Motosiklet değil yaşam tarzı

Rana Elik
00:0017/02/2008, Pazar
G: 16/02/2008, Cumartesi
Yeni Şafak
Motosiklet değil yaşam tarzı
Motosiklet değil yaşam tarzı

En ucuzu iki bin avrodan başlayan Harley'i satın alanlar, aslında felsefesiyle, giysileriyle, dostluklarıyla bir yaşam tarzı satın alıyor. Nice işadamları, profesörler, Harley aldıktan sonra yoldan çıkıp, bambaşka bir insana dönüşüyor. Bu bilgileri veren Türkiye'nin ilk Harleycilerinden, Harley'in Türkiye mümessili işadamı Ferruh Tanay. Hayatını motosiklete adayan Tanay, motosikleti yaygınlaştırmakta ve korkuları yenmekte kararlı. Harley'in sanıldığının aksine en kolay kullanılan motosiklet olduğunu söyleyen Tanay, motosikletin otomobilden altı kat daha az benzin yaktığını, arabanın dörtte biri kadar alana park edilebildiğini, kaza istatistiklerinde son sırada geldiğini vurguluyor.

TED Ankara Kolejli, Aston University'de Endüstri Mühendisliğini bitirdi. Efsane marka Harley Davidson'ın Türkiye Mümessili, Motosiklet Endüstrisi Derneği'nin (MOTED) başkanı. İş dünyasındaki geçmişi de dopdolu. Türkiye Genç İşadamları Derneği başkanlığı, bankacılık, 1907 Fenerbahçeliler derneğinin kuruculuğu ve 'Fenerium'un isim babalığı gibi ciddi bir kariyer sahibi. Tüm bunların ötesinde, bir baba. Halen Fenerbahçe TV'nin en çok izlenen programı 'İki F bir B' programını sunuyor. Hobi olarak başladığı işinin tutkunu olmuş. Ferruh Tanay ya da 'Bay Harley' ile iki teker üzerindeki hayatını konuştuk.


Harley Davidson'a ilginiz nasıl başladı?

Bir film ile… “Born to be wild” 1970-1975 yıllarında. Rock müzik dinliyorum tabii. Aradan yıllar geçti bir arkadaşımı gördüm bir Harley üzerinde. Benim gibi biri dedim. Ve 1995' te ilk Harley'imi yurtdışından getirttim, Türkiye'de yoktu. Sonra servis sorunu oldu. Harley'in adresini buldum. Size en yakın Selanik'tir oraya gidin dediler. Bunun üzerine mümessilliği almak istedim, ama adamlar bu kez de 'Türkiye'de bir şey yapmayı düşünmüyoruz' cevabını verdi. Bir süre sonra teklif onlardan geldi. Harley pek ucuz değil. Neden alıyorlar?

Dünyanın en güçlü markası! Yol sürüş keyfini almaya yönelik bir motor Harley. Ayrıca gereksiz hız yapmaya elverişli değil. İnsanlar Harley aldıklarında kendi öz benliklerine bürünüyor. Harley Davidson bir tutku. Harley Davidson marka buzdolabı bile var. Bir profesör, beyin cerrahı Harley alıyor, bir ay sonra bambaşka bir adam olarak geliyor. En kolay kullanılan motosiklet. Harley alan, bir yaşam tarzı satın alıyor. Felsefesiyle giysileriyle, aktiviteleriyle, dostluğuyla. Bu yüzden Cem Yılmaz'la Harleyci Ahmet dosttur. HARLEY ÜSTÜNDE KENDİN OLURSUN

Çok ses çıkartıyor ama…

Harleyciler severler sesi. Su sesi, Harley sesi, kadın sesi tutkudur Harleyciler için (gülümsüyor). Ayrıca trafikte dikkat çekmek için de önemlidir ses. Adam sizi görmese de gösterir kendini Harley, parlaklığıyla sesiyle…

Bir harleyci portresi çizer misiniz?

Evliyse, evde baba, işte doktor, yönetici v.s. Ama Harley'in üstünde kendisi. Rock müzik dinler. Harley Davidson Üniversitesi, kursu da var.

Harley Davidson'un anlamı ve hikayesi ne?

William Harley ve Arthur Davidson iki arkadaş. 1903 yılında bir kulübede, bisiklete motor takarak başlıyorlar. İkinciyi yapıyorlar, komşuları görüyor, ben de istiyorum diyor. Derken bir 1907'de fabrika kurup seri üretime başlıyorlar. Adamlar 100 sene sonra dünyanın en büyük markası olacağını planlamamışlar tabii. Şirket ailede kalmıyor. İflas ediyor ve çalışanlar satın alıyor. İflas ettiğini öğrenince müşterileri ağlayan tek şirket.

Harley kullanan ünlü isimler var mı?

Tabii, Cem Yılmaz, Tamer Karadağlı, Cem Boyner, Cem Hakko, Osman Çarmıklı, İlhan Mansız, Aziz Yıldırım'ın kızı Gülşah Yıldırım ve daha bir çok isim.

Motosiklet almak isteyenlere ne önerirsiniz?

Düzgün bir eğitim. Motosiklet firmaları en doğru eğitimi veriyor. Milli Eğitimin kursları yetersiz olduğu için biz de veriyoruz. Korunaklı kıyafeti, sağlam bir kaskı olmalı. Başlangıç modeli var ya da vitessiz scooter alabilirler. Racing (sürat motoru) ile asla başlamamalılar, çok tehlikeli. Onlara trafikte bir kısıtlama gelmeli. Fransa'da pistte kullanılır sadece. Ayak yere değmeli birkere, balerin gibi kullanmamalı.

