1966’da yeni bir kavram ortaya attı: “İlmu’n-Nekbe” (Felaketin İlmi). Ona göre, Araplar İsrail’le ancak ilim ve bilim temelli bir mücadeleye girerlerse başarı kazanabilecekti. Zurayk, “Araplar, Filistin’deki hedeflerine ulaşmanın çok uzağında” diyordu.
1967’de gerçekleşen Altı Gün Savaşı’yla, İsrail’in Ürdün’den Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı, Mısır’dan Sina Yarımadası’nı, Suriye’den Golan Tepeleri’ni ve Lübnan’dan Şeba Çiftlikleri’ni alması üzerine, Kustantîn Zurayk yeni bir kitap daha yazdı. “Ma’nâ en-Nekbe Muceddeden” (Felaketin Anlamı, Yeniden) adlı 124 sayfalık kitapta, önceki kitabında değindiği hezimet sebeplerinin ayniyle geçerliliğini koruduğunu belirten Zurayk, yenilgiye üç yeni sebep daha ilave ediyordu: İlmî gerileme, Araplar arasındaki ihtilaf ve çekişmeler ve siyasal süreçlere halkın katılımındaki eksiklikler.
Bu hafta, Filistin’de ve Filistin diasporasının yoğun biçimde yaşadığı bütün ülkelerde Nekbe törenleriyle geçti. 1948’den günümüze, 78 yılın ardından, Filistin meselesi bugün dünyanın tamamının gündeminde olduğundan, Nekbe’nin içeriğine veya manasına dair detaylar göze çarpmıyor artık. Herhalde aynı sebeple olsa gerek, Arap dünyasının kendi içinden, Kustantîn Zurayk’ın yaptığı türden özeleştiri ve tahlillere de pek rastlanmıyor. Dolayısıyla, Nekbe merasimlerine mevcut duruma yönelik derin ve yaygın bir kabulleniş eşlik ediyor. Yürüyüşler, protestolar, seminerler, paneller… Adeta robotlaşmış, programlanmış ve otomatiğe bağlanmış törenler. O kadar. Ötesi ve dahası yok.
Oysa 78 yıl sonra bugün, hazır İsrail işgali bütün dünyada sorgulanıp yargılanırken, Nekbe’nin neden ve nasıl yaşanabildiğini tahlil etmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Bunu yapacak olan da bizatihi Araplar ve öncelikle Filistinli nesillerdir. Geçen zaman içinde Filistin diasporası, kendi içinden çok sayıda yetkin âlim, akademisyen, araştırmacı, gazeteci, entelektüel, düşünür ve siyasetçi çıkardı. Bu birikimin, her türlü siyasî, güncel ve geçici ajandanın ötesine geçerek bir araya getirilmesi ve bir gelecek tasavvurunun oluşturulabilmesi istikametine kanalize edilmesi gerekiyor.
Meselenin şöyle acı bir tarafı da var tabii: Kustantîn Zurayk’ın Nekbe’nin anlamına ve sebeplerine dair yazdıkları, sanki şimdi kaleme alınmışçasına güncelliğini ve geçerliliğini koruyor. Onca yılın ardından, en azından bazı aksaklıklar düzeltilmiş olabilseydi…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.