Türk seyircisinin çok sevdiği oyuncu Jean Reno, haftanın filmlerinden Ölümsüz'le bir kez daha seyirci karşısına çıkıyor. Eski bir mafya liderini canlandıran Reno'nun Allah vergisi hüzünlü yüzü seyircinin duygusal anlar yaşamasında oldukça etkili. Film duygusal etkisinin yanında bol kanlı sahneleriyle akıllara kazınıyor.
Charly Mattei eski bir mafya lideridir. Üç yıldır ailesiyle mutlu bir hayat süren Mattei hiç beklemediği bir anda silahlı saldırıya uğrar. Vücuduna saplanan yirmi iki kurşuna rağmen hayatta kalmasıyla “Ölümsüz” lakabını alır. Yirmi iki kurşunun intikamı son derece acı olacaktır.
Ölümsüz, duygusal bir aksiyon filmi. Bir yanda kan gövdeyi götürürken, bir yanda bir adamın, bir aile babasının dramına şahit oluyorsunuz. Herkesi dost bilen bu adam, filmdeki adıyla Mattei yaşadığı haksız infaz karşısında intikam peşine düşüyor. Tabi onunla birlikte seyirci de intikam yollarında Mattei'nun arkasından sürükleniyor. Nasıl sürüklenmesin? Mattei'nun vücudunda kan gövdeyi götürürken seyirci onun vücudundaki her türlü tahribatı ağır çekimler ve dokunaklı bir müzik eşliğinde seyrediyor. Mattei'nun delik deşik olmuş bedeni tüm detaylarıyla uzun uzun teşhir edilirken seyirci de onun acısına ortak oluyor. Seyirci yaşadığı bu acının üstüne Mattei'nun narkozsuz ameliyata girişini görünce, adeta o da birlikte ameliyata giriyor, kurşunların vücudundan bir bir çıkarılışını iliklerinde hissediyor. Evet, sorarım size, seyirci nasıl olsun da Mattei'yla birlikte intikam peşine düşmesin?
Seyircinin Mattei'yla aynı duyguları yaşaması “Özdeşim” denilen mekanizma sayesinde gerçekleşir. Yani özdeşim seyircinin filmin başkarakterini her şeyiyle benimsemesi ve kendini onun yerine koymasına neden olur. Filmin başında karakterin bazı özellikleriyle sunumu, seyircinin karakteri belli yönleriyle tanıması ve benimsemesi bu mekanizmayı harekete geçirir. Böylelikle seyirci filme kendini daha çok kaptırır ve farkında olmadan kendini de adeta olayın bir parçası gibi görmeye başlar. Bir seyirci olarak kendimizi gözlemlediğimizde pek çok filmde aynı duyguyu yaşadığımızı görebiliriz. Bu mekanizma sayesinde bir filmi seyrederken farkında olamadan kendimizi bir hırsızın ya da Yunan askerinin tarafında bulabiliriz. Özetle, Mattei'nun intikam duygusunun seyirciye bulaşması son derece olağandır.
Peki, böyle bir intikam duygusunun seyirci üzerindeki etkisi nedir? Şudur: Mattei intikam almak için kendisine saldıranlardan birine kurşun sıktığında seyirci mutlu olur. Hatta bununla da kalmaz, Mattei'nun bir kurşun daha sıkması için, yüreğinde söz geçiremediği bir arzu uyanır. Mattei'nun sıktığı her kurşunda seyirci bir sonrakini beklemeye başlar. Düşmandan akan kanın her zerresi, seyirci üzerinde haz duygusu uyandırmaktadır.
Filmde bu duyguları yaşamak yine farkında olmadan bize son derece normal gelir. Ancak filmdeki şekliyle ölüm biçimlerine günlük hayatta şahit olmak kaç insan üzerinde olumlu tesir bırakacaktır? Ya da filmlerde komik bulduğumuz soygun eylemi başımıza gelse aynı şekilde gülmemiz mümkün olur mu? Yani günlük hayatta ahlaki olarak sorun olarak gördüğümüz konular filmlerde karşımıza çıktığında bize son derece olası, gülüp geçilecek konular gibi görünmeye başlayabilir.
Kimilerine göre filmleri bu şekilde seyretmekte bir sakınca yoktur. Alt tarafı film deyip geçmekte yarar vardır. Ancak bir filmi her türlü etik değerimizi bir kenara bırakıp seyretmenin üzerimizdeki izdüşümlerini hesaba katmakta yarar var. Tasavvufta “insanın kalbinin kararması” denilen hadise işte böyle yollarla gerçekleşiyor. Bugün filmlerde normal bulduğumuz davranış ve tutumlar üç gün sonra bir bakıyoruz hayatımızın bir parçası oluvermiş. Belki bu nedenle haber bültenleri gitgide daha fazla aksiyon filmlerine benziyor.
Orijinal Adı : L'immortel (22 Bullets)
Yönetmen : Richard Berry
Senaryo : Eric Assous , Richard Berry
Tür : Gerilim / Aksiyon / Suç
Yapım : 2010, Fransa , 115 dk.
Oyuncular : Jean Reno, Kad Merad, Richard Berry, Gabriella Wright , Marina Foïs






