Kavrayamadığımız hayat için yeni şeyler söyleyemeyiz.
Bilmediğimiz, kavrayamadığımız bir dünya için söz üretemeyiz, reçete üretemeyiz, eleştiremeyiz.
Ya ne yaparız?
Ağıt ile isyan arası haykırış eşiğinde ağlaşır dururuz en ziyade.
Tanzimat aydınları nasıl bir dünyaya yürüdüklerini tam olarak kavrayamamıştı. Lakin nasıl bir dünyadan kopmakta olduklarını biliyorlardı.
Biz nasıl bir dünyaya yürüdüğümüzü biliyoruz. Bilinmeyen, belirsiz, ölümün öldürüldüğü, ahiret inancının her gün bizzat Müslümanlar tarafından talan edilmekte olduğu bir dünyaya doğru son sürat gidiyoruz.
Tanzimat ve Meşrutiyet aydınları "Yeni Hayat" için projeler sunuyordu.
Biz her yeninin, içinden bin yeni çıkardığı bir çağda yaşıyoruz.
"Birinci Dünya Savaşı''na at üstünde giden komutanların pek çoğu 2.Dünya Savaşı"nın atom bombası ile bittiğine tanık oldu."
Dünyanın değişim hızını bu örnekten daha iyi hiç bir şey anlatmıyor.
Dünya değişiyor lakin bizim dünya ile denk giden değişim hızımız üretime değil tüketime dair.
Taksit ile pırlanta almak, lüks saat almak bize mahsusmuş...
Sevinelim mi üzülelim mi bu habere!
Dün tüketemediğimiz pek çok şeyi bugün pek hızlı bir şekilde tüketir olduk. Bazılarımız buna pek bir seviniyor bazılarımız sokakta açları gördükçe, vara yoğa kutlama yapanlar adına kederleniyor. ARAMIZDAKİ FARK BU ARKADAŞLAR! İdeolojik filan değil. Kalbi olanlar ile olmayanların farkı.
Bir da aklı yetenler ile yetmeyenlerin farkı var elbette.
Aklı yetenlerin sorduğu soru şu:
Dün üretemediklerimizi bugün üretebiliyor muyuz? Otomobil, uçak, bilgisayar vs.
Dünya fuarları üzerinden gidelim, dün dünya pazarlarına ne sunuyorduk bu gün ne sunabiliyoruz?
1893 Şikago Fuarı''na tarım ürünleri ve temsili cami, temsili Dikilitaş ile dahil olmuştuk. Ha bir de çadırların önündeki fal bakan kadın büyük ilgi odağı olmuştu bunu da unutmayalım.
Biz tarihi mekanlar, folklorik unsurlar üzerinden tanımımızı ve dahi tanıtımımızı yaparken, fuarı düzenleyen Amerika bütün dünyaya elektrik enerjisini "GÖSTERİYOR"du.
Dünya fuarları ülkelerin kendi ürettikleri ürünleri pazarlama fuarıdır, folklorik bir eda ile poz verdiği değil.
Bir kaç ay önce Türkiye Güney Kore"ye gitti. 1893 Şikago sergisinde sergilediklerimizden ala birşey götürebildik mi?
Bir de Güney Kore"nin dünya için sergilediklerine bakalım. Arabadan bilgisayara cep telefonuna teknolojinin her kaleminde Japonya ile yarış halindeler.
Diyeceksiniz ki biz dizi film pazarlamaya Güney Kore"den önce başladık. Bakınız bu doğru. Biz Ortadoğu"da "Türkcan"lar konusunda ne kadar başarılı olduk pek bilmiyorum ama Güney Kore dizileri liseli gençlik arasında "Korecanlar" olarak pek muteber.
Velhasıl diyorum ki, Tanzimat, Meşrutiyet aydınları medeniyeti alırız kültürü kendimiz inşa ederiz diyordu. Bu gün biz hala bu cümleyi kurmaya devam edemeyiz. Mesaj medeniyetin içinde gizli. Batı medeniyetinin içine milli kültür inşa edilemiyor.
Netice olarak, muhafazakar zihniyet baby shower kutluyor seküler zihniyet cadılar bayramını.
Pazartesi günkü gazetelerde kimin en "cadı", "ne cadı" olduğunu görmüşsünüzdür muhakkak.
Başlıklar :

