Neoconlar’ın eski senaryoları..

04:0010/03/2026, Salı
G: 10/03/2026, Salı
Abdullah Muradoğlu

ABD’nin gücünü kendi gücü olarak kullanan İsrail yakın coğrafyamızda çok tehlikeli bir oyun tezgahlıyor. Bölgeyi etnik fay hatları üzerinden bölmeyi, parçalamayı ve kaos içerisinde tutmayı amaçlayan bu oyun İsrail’i ‘bölgesel hegemon’ yapacağı vehmiyle tasarlanmış görünüyor. Suriye’de bunu yapmak isteyen, ancak akamete uğrayan İsrail’in şimdi de bazı grupları silahlandırarak “Goyim askerler” olarak İran sahasına sürmek istediği anlaşılıyor. ABD ve İsrail’in İran’a açtıkları savaş Neoconlar’ın onlarca

ABD’nin gücünü kendi gücü olarak kullanan İsrail yakın coğrafyamızda çok tehlikeli bir oyun tezgahlıyor. Bölgeyi etnik fay hatları üzerinden bölmeyi, parçalamayı ve kaos içerisinde tutmayı amaçlayan bu oyun İsrail’i ‘bölgesel hegemon’ yapacağı vehmiyle tasarlanmış görünüyor. Suriye’de bunu yapmak isteyen, ancak akamete uğrayan İsrail’in şimdi de bazı grupları silahlandırarak “Goyim askerler” olarak İran sahasına sürmek istediği anlaşılıyor.

ABD ve İsrail’in İran’a açtıkları savaş Neoconlar’ın onlarca yıldır hayalini kurdukları bir savaştı. Neoconlar ABD’nin sonu gelmez savaşlarının iflah olmaz borazancılarıdır. “Amerikan-Askeri Endüstriyel Kompleksi’nin bileşenleri arasında yer alan Neoconlar’ı İsrail’den ayrı görmek mümkün değil. Birçok Amerikalı analizci Neoconlar’ı ABD’nin Ortadoğu politikasının salt İsrail’in çıkarları çerçevesinde şekillendirilmesinde etkili bir ağ ve mekanizma olarak görüyor.

Neoconlar’ın iyi bilinen özelliklerinden birisi Amerikan çıkarları hakkında konuşuyormuş gibi yapıp aslında İsrail’in özel gündemlerini ilerletmeleridir. 2003’te Irak’ın işgali de İsrail’in çıkarlarıyla ilgiliydi. Neoconlar ABD’nin Irak’ı Batı tarzı bir demokrasiye dönüştürebileceğini ve oradan da Ortadoğu’nun tamamını demokratikleştirebileceğini savunuyorlardı. Demokrasi ve modern ulus inşası iddialarının bir kılıftan ibaret olduğu, tam aksine geniş Ortadoğu’nun sürekli çatışma, sürekli savaş, sürekli kaos halinde kalmasının amaçlandığı aşikar gözüküyor.

Büyük silah şirketleri tarafından fonlanan Neoconlar ülkelerin “Aşil Topuğu”nu, yani en zayıf noktalarını tespit etmek için enstitüler bile kurdular. ABD’nin rotasından sapma ihtimali olan ülkeleri hedef alan bu çalışmalardan birisi de “Hudson Enstitüsü” tarafından İran’la ilgili olarak yürütülmüştü. Çalışmanın 1979’daki İran halk devriminden önceki yıllarda yapılmış olması ilginçtir. Zira İran petrollerini millileştiren Başbakan Muhammed Musaddık’ı 1953’te deviren ABD ve İngiltere kaçak İran şahını yeniden tahta oturtmuştular. Hudson Enstitüsü İran’ın ileriki yıllarda yeniden ABD’den özerklik kazanabileceği ihtimalini göz ardı etmiyordu.

1970’lerde Hudson Enstitüsü’nde petrol ve ekonomi konusunda uzman olarak çalışan ünlü Amerikalı ekonomist Prof. Michael Hudson, Enstitünün kurucusu Herman Kahn’ın kendisini generallerle yapılan gizli bir toplantıya götürdüğünü anlatıyordu. Toplantıda İran’ın ABD’den bağımsız bir politika izlemesi durumunda, beş ya da altı etnisiteden oluşan gruplara nasıl bölünebileceğine ilişkin oyun teorileri tartışılıyordu. Prof. Hudson bakın neler söylemiş:

”Hudson Enstitüsü’nde Herman Kahn ile birlikte çalışıyordum ve 1974 ya da 1975’te, o sıralarda İran’ı devirmek ve etnik parçalara bölmek için yapılmakta olan plânların askeri strateji tartışmasına katılmam için beni getirdi. Herman en zayıf noktanın İran’ın Pakistan sınırındaki Belucistan olduğunu tespit etti. Kürtler, Tacikler ve Türki Azeriler de etnik kökenleri birbirine karşı kullanılacak diğer unsurlardı.”

Prof. Hudson bu etnik unsurların ABD’nin hem İran ve hem de Pakistan’ın siyasi yönelimlerini şekillendirmesinde rol oynadığına da dikkat çekiyordu. Prof. Hudson “Amerikan Askeri- Endüstriyel Kompleksi”yle İsrail arasındaki işbirliğinin Herman Kahn tarafından sağlandığını belirtiyordu. Enstitünün Siyonist bir kuruluş olduğuna bilhassa dikkat çeken Prof. Hudson “Meslektaşlarımdan biri Uzi Arad’dı. Birlikte Asya’ya bir dizi seyahat gerçekleştirdik. Uzi sonraki yıllarda Netanyahu’nun danışmanı ve Mossad’ın başkanı oldu. Yani Amerikan stratejisinin ana hatları belirlenirken ben de bir nevi orada oturuyordum” diyordu.

Polonya göçmeni Yahudi bir aileden gelen Herman Kahn 1960’da yayınlanan “Termonükleer Savaş Üzerine” kitabıyla şöhret kazandı. Kitabında ‘kazanılabilir’ bir nükleer savaş fikrini ortaya atan Kahn ABD Hükümetine çalışan “RAND Corporation” için olası çatışmaları savaş oyunlarıyla simüle ediyordu. Kahn’ın Stanley Kubrick’in çektiği “Dr. Strangelove” filmindeki aynı adlı karaktere ilham verdiği söylenir. 1964’te gösterime giren film deli bir Amerikalı generalin Sovyetler Birliği’ne karşı nükleer savaş başlatmasını hicvediyordu. Filmde Dr. Strangelove ikide bir Hitler selamı veren yaltakçı eski bir Nazi bilim adamını canlandırıyordu.

Kahn’ın ve diğer Neoconlar’ın onlarca yıl önce kurguladıkları İran senaryosu raflardan indirilerek ABD’nin yardımıyla İsrail tarafından çekimleri başlatılıyor. Ancak gerçek savaşlar birer oyun değildirler. Önceden hazırlanan bir savaş senaryosu daha ilk perdede patlak verir.

#abd
#israil
#Abdullah Muradoğlu