Peki MOTED niye kuruldu?

Motosiklet sektörü en dertli sektör. Dünyada en önemli 10 sektör içindeyken Türkiye'de esamesi okunmuyor! Bir sürü nedeni var. Otomotiv sektörü çok güçlü ve motosiklet sektörünü baltalıyor. Bugün, İtalya'sından Hindistan'ına her yerde kullanılıyor. Türkiye ise binde 17, neredeyse dünya sonuncusu motosikletleşme konusunda. Geçen sene Çin'den motosiklet gelmesini engellemek için inanılmaz bir ÖTV geldi. Çin engellenmedi, vergi konuldu. Bir yandan da otomotivciler maliyeye “bizim ÖTV'miz çok yüksek, motosikletinki yüzde 8, bizimkini de indirin” diyorlar. Maliye indirir mi? Bizimki yüzde 8'den yüzde 37'ye çıktı.


Dünyada nedir?

Sıfır! Teşvik ediliyor üstelik. MOTED'in kuruluş amacı bu. Motosikletin faydalarını anlatan çalışmalar yapıyoruz. Motosikletle her yere rahatça girersiniz, parkedersiniz, arabaya göre dörtte üç daha az yer kaplama oranı var. Benzin harcamada bire altı oranı var. Türkiye ekonomisinde, petrol gideri olarak motosiklet ciddi bir avantaj. Havayı kirletme oranı daha az. Milano'da hava kirliliğine olumsuz katkılarına göre bir vergi getirildi. Daha küçük motor, daha az yakıt demek. Ayrıca motosiklette dizel yok. Dizel inanılmaz zehirli bir yakıttır. Motosikletin faydası sayılamayacak kadar çok!

Motosikletten korkuyoruz galiba?

Ciddi bir korku var, basın da motosiklet tehlikeli diye yayın yapıyor. Mesela çocukluk arkadaşım gazeteci Stelyo Berberakis, uçaktan korkuyor. Motoru vardı, ben ona bir Harley aldırdım. Yunanistan'dan buraya motoruyla gidip geliyor. “Yunanistan'da ne annem, ne babam, bir kişi bana 'motosiklete binilir mi' demedi. Burada herkes tehlikeli değil mi niye biniyorsun diye soruyor” demişti. Bu korku aşılamıyor. İstatistiklere göre kaza oranında kamyon birinci, otobüs ikinci, sonra traktör var. En son motosiklet geliyor. Gazeteci Mehmet Yılmaz arkadaşım. Motosikletin teşvik edilmesi için bir yazı gönderdim, köşesinde yazsın diye. Yazmadı, yanına gittim. 'Yeni bir dergi çıkartıyoruz orada yazarız' dedi. Dergiyle ilgili bir arkadaşı çağırdı, tanıştırdı, çocuk da 'aa süper dedi, ben de motosiklet almak istiyorum” dedi. O anda Mehmet Yılmaz döndü, 'ya manyakmısın tehlikeli' dedi. Bu arada bana baktı 'pardon ya ağzımdan kaçtı” dedi. “İşte bu” dedim. Yine bir gün, Hürriyet'in birinci sayfasında motosiklet kazasında ölen bir doktor haberi var, üçüncü sayfada ise Trabzon'da işçi taşıyan ve 24 kişinin öldüğü bir minibüs kazası haberi. Ama 24 kişinin ölümü birinci sayfada yok. Bu, okura 'motosiklet tehlikeli, binmeyin' demek.


Almanya'ya gittiğimde uyarmışlardı, bisiklet ve motosikletten kaç,yüzde 50 sana verirler

kabahati diye. Yasa sen dört tekerlisin, denge sorunun yok diyor..

Aynen öyle burada da yüzde 50'yi vermeliler. Meclisten motosiklet kullananları korumaya yönelik gerekli trafik kanunu bir an önce çıkarılmalı! Şimdi trafik kanununda motosiklet birinci öncelik haline geliyor aynı Avrupa gibi. Ama iki yıldır bekliyor mecliste. Mesela şehirlerarası hız limiti kamyonun 80, motosikletin 70. Kamyon arkanızdan geliyor 80 ile siz yol vermek zorundasınız teorik olarak, ya da ezip geçer sizi. Avrupa'da otomobilin hız limiti neyse, motosikletin de odur! Doksansa doksan, yüz ise yüz! İkincisi ehliyette 21 yaşından küçüklere 17 yaşında 125 cc'ye kadar ilk ehliyet verilir. Sonra kademeli olarak yükselterek eğitmiş olurlar. Şimdi bir kanun çıkma havası var ama biz Avrupa'daki ciddiyette çıksın istiyoruz. Kaskın da standartı olsun. Çin'den gelmiş 10 dolara, atın yere, yumurta gibi dağılır. Bir standartı olmalı. Mesela Güneydoğu'da kask da taktırmıyorlarmış yüzü gözükmüyor diye. Plakasına göre yakalayacaksan yakala. Ama simsiyah camlı arabalar var!

Trafikte çözüm nedir sizce?

Motosiklet kesinlikle! Biz bir uygulama yaptık mesela; Bir otobüs, bir otomobil ve bir motosiklet Bostancı'dan aynı anda hareket ettiler. Motosikletin geldiği zamanın dört misli zamanda otobüs geldi, üç misli zamanda otomobil geldi. Bire üç, bire beş benzin harcadılar tabii. İnanılmaz farklı yani. Bana göre deniz yolu kullanılmıyor İstanbul'da. Yirmi gidiş yirmi geliş yol yapılmış ama iskele yok doğru dürüst.