
İbn-i Haldun “Birbirini koruma, savunma ve hak arama, ancak asabiyetle mümkün olabilir.” diyerek sosyal dayanışmanın temelini asabiyet kavramı üzerinden açıklar. Ayrıca, bireyi topluma hazırlayan aile kurumuna da özel önem atfeder.
Aile, sosyal dayanışmanın en doğal halidir. İnsanın korumayı, yardımlaşmayı, dayanışmayı ve aidiyet duygusunu öğrendiği ilk yerdir aile. Ailede bu duygular aşındığında toplumda da aşınmaya başlar.
Evlilik ve boşanma üzerine yazarken, konuşurken, çoğu zaman rakamların karmaşasından iki temel kavramı gözden kaçırıyoruz; sağlıklı aile ve güçlü aile tanımları. Daha önceki yazılarımda bu kavramları ifade etmiş olsam da tekrar tekrar hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Sağlıklı aile, hak ve sorumluluk dengesinin kurulduğu ailedir. Bu denge elbette matematiksel bir eşitlik değildir. Sosyoekonomik şartlar, kültürel alışkanlıklar bu dağılımı zaman zaman değiştirir. Hakların bir tarafa, sorumlulukların da diğer tarafa yığılmaması esastır. Hak-sorumluluk dengesi bozulduğunda ise evlilik önce yorulur, sonra aşınır.
Güçlü aile ise; kalabalık aile değildir, refahı yüksek aile değildir, diplomaları duvarı dolduran aile hiç değildir. Güçlü aile, sorun çözme kapasitesi yüksek ailedir. Kriz anında dağılmayan, sorun karşısında susup biriktiren değil, konuşup çözüm arayan ve sonra da yoluna devam eden ailedir.
TÜİK verilerine göre, 2024 yılında (bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden) kaba evlenme hızı, binde 6,65 olarak aynı kalırken, (bin nüfus başına düşen boşanmayı ifade eden) kaba boşanma hızı, (2023’te binde 2,03 iken) 2024’te binde 2,19’a yükseldi. Artış küçük görünebilir; ancak evlilik oranının durağan olduğuna bakıldığında her bir rakam dağılan yeni bir aile demek…
2024 yılı itibarıyla erkeklerde ortalama evlenme yaşı 28,3, kadınlarda ise 25,8 olması da evliliğin daha geç yaşlara ertelendiğinin bir göstergesi. Bu erteleme daha yüksek beklentileri, daha yerleşmiş alışkanlıkları ve konfor kaygısını da beraberinde getiriyor.
2024 yılında boşanmaların %33,7’si evliliğin ilk 5 yılında gerçekleşti. %21,3’ü ise 6 ila 10 yıllar arasında… İlk yıllar, iki ayrı bireyin ‘biz’ olmayı öğrenerek, iki kişilik yeni bir hayatı kurmaya çalıştığı dönemdir ve bu yüzden daha kırılgandır.
Bu süreçte evliliğin henüz kendi kimliğini bulamadan; ailelerin, yakın çevrenin ve sosyal beklentilerin baskısı altına girmesi ciddi bir risk oluşturur.
Aile Bakanlığı’nın Türkiye Boşanma Nedenleri Araştırması’na göre, boşanma nedenleri arasında en dikkat çekici ve birinci başlık ise yakın çevre müdahalesi olduğu görülüyor. Boşanmaların yaklaşık %40’ının sebebi, eşlerin aile çevresinden kaynaklanan sorunlar… Ardından duygusal ilişkinin zayıflaması (%37,6), aldatma (%34,9), ekonomik sorunlar ve şiddet (%34,2) gelmekte.
Burada dikkat çeken husus: özellikle ilk yıllarda, pek çok evliliğin doğrudan “eşler arası” bir sorunla değil, evliliğin içine taşınan üçüncü aktörlerle yıpranması. Araştırmada bazı kadınlar, kayınvalidelerinin hiçbir mahremiyet gözetmeden yatak odalarına kadar girdiğini, erkekler de karısının annesi hatta abisinin mutfak alışverişine kadar müdahale ettiğini ifade ediyor. Anne babaların veya kardeşlerin evliliğe aşırı müdahalesi özellikle kendi kimliğini henüz bulamayan yeni evliliklerin önünde önemli bir engel teşkil etmekte.
Sağlıklı ilişkilerde, yeni evli çiftler ile kök ailelerin birbirine yakın olması yardımlaşmayı, dayanışmayı sağlayacak ve (hele çocuk olduktan sonra) kültürel aktarımı da kolaylaştıracak bir unsur olabilir. Araştırmaya göre ise; kök ailelerin yanlış zamanda yanlış müdahaleleri, evliliğin sessizce yıpranmasına neden olmakta.
Eskiden ‘on adımda mutlu evlilik’ vb ifadeler ile dergi sayfalarında dayatılan sahte formüller şimdi de sosyal medya ile hayatımıza sızıyor.
Oysa her evlilik biriciktir. Başkasının evliliğiyle kıyaslanan her ilişki, kendi özgünlüğünü kaybetmeye başlar. Eşini hele hele sosyal medyada gördüğü varlığı bile şüpheli bir başkasıyla, kendi evliliğini başka bir evlilikle mukayese etmek; evliliği, varış çizgisi belli olmayan yarışa çevirir.
Sevgili gençler; evlilik, eşiniz üzerinden inşa edeceğiniz bir “konfor projesi” değildir. Size dayatılan sahte formüllere evliliğinizi feda etmeyin.
Unutmayın; hayatın zorlukları karşısında birlikte yol alanlar, birbirine baş dayayacak omuz olabilenler, sağlıklı ve güçlü aileleri inşa ederler. Ancak bu yolla sağlıklı ve güçlü bir toplumu inşa edebiliriz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.