İki bavulda tarihimiz saklı

Ayşe Olgun
Ayşe Olgun
04:0024/02/2019, Pazar
G: 23/02/2019, Cumartesi
Yeni Şafak
FOTOĞRAF: SEDAT ÖZKÖMEÇ
FOTOĞRAF: SEDAT ÖZKÖMEÇ

Geçtiğimiz hafta ABD’de vefat eden dünyaca ünlü tarihçimiz Kemal Karpat, çocukluk yıllarından tanıdığı İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurucularından İbrahim Temo’nun yurt dışına çıkan diğer arkadaşlarıyla Türkiye üzerine yaptıkları yazışmalarının yer aldığı iki bavul mektubu İstanbul’a getiremediği için üzgün olduğunu bir yazısında dile getiriyor. Temo’nun oğlunun vefat etmeden önce bu mektupları Arnavutluk Sefareti’ne bıraktığını hatırlatan Karpat Türk yetkililerden bu mektuplara sahip çıkılmasını istemişti.

Geçtiğimiz hafta 96 yaşında vefat eden ünlü tarihçimiz Kemal Karpat yarın düzenlenen devlet töreniyle öğlen namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Fatih Camii haziresinde defnedilecek. Fatih Camii haziresinde bundan yaklaşık üç yıl önce vefat eden kendi gibi tarihçi ve aynı zamanda yakın dostu Halil İnalcık de yatıyor. Ülkemizin ve dünyanın önde gelen iki tarihçisinin dostluğu 1958 yılına yani bundan 60 yıl öncesine dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın akademisyenler onuruna verdiği bir resepsiyonda başlıyor. Karpat geçtiğimiz yıllarda Timaş Yayınları arasında çıkan Bir Ömrün İnsanları - Türkiye’den ve Dünyadan Portreler kitabında bu tanışmayı ayrıntılı şekilde anlatıyor.

RENKLİ BİR ÖMÜR

Kitap sadece iki büyük tarihçinin dostluklarıyla sınırlı değil. 96 yıllık ömre birbirinden renkli simalarla hatıralar sığmış. Kimler yok ki… Babasının cenaze namazını kılan Dorbucalı Türkler’in lideri Başmüftü Ethem Kurtmolla , yine okul yıllarından tanıdığı İbrahim Temo ve oğlu Naim Temo, İstanbul’a geldikten sonra Gagavuz Türkleri üzerine çalışması için teşvik eden Hamdullah Suphi Tanrıöver, Ortadoğu ve Osmanlı tarihi çalışan Bernard Lewis, ABD’de tanıştığı ünlü iş adamı ve Acık Toplum Vakfı’nın kurucusu George Soros, kendisini beyaz Saray’a davet eden ABD Başkanı Jimmy Carter ve daha nice isimler, anılar, tanıklıklar...

Dobruca’da doğan Karpat’ın çocukluğundan okumak için geldiği İstanbul Hukuk Fakültesi’ne oradan ABD’ye uzanan uzun bir yolculuktan geriye edebiyattan, iş dünyasına, siyasetten akademi dünyasına pek çok isimle yolu kesişmiş. Karpat’ın anlatımıyla önce Romanya sınırlarına kadar uzanıyoruz:

