Konu sadece Yemen değil, Suudi Arabistan’ın sahneye dönüşü

Yasin Aktay
Yasin AktayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 14/01/2026, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
Konu sadece Yemen değil, Suudi Arabistan’ın sahneye dönüşü
Geçtiğimiz yılın son günlerinde Yemen’in doğusunda yaşananlara karşılık Suudi Arabistan’ın (SA) verdiği beklenmedik tepki bir anda bütün Ortadoğu’da inceden inceye işlemekte olan bir büyük planı ifşa etti. İfşa edilen planın içinde bir ihanet, bir kuşatılma ve bir müttefikin uzun süre kendi adına çalışmasının ve diğer ortaklarına karşı kendi adına çalışmasının edişinin hikayesi vardı.
Yemen’de SA’ın şimdiye kadar sessiz kalmak dolayısıyla herkesin şaşırdığı bu büyük planın aslında herkes farkındaydı.
Herkes BAE’nin aslında SA’nın sadık bir müttefiki olmadığını, onun sadece kendisine çalışıyor olduğunu çok iyi biliyordu. Yemen’de sözümona Husilere karşı başlayan ve güya Yemen’de istikrarı sağlamak üzere devreye giren
Kararlılık Fırtınası
nın kararlılıkla alakasının kalmamış olduğunu, Yemen’in adım adım tam bir bölünmeye ve SA’nın sınırlarında dinmeyen bir kaosa ve güvenlik sorununa dönüştüğünü herkes görüyordu.
Bu gidişat Koalisyonun birlikte hareket ederek ortaya çıkardığı bir durum değildi.
Aksine ortaklardan birinin (BAE) diğer ortağa karşı bir gizli planının sonucuydu. Ama mevzu sadece “Yemen içi” veya Yemen’le sınırlı bir güç mücadelesi de değil;
Kızıldeniz–Aden Körfezi–Afrika Boynuzu hattında
nüfuz mimarisinin yeniden kurulmasına dönük daha geniş bir satranç tahtasının görünür hâle gelmesiydi.
SA’nın Mukalla çevresindeki hamlesi ve devamındaki diplomatik kopuşlar, Riyad’ın uzun süre “örtük” yürüttüğü rekabeti
açık bir devlet siyasetine
dönüştürdüğünü gösteriyor. Nitekim, SA’nın BAE’yi
Yemenli ayrılıkçı lider Aidarous el-Zübeydi’nin kaçışına yardım etmekle
suçlaması; Zübeydi’nin Aden’den deniz yoluyla Somaliland’a, oradan Somali üzerinden BAE’ye ulaştığı iddiaları; buna paralel olarak Yemen sahasında STC’nin (Güney Geçiş Konseyi) geri itilmesi gibi gelişmeler, Riyad–Abu Dabi ilişkilerinde “müttefiklik” yerine tam bir rekabet hatta husumet durumunun oluştuğu yeni bir evreye işaret ediyor.
Yemen’de BAE’nin devreye soktuğu senaryonun
Suriye’de, Sudan’da ve Somali’de
de aynı şekilde işlenmesi ortaya başrollerinde BAE’nin olduğu ama neticesi tamamen İsrail’e yarayan bir büyük tasarımın olduğunu gösterdi.
Bunu SA’ın da fark etmemesi mümkün değil. Nitekim Yemen’de herkese sürpriz gibi gelen hamlesi bunun epeydir farkında olduğunu ve buna artık dur demesinin vaktinin geldiğini gösterdi.
Esasen daha önce de söylediğimiz gibi Yemen’de sorunun çözümü, istikrarlı bir yönetimin kurulması ve SA için de güvenli bir sınırın oluşturulması hiç de zor değildi.
Orada BAE, SA ve Mısır arasında oluşan İhvan karşıtı hassasiyet ortaklığı Yemen’de çok daha yakın ve kolay çözümden uzaklaştırdı.
