Dizilere destek veren jenerikteki şirketler ve ilkesizlik

04:0021/01/2026, Çarşamba
G: 21/01/2026, Çarşamba
Yaşar Süngü

Televizyonlarda her akşam o çok izlenen yerli ve milli diziler sayesinde herkes mafya uzmanı oldu. Anne baba olarak o dizileri çocuklarla beraber izlerken o dizilerde yer alan ve bizim hoşgörü ile seyrettiğimiz şiddet sahnelerinin çocukları nasıl etkilediği kimsenin umurunda değil. Onu düşünecek bir kafa da yok muhtemelen. Tek istediğimiz şu; Aksiyon olsun, bizi akşamları televizyon başında eğlendirsin, biz kuruyemişlerimizi yiyelim, vaktimiz ölsün yeter. Vaktimizi böyle öldürürken dizi dizi kaç

Televizyonlarda her akşam o çok izlenen yerli ve milli diziler sayesinde herkes mafya uzmanı oldu.

Anne baba olarak o dizileri çocuklarla beraber izlerken o dizilerde yer alan ve bizim hoşgörü ile seyrettiğimiz şiddet
sahnelerinin çocukları nasıl etkilediği
kimsenin umurunda değil.

Onu düşünecek bir kafa da yok muhtemelen.

Tek istediğimiz şu; Aksiyon olsun, bizi akşamları televizyon başında eğlendirsin, biz kuruyemişlerimizi yiyelim, vaktimiz ölsün yeter.

Vaktimizi böyle öldürürken dizi dizi kaç tane çocuk ruhu ölüyor bilmiyoruz.

**


Efsane olmuş Kurtlar vadisi dizisinin mafya babası Çakır dizide öldürüldüğünde dışarıda gıyabi cenaze namazı kılmış bir topluma nasıl döndürüldüğümüzü
üniversiteler
neden araştırmıyor bilmiyorum

**


Senarist “efendilere”
göre Türk toplumunda bir iyi mafya var bir de kötü mafya.

İzleyici olarak bizlerde her akşam bu iki mafyanın arasındaki mücadeleyi seyrederken kalbimiz iyi mafyadan yana oluyor.

İyi mafyanın cinayetlerini hırsızlıklarını hoş görürken, kötü mafyanın hırsızlık ve cinayetlerine kızıyoruz.

Mafyanın ve şiddetin olmadığı yerli bir dizi yok buna TRT dahil.

Özel kanallardaki şiddet ve ahlaksızlığı meşrulaştırıcı senaryoları da doğru bulmuyoruz ve bu konuyu denetleme ve yönetme makamındaki yetkili organlara havale ediyoruz ama devlet kanalında aynı yanlışları eleştirmeye hakkımız olduğunu düşünüyoruz.


**


TRT’nin tarih dizileri baştan sona şiddet, sanırsın ki Osmanlı gönülleri kılıçla fethetmiş ve 500 yıl yaşamış.

Aile dizileri de evlere şenlik.

Cennetin çocuklarında bile komikleştirilerek meşrulaştırılmış bir mafya var.

Sanki “
komik mafya da olur
” dedirten cinsten.

Belki de en tehlikelisi budur.

Hele şimdi çok tutulan bir Karadeniz dizisi var ki taşacak bir türlü taşamıyor.

Adil Koçari ile Şeref Furtuna’nın
adamları her dizide en az 3 kere birbirlerine silah çekerek birbirlerinin üstlerine yürüyorlar, silahlar alınlara dayanıyor sonra konuşuyorlar ve silahlar tekrar yerlerine konuyor.

**


Şimdi bu bol şiddet içeren dizileri seyreden ergen çocuğun dışarıda arkadaşları ile aynı sahneleri tekrarlamak istediğini hayal edin.

Sonuç dizideki gibi olmaz; Hepsi birbirini vurur. Sokaklarda çekilen o silahlar ve bıçaklar tetiğe basılmadan, bıçak vücuda girmeden olay bitmez.

Dizilerdeki bıçak yaraları iyileşir, sokaktaki bıçak yarası öldürür.

**


Sosyolojik olarak bu yerli dizilerin tamamının toplumda
şiddeti meşrulaştırdığını
iş hayatında ve aile yaşamında çalmayı çırpmayı, ahlaksızlığı normalleştirdiğini görmemek mümkün değil.
Bu dizilerden bu senarist ve senaryolardan topluma rol model çıksa çıksa bugünkü gibi
çocuk çeteler, uyuşturucu mafyası ve kısa yoldan zengin olmak için dijital kumar batağına saplanan insanlar çıkar.

**


Güçlü bir devlet olabilmek için gençlere rol model olacak toplumsal ahlakı önceleyen senaryolar lazım.

Dizilerin sonunda dakikalarca akan jenerikte yer alan sponsor şirketlerin sahip ve yöneticileri, “
Biz nasıl bir diziye destek veriyoruz. Sponsor olduğumuz dizilerde gençlere iş hayatında rol model olacak oyuncular, sahneler var mıdır
” diye kendilerine ve dizi yapımcılarına soruyorlar mıdır?

Sormuyorlarsa sormaları gerekir.

Çünkü gençlerin bugün yaşadığı “
akran cinayetleri, kopya cinayetler
” denen durumundan onlar da sorumludur.
Bu anlayış mafya dizilerine bilerek veya bilmeyerek sponsor olan şirketlerin üzerlerine borç
olarak yazılan sosyal sorumluluk görevidir.

Son akran cinayetinde öldüren 15 yaşında, ölen 17 yaşında.

Bu ikisinden biri hepimizin çocuğu olabilir.


**


Trump’ın
hukuk tanımazlığını ve eşkiyalığını,
İsrailin
soykırımını “güçlü olan yapabilir” kafasıyla
normalleştirmeye çalışanlar
, “dünyanın yeni normali bu” diye yutturan sözde akıllı başlı akademisyen yazar, siyasetçi, uzman tipler
pirincin içindeki beyaz taşlar gibi tehlikeli.
Çünkü
şiddeti normalleştiriyorlar.

Dünyanın yeni normali ahlaksızlık eşkıyalık, çocuk öldürme, açlığa mahkûm etme, toplu katliam değil.

Gazze’de 10 bin çocuğun hedef gözeterek göğsünden vurularak öldürülmesi dünyanın yeni normali olamaz.

Cinayetleri, haksızlıkları, hukuksuzluğu meşrulaştıramayız.

Bunlar arızi, geçici durumlardır.

Adalet ve evrensel ahlak dünyanın her döneminde savunulmalı ve değişmeyen kural olduğu da unutulmamalıdır.

#dizi
#senaryo
#şiddet
#çocuk