DEVLET MALLARINA EL KOYAR

Kemal Karpat Dobruca’da Müslüman çocukların okuduğu Mecidiye Medresesi’nde 1942 yılına kadar imam hatip tahsili görüyor. 1942’de ailesini orada bırakıp İstanbul’a gelen Karpat, Haydarpaşa Lisesi’ne kaydoluyor. İkinci Dünya Savaşı’nın açlık ve yoksulluğuyla tek başına İstanbul’da mücadale eden Karpat Romanya’nın Sovyet Birliği tarafından işgal edilmesinden sonra babasından kalan bütün varlıklarına devletin el koyduğu haberini alıyor. Süleyman Demirel’in desteğiyle 1967’de mal mülkü elinden alınıp sokağa atılan annesini güç bela İstanbul’a getirmeyi başarıyor. İstanbul Hukuk Fakültesi’nde eğitimini tamamlayan ve daha sonra ABD’de akademik kariyerini sürdüren Karpat hatıralarını yazarken tarihçi gözlüğünü de çıkarmıyor. Mesela Dobruca’dan tanıdığı İttihat Ve Terakki Cemiyeti’nin kurucularından olan ve daha sonra Fransa’ya irtica eden İbrahim Temo’nun vefatından sonra oğlu Naim Temo Karpat’a Osmanlı’nın son dönemine ve İttihat ve Terakçilerin yurt dışındaki faaliyetlerine ışık tutacak iki bavul dolusu mektup vermek istiyor. Bu mektupların sahiplerine İbrahim Temo’nun Dobruca’dan para yardımı bilgisini de biz okurlarıyla paylaşıyor.

BİR DÖNEME IŞIK OLACAK MEKTUPLAR

Mektuplar hem Osmanlı Devleti’nin son yıllarını hem de ittihatçıların Paris Cenevre ve Londra’daki hayatlarına ışık tutacağı için çok önemliler. Şüphe çeker korkusuyla mektupları yanına alamayan Karpat şu bilgileri veriyor: “Nitekim Türkiye’ye ulaşınca Dışişleri Bakanlığı’ndan bir iki kişiyi gördüm ve kendilerine durumu anlattım. Eğer Naim Temo ile irtibata geçerlerse İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin mektuplarını alabileceklerini belirttim, ‘Bakarız,’ dediler. Sonradan anladığım kadarıyla hiçbir şey yapmadılar. Birkaç sene sonra tekrar Romanya’ya gittiğimde Naim Temo’yu gördüm. Çok memnun oldu(...) ‘ Türkiye tarafından kimse mektupları istemedi. Bir ara bu mektupların varlığından haberdar olan ve Türkiye üzerine araştırma yapan bir zat geldi, mektupları sordu ve almak istedi’ dedi. ‘Bu zatı tanımıyordum. Soruşturdum, hakkında pek iyi bilgiler almadım. Ben de mektupları vermedim. O da beni tehdit etti’ dedi. ‘Kendi rızanla vermezsen, devlet eliyle alırım’ demiş. Bunun üzerine Naim Temo, ‘Madem Türkiye bu tarihî dokümanları almadı. Rumen hükümeti mektupları elimden alacak ve ne yapacaklarını bilmediğim için, bunları Arnavutluk Sefareti’ne vermeye karar verdim. Nihayet Arnavutluk Sefareti’nden bir kişiye bu iki bavulu teslim ettim’ dedi. Şimdi bu mektuplar Arnavutluk’taki arşivlerde bulunmaktadır. Konuyla ilgili araştırma yapmak isteyenler bu mektupları görebilir. Nitekim yakından tanıdığım Profesör Şükrü Hanioğlu bizzat Tiran’a giderek bu mektupları okumuş ve incelemiştir. “ Karpat Naim TEmo’nun vefat ettiğini ancak onun çocuklarıyla ABD’de görüştüğünü de sözlerine ekliyor.


