‘Bunlar’ adam olmaz…

04:0029/01/2026, Perşembe
G: 29/01/2026, Perşembe
Ali Saydam

Neymiş, İstanbul Havalimanı (İGA) inşa edilirken bir miktar ağacın kesilmesi zorunlu hâle gelmiş… Türkiye’nin tekâmülü, iyiliği adına getirilen her projeye, her yatırıma karşı çıkmayı refleks hâline getirmiş, kafayı kuma gömmüş bir şekilde Türkiye’nin lehine olan her türden yatırımı reddetmiş muhalif medya susmuyor… Yine kusmuş nefretini… İGA’nın işletme ve yönetiminde dünyanın en saygın kuruluşları tarafından birkaç kez üst üste en beğenilen, en iyi, en iyi hizmet veren, en az rötar yapan havalimanı

Neymiş, İstanbul Havalimanı (İGA) inşa edilirken bir miktar ağacın kesilmesi zorunlu hâle gelmiş… Türkiye’nin tekâmülü, iyiliği adına getirilen her projeye, her yatırıma karşı çıkmayı refleks hâline getirmiş, kafayı kuma gömmüş bir şekilde Türkiye’nin lehine olan her türden yatırımı reddetmiş muhalif medya susmuyor… Yine kusmuş nefretini…

İGA’nın işletme ve yönetiminde dünyanın en saygın kuruluşları tarafından birkaç kez üst üste en beğenilen, en iyi, en iyi hizmet veren, en az rötar yapan havalimanı seçilmiş kimin umurunda…

Ellerinde bir ÇED raporu; “Bilmem ne kadar ağaç kesilmiş”… Pekiyi çeşitli dönemlerde medyaya ağaç dikimi konusunda paylaşılmış raporlar, bilgi notları nerede? Onlardan bihaber olunması mümkün değil… Ancak kasıt varsa unutkanlık devreye girer… İşte basit bir iki bilgi:

İGA tarafından Tarım Bakanlığı ile de imzalanan protokol çerçevesinde Havalimanı yatırımının doğal gereği kesilmek durumunda kalınmış ağaçlardan çok daha fazlası dikilmiş. 5 yıl boyunca ağaçlandırma projelerinde 3.250.000 adet yeni fidan...

İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü ile İGA Havalimanı İşletmesi AŞ arasında 11 Ekim 2018 tarihinde imzalanan protokol uyarınca 2018 yılında 50 hektar alanda 62.356 fidan dikilmiş. Bunların dışında, sadece Havalimanı içerisindeki ağaçlandırma çalışmaları sırasında dikilen ağaç fidanı sayısı 328.000’i bulmuş.

Yani iddianın iler tutar tarafı yok… Zaten onlar için realite de lüzumsuz… Bu tayfa 15 Temmuz, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Osman Gazi, Çanakkale köprülerinin yapımına şiddetle karşı çıktılar… Buralara değil, Zap Suyu’na köprü yapılmalıymış…

Son seçimlerin hemen önünde “Kemal Bey %65’le Cumhurbaşkanı!” diye manşet yapma bunlarda; tezkereye ret oyu bunlarda… Suriye’de Esed ve rejimini destekleyen, ülkeyi Batılı sosyal demokratlara şikâyet edip destek arayan yine bunlar; altın madenlerine yatırım yapılmasını engellemeye çalışan da bunlar… Bitmez tükenmez bir gelişmişlik düşmanlığıdır gidiyor yani…

Bu reflekslerini öyle abartmaya başladılar ki, insanlarda “Bunların karşı çıktığı her türden gelişim, girişim, yatırım bu ülkenin yararınadır” şeklindeki önyargının giderek yaygınlık ve haklılık kazanması kaçınılmaz hâle geldi…

Dünyanın pek çok ülkesi “Bölgelerarası değil artık Bölgelerüstü başat bir oyunu hâline gelmiştir” diye görüş bildirdiği ‘Türkiye’nin lideri’ karşısında hayranlığını gizlemeyip şapkasını çıkarırken, ülke içinde Sayın Cumhurbaşkanı tüm araştırmalarda kendisine alternatif olarak sunulan herkese açık ara fark atarken; bunlar Erdoğan düşmanlığı üzerinden iktidar arayışına girmediler mi?..