Ancak bu hassasiyetin bilhassa BAE tarafından her iki ülkeyi daha iyi manipüle etmek üzere çok farklı bir şekilde değerlendirilmiş olduğu anlaşılıyor.
Yoksa İhvan Yemen’in toplumsal derinliğinden hiç sökülemeyecek organik bir doku. Ona karşı sergilenen hassasiyet yel değirmenlerine karşı savaşma noktasına getirebilir. Bu hassasiyet her türlü rasyonel stratejik çözümleri devre dışı bıraktı ve yavaş yavaş hem SA’nın hem de Mısır’ın daha fazla kuşatılmasına yol açtı. Ta ki asıl gerçek ve önemli tehditle karşı karşıya bırakıncaya kadar.
BAE’nin Yemen’de Güney Geçiş Yönetimi adına silahlı milislere açtığı alan ile Sudan’da Hızlı Destek Güçlerini silahlandırarak açtığı alan, İsrail’in Suriye’de SDG’ye yaptığı yatırımlarla aynı modelde ilerliyor.
Neticesinde ne İsrail’in ne de BAE’nin bu bölgelerde bir sosyolojik ağırlığı veya derinliği yok. Ama yaptıkları bu hamlelerle Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye’yi sürekli uğraştıracak sınır sorunlarıyla baş başa bırakmak ve kuşatmak. İsrail’in stratejik oyun kurma tarzının bu olduğu zaten belli. Bölgede güçlü bir ülke istemiyor.
SA ile görünürde bir “normalleşme” umudu ile ve ABD’nin tavassutunda iyi ilişkiler varsa da İsrail’in SA’yı bir doğal müttefiki olarak görmesi mümkün değil.
BAE ile iyice ifşa olmuş ilişkisiyle oynadıkları oyunlar bu hasmane ilişkiyi de giderek açığa çıkarıyor.
Şimdiye kadar özellikle normalleşme ve
İbrahim Anlaşmaları
na olumlu yaklaşımı dolayısıyla SA neredeyse İsrail’in güdümünde bir ülke gibi görülmeye başlamıştı. Ancak mevcut gidişat SA’nın İsrail tehdidini görmemesinin de, bunda BAE’nin nasıl bir rol oynadığını fark etmiyor olmasının da mümkün olmadığını gösteriyor.
Bu bağlamda SA’nın Yemen’deki son hamleleri, yalnızca taktiksel bir askeri müdahale değil; bu parçalama modeline karşı geç kalmış ama kritik bir farkındalığın ifadesidir.
Riyad, Yemen’i zayıf tutmanın kendi güney sınırlarını ve bölgesel konumunu doğrudan tehdit ettiğini fark etmiş; BAE’nin yürüttüğü vekil siyasetinin, nihayetinde İsrail’in çıkarlarına hizmet eden bir kuşatma stratejisine dönüştüğünü görmüştür.
Sonuç olarak, Sudan’daki RSF, Suriye’deki SDG, Yemen’deki STC ve Afrika Boynuzu’ndaki Somaliland örnekleri,
BAE eliyle işletilen ve İsrail’in bölgesel çıkarlarını tahkim eden sistematik bir parçalama modelinin
parçalarıdır. Bu model, Arap dünyasını güçlü devletler toplamı olmaktan çıkarıp, yönetilebilir kırılgan alanlar bütününe dönüştürmeyi hedeflemektedir.
Dolayısıyla mesele tek tek ülkelerin iç sorunları değil; bölgesel egemenliğin geleceğini belirleyecek ölçekte bir stratejik yönelimdir.
Bu modele karşı geliştirilecek her direnç, yalnızca bir ülkenin değil, bütün bir bölgenin siyasal kaderini etkileyecektir.

SA’nın bu hamlesi hiç kuşkusuz bölgede şu ana kadar geçerli olan bütün ittifaklar haritasını yeniden şekillendirici bir etki yapmaya adaydır. Belki de SA’nın bölgesel siyaset sahnesine geri dönüşünün bir resmidir.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026