HALİL BEYLE TARİH ANLAYIŞIMIZ AYNIDIR

“Türk tarihini yeni yaklaşımlar ve kavramlarla ele alan, çok önemli bir tarihçi olduğuna, yazılarını ilk okuduğum zaman karar vermiştim. Ana kaynaklara inerek somut olayları geniş teorik çerçeve içinde ele alan Halil Bey, beni çok etkilemiş, yeni şeyler öğrenmeme vesile olmuştur. Halil Bey olayları teker teker analiz ederek temel sonuçlar çıkarmayı başarmış ve böylece benim gibi daha tarihçiliğin başlangıcında olan bir insan için örnek teşkil etmiştir. Okuduğum yazılarından çok faydalanmış ve kendisini tanımak için fırsat arıyordum. Böyle bir fırsat 1958 yılında önüme çıktı.” Cumhurbaşkanı rahmetli Celal Bayar’ın verdiği resepsiyonda tanışan iki tarihçi daha sonra da görüşmelerine devam etmiş. “Halil Bey Chicago Üniversitesi’ne geldikten sonra dostluğumuz ve yakınlığımız arttı” diyen Karpat o günleri de şöyle anlatmış kitabında: “Halil Bey’le sık sık görüşüyorduk, evine gider, hanımı Doç. Dr. Şevkiye Hanım’ın benim için özel olarak hazırladığı çiğ börekleri yerdim. Şevkiye Hanım başlı başına bir değerdi. O tarihlerde, yani 1970’lerin sonunda, 1980’lerinde başında Amerika’da Türk etütlerini destekleyecek bir enstitünün kurulması söz konusu olmuştu. Ben enstitünün kurucuları arasında olduğum gibi, birkaç sene de idare heyetinde bulundum. Halil Bey de idare heyetindeydi. Orada da görüşür, konuşurduk."

Halil İnalcık’la vefatından bir kaç yıl önce yaptıkları bir telefon konuşmasında İnalcık şöyle demiş Karpat’a : “Hâlâ çalışıyorum. Eylül’de 100 yaşına ulaşacağım, ama kafam eskisi gibi çalışıyor. Kitap okuyorum, kitap yazıyorum,” Karpat ise birlikte Sögüt’e gidelim demiş. Karpat dostunu şöyle tanımlıyor: “Tarihi yalnız kitaplardan değil, cereyan ettiği yerlerde incelemiştir. Halil Bey’le dostluğumuz 1958’den bu yana süregelir. Gerek benim gerek Halil Bey’in tarih anlayışı çok yakın olduğu için birbirimizi daha iyi anlıyoruz. “ Mekanları Cennet olsun!

İLK ÇALIŞMAM GAGAVUZ TÜRKLERİ

Kemal Karpat’ın hayatında önemli yeri olan isimlerden birisi de Hamdullah Suphi Tanrıöver’dir. 1945 yılında kendisini tanıdığını ve o yıllarda Romanya’da yaşayan Gagavuz çocuklarından bir grup çocuğu eğitim için Türkiye’ye getirdiğini ve bu çocuklarla ilgilenecek Rumence bilen birine ihtiyaç olduğunu öğrenince para kazanmak için bu işe talip olduğunu ve bu vesileyle Tanrıöver’le tanıştığını anlatan Karpat, Türk Ocağı Başkanlığı da yapan Tanrıöver’in Romanya’daki Türklerle ve özellikle de Gagavuz Türkleriyle yakından ilgilendiğini ve kendiine de Gagavuzlarla ilgili bir araştırma yapmaya yönlendirdiğini yazmış kitabında. Henüz üniversite öğrencisiyken Tanroöver’in verdiği bazı belgeler ve kendi bulduğu kitaplar ve makalelerle 200 sayfalık bir çalışma ortaya çıkardığını ancak Tanrıöver’in bunu kitap yapmasını istediğini söylüyor. Ancak bu kitap başka meşgalelerden dolayı bir türlü tamamlanamamış.”1991 senesinde arabamla, yanımda Mecidiye’deki okuldan tanıdığım tarihçi arkadaşım Mehmet Mustafa’yla Gagavuz bölgesine gittik” diyen Karpat onlarla tanışma hikayesini ise şöyle anlatıyor: Moldova Hükümeti ile Gagavuzlar arasındaki çatışmayı anlamak yerinde olur. Gagavuzları Ukrayna ve Rusya destekliyor. Moldovalılar ise Gagavuzlara hiçbir etnik hak tanımamakta direnmekteydiler, Mehmet Mustafa’yla yaptığımız seyahat tam da bu karışık zamana isabet etti. Moldovalılar Komrat’a gittiğimizi anlayınca ve arabamın İstanbul plakalı olduğunu görünce bize hiç yardım etmediler. Benzin dahi satmadılar. Nihayet Komrat’ın içine girdikten sonra iki gence, “Burada otel var mı?” diye sorduk. Türkçe konuşuyoruz. Türkiye’den geldiğimizi anlayınca bize, “Hoş geldiniz,” dediler. Gagavuz köylerine gittim, köylerin ileri gelenleriyle görüştüm. Daha sonra Gagavuz entelektüellerinin bulunduğu Moldova’nın başkenti Kişinev’e geçtik. Orada da bu kişilerle konuştuk. Tekrar Dobruca’ya döndük. Mehmet Mustafa Bükreş’e döndü, ben İstanbul’a döndüm. Gagavuzlar istediklerine bir dereceye kadar ulaştılar. Moldova devleti onlara bir dereceye kadar otonomi verdi. Gagavuz yerinin merkezi olan Komrat’ta bir Gagavuz üniversitesi açıldı. Hamdullah Bey 1966’da rahmetli oldu. Onunla son görüşmem, sanırım 1962’deydi, “Ah Kemal, hatırlıyor musun o eski günleri? Hiç olmazsa Romanya’daki Müslümanlara bir şeyler verebildik. Dünyayı da Gagavuzların varlığından haberdar ettik,” dedi. Çok muhterem ve sevdiğim bir kimseydi. Yattığı yer cennet olsun.