İstanbul Havalimanı’ndan geçen herkes, devasa ve dünya standartlarında yönetilen bu çağdaş sistemle iftihar ederken, bunlar yine eksik bilgi ve abartıyla aşağılık komplekslerini kusuyorlar…

Allah affetsin…Biraz önyargı, biraz da fan-finfon…

International Women’s Forum (IWF) Türkiye’nin misyonu -biz varoluş nedeni de diyoruz- kadın liderliğini güçlendirme imiş… IWF, bu amaç çerçevesindeki Leadership Fellows Programı’nı 15 Ocak’ta The Ritz Carlton İstanbul’da düzenlenen özel bir resepsiyonla gerçekleşmiş. (Gerçekleşmek fiilini ben hiç kullanmam. İngilizce ‘realise’ kelimesinden tercümedir)

Gönderilmiş basın bülteninin daha alt başlığını okurken kullanılan dilin etkisiyle önyargılarım kabardı ve olay bana tabiri amiyane ile hayli ‘fan fin fon’ hayli ‘Amerikan Yanlısı’ (Promerican) geldi…

IWF Global Leadership Fellows Programı, kadın liderlerin profesyonel ağlara erişimde yaşadığı kısıtlar, liderlik gelişimindeki eşitsizlikler ve mentorluk eksiklikleri gibi sorunlara çözüm üretmek amacıyla, 1991 tarihli ABD Glass Ceiling Raporu (Cam Tavanları Kırma Raporu) sonrasında başlatılmış.

Programla, Türkiye’den daha fazla kadın lideri en üst düzey liderlik rollerine hazırlamayı, gelişimlerini hızlandırmayı ve uluslararası ağlara erişimlerini güçlendirmeyi amaçlıyorlarmış. IWF Türkiye; IWF ağına Türkiye’den daha fazla kadın liderin katılmasına hizmet edecekmiş.

Programın lansmanı kapsamında gerçekleştirilen(!) resepsiyonda konuşan IWF Türkiye Başkanı ve IWF Global Yapay Zekâ ve Data Grubu Eş Başkanı Av. Dr. Çiğdem Ayözger Öngün, kadın liderliğinin ekonomik ve sosyal kalkınmanın itici gücü olduğunun altını çizmiş: “Küresel bir ağın parçası olarak, yerelden aldığı gücü dünya sahnesine taşıyan bağlar kurmayı ve Türkiye’den daha fazla kadın liderin küresel karar mekanizmalarında yer almasına öncülük etmeyi sürdüreceğiz” demiş…

Resepsiyona video-mesaj ile katılan IWF Global Yönetim Kurulu Başkanı Kimberly Cooper Jaqua ise “Bir sonraki neslin yükselişine alan açan bu güçlü yatırım ve sergilenen liderlik sayesinde, kadınlar yükseldikçe dünyanın daha adil ve daha güçlü bir yer olacağına inanıyoruz” şeklinde konuşmuş.

Programın mezunları arasında Accenture EMEA Lead Dilnişin Bayel, millî sporcu Şahika Ercümen ve Ashoka Global Community and Resources Co-Director Zeynep Meydanoğlu Ertan gibi Türkiye’den ilham veren isimler yer alıyormuş.

2026 yılında ise IWF Türkiye tarafından aday gösterilen; Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Uluslararası Program Koordinatörü ve Hücresel Moleküler Biyoloji Program Koordinatörü Ceyda Açılan Ayhan, IWF Leadership Fellows Programı’na tam burslu olarak kabul edilerek Türkiye adına önemli bir başarıya imza atmış.

Şu Trump ‘ABD algısı’na neler etti… Onun yüzünden ülke markasının itibarı yerlerde sürünmeye, ABD çıkışlı her üst yapı kurumuna şüphe ile bakmaya başladık…

#siyaset
#toplum
#Ali Saydam