Kötülüğü yaymak daha tehlikeli
04:00, 07/08/2026, Cuma
Yeni Şafak

İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.
Nur Suresi'nin 19. ayeti, yalnızca kötülüğü işleyenleri değil onun konuşulmasını, yayılmasını ve sıradanlaştırılmasını isteyenleri de uyarıyor. Sosyal medyanın hayatımızı kuşattığı çağımızda bu ilahi mesaj, her zamankinden daha güncel bir anlam taşıyor.
Prof. Ramazan Altıntaş
Bazı kelimeler zaman içinde asıl anlamlarını kaybeder ve çok dar bir çerçevede kullanılmaya başlanır. Bugün Türkçede “fâhişe” denildiğinde çoğunlukla yalnızca cinsel ahlaksızlık çağrışımı yapılır. Oysa Kur’an’ın indiği dönemde bu kelime çok daha geniş bir anlam taşıyordu.
Arapçada “fâhişe”; ölçüyü aşan, çirkinliği alenileşen, edep ve ahlak sınırlarını zorlayan her türlü söz ve davranışı ifade eder. Bu yüzden kavram yalnızca zina ile sınırlı değildir. Hakaret, iftira, insan onurunu zedeleyen sözler, toplumsal hayayı yok eden davranışlar ve hatta “fahiş fiyat” örneğinde olduğu gibi ölçüsüzlük ifade eden durumlar da aynı kökten gelir.
Bu yönüyle Kur’an’daki “fâhişe” kavramı, toplumun ahlaki yapısını bozan her türlü aşırılığı kapsayan geniş bir anlam alanına sahiptir.
NUR SURESİ’NİN UYARDIĞI BÜYÜK TEHLİKE
Bu kavramın en dikkat çekici kullanımlarından biri Nur Suresi’nin 19. ayetidir: “Müminler arasında hayâsızlığın yayılmasını isteyenlere dünyada da ahirette de acıklı bir azap vardır.”
Bu ayet, Hz. Âişe’ye atılan büyük iftiranın ardından nazil olmuştur. İfk hadisesi olarak bilinen bu olayda münafıklar tarafından ortaya atılan asılsız suçlama, kısa sürede Medine’de dilden dile yayılmış; bazı samimi Müslümanlar da doğruluğunu araştırmadan bu dedikodunun yayılmasına istemeden aracılık etmişlerdi.
Allah Teâlâ, Hz. Âişe’nin masumiyetini bildirirken sadece iftirayı atanları değil, o iftiranın toplum içinde dolaşmasından hoşlananları ve onu yaygınlaştıranları da sert şekilde uyarmıştır.
Burada dikkat çeken nokta, ayette geçen “yuhibbûne” yani “sevenler, arzu edenler” ifadesidir. Ayet, kötülüğü bizzat işlemeyen fakat onun konuşulmasını, yayılmasını ve insanların diline düşmesini isteyen ruh hâline dikkat çeker.
Çünkü bazen bir kötülüğü üretmek kadar onu sürekli gündemde tutmak da toplumsal bir yıkıma dönüşebilir.
DİJİTAL ÇAĞDA AYETİN MESAJI
Bugün bu ayetin anlamı, sosyal medya çağında çok daha belirgin hale gelmiştir. Bir kişinin mahrem görüntülerini paylaşmak, özel hayatını milyonların önüne taşımak, aile içi olayları reyting malzemesi yapmak ya da bir skandalı günlerce dolaşıma sokmak, kötülüğün yayılmasına hizmet eden davranışlardır. Üstelik bunu yapan kişi, çoğu zaman olayın tarafı bile değildir. Sadece paylaşır, yorum yapar, yeniden dolaşıma sokar. Ancak her paylaşım, çirkinliğin daha fazla kişiye ulaşmasına katkı sağlar. Bu durum zamanla kötülüğü sıradanlaştırır. İnsanlar sürekli aynı görüntülerle ve aynı haberlerle karşılaştıkça şaşırmamaya başlar. Toplumun hayâ duygusu zayıflar, mahremiyet algısı aşınır ve ahlaki hassasiyet giderek körelir.
KÖTÜLÜĞÜ ÇOĞALTMAMAK
Nur Suresi’nin 19. ayeti, yalnızca bir ahlak kuralı değil, aynı zamanda toplumu koruyan güçlü bir ilke ortaya koyar. İslam medeniyetinde amaç, sadece suç işlendikten sonra ceza vermek değildir. Asıl hedef, kötülüğün yayılmasını, normalleşmesini ve toplumun ortak hafızasında sıradan hale gelmesini önlemektir. Bu nedenle bir mümine düşen görev, duyduğu her olumsuz haberi yaymak değil; doğruluğunu araştırmak, mahremiyeti korumak ve kötülüğün dolaşıma girmesine engel olmaktır. Elbette bu, zulmü, suçu veya mağduriyeti gizlemek anlamına gelmez. Kamu yararını ilgilendiren haksızlıkların ortaya çıkarılması ayrı bir sorumluluktur. Ancak insanların kusurlarını merak konusu haline getirmek, mahremiyetlerini teşhir etmek ve bunları bir eğlence ya da tüketim malzemesine dönüştürmek Kur’an’ın uyardığı tehlikelerden biridir.
DİJİTAL DÜNYADA MÜMİNİN TAVRI
Bugün sosyal medyada önümüze düşen her görüntüyü paylaşmak, her skandalı yorumlamak ve her dedikoduyu yeniden dolaşıma sokmak zorunda değiliz. Bazen en doğru tavır, kötülüğün taşıyıcısı olmamaktır. Nur Suresi’nin 19. ayeti, çağları aşan bir ilkeyi hatırlatıyor: Bir kötülük ne kadar çok konuşulursa o kadar görünür, ne kadar görünür olursa o kadar kanıksanır. Toplumun ahlaki direncini koruyan şey ise kötülüğü büyütmek değil, iyiliği çoğaltmaktır. Çünkü kötülük yalnızca işlendiğinde değil, yaygınlaştırıldığında da toplumu yaralar. Bazen bir paylaşım, bir yorum ya da bir dedikodu; tek bir hatadan çok daha büyük bir toplumsal zarara yol açabilir. Bu yüzden Kur’an, müminleri sadece kötülükten değil, kötülüğün dolaşıma girmesine aracılık etmekten de sakındırır. Bu ilke, dijital çağın en önemli ahlak ölçülerinden biri olmaya devam etmektedir.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.