JİMMY CARTER BEYAZ SARAY’A DAVET EDİYOR

1979’da İran Devrimi olduğu dönemde ABD Başkanı Jimmy Carter’ın İran konusunu konuşmak için bir takım Ortadoğu’dan akademisyenleri Beyaz Saray’a davet ettiğini bu davetliler arasında kendisinin de olduğunu söyleyen Karpat, Carter’in Müslüman ülkelerini anlamadıklarını söylediğini İran’da ne olduğuyla ilgili yorum istediğini belirtiyor. Gelecek dönemde İran ve Türkiye’nin Ortadoğu’nun en güçlü aktörleri olacağını dile getirerek bu ülkelerle ilişkilerini iyi tutması yorumu yapması üzerine diğer Arap ülkesinden temsilcilerin Karpat’a itiraz ettiğini ve Oval Masa’da bile görüş birliğine varamadıklarını anlatırken bu davetten sonra gazetelerde haberinin çıkıp kendisinden ABD’de övgüyle bahsedildiğini de sözlerine ekliyor.

  • KEMAL KARPAT KİMDİR?
  • Dobruca’nın Babadağ kasabasında 1916 yılında dünyaya gelen Kemal Karpat, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra akademik çalışmalarına New York ve Washington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine devam etti. Birleşmiş Milletler Toplumsal Araştırmalar Bölümü’ndeki görevinin ardından sırasıyla Montana Devlet Üniversitesi, New York Üniversitesi, Princeton Üniversitesi, Robert Kolej, Bilkent Üniversitesi, ODTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi, Harvard Üniversitesi, Johns Hopkins Üniversitesi, Columbia Üniversitesi ve Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales gibi eğitim kurumlarında öğretim üyeliği ve yöneticilik faaliyetlerinde bulundu. Türk Araştırmaları Derneği ile Türk Araştırmaları Kurumu’nun başkanlıklarını yapan Karpat, Orta Asya Çalışmaları Derneği’nin kurucu başkanlığından sonra Wisconsin Üniversitesi Orta Asya Çalışmaları Programı’nın bölüm başkanlığı görevini de üstlendi. Türk Tarih Kurumu onur üyesi olan Karpat, bilimsel çalışmaları nedeniyle, Romanya Bağımsızlık Madalyası ve Bükreş Üniversitesi Dimitrie Cantemir Madalyası’yla ödüllendirilen bir isim. Rusya Kazan Bilimler Akademisi Onursal Üyeliği, Wisconsin Üniversitesi Hilldale Ödülü ve Türk Bilimler Akademisi Ödülü’ne sahip olan Karpat’ın 20 ülkede yayımlanmış 100’ü aşkın makalesi ve çok sayıda kitabı bulunuyor. 96 yaşında vefat eden Karpat yarın toprağa veriliyor.
#Kemal Karpat
#Halil İnalcık
#İbrahim Temo