Saat: 18.45
Niye kapıyı açmıyor? Anahtarım neredeydi. Hay Allah. Çantaya bakayım. Çantayı nereye koydum. Bindiği eşeği arayan Hoca Nasrettin hesabı desem. Yok.
Elimde değil. Arabada mı kaldı acaba? Şoförün telefonunu kaydetseydim keşke. En son arayan numaradan bakardım. Cep telefonum da yok. Bu bir kâbus mu?
Bir an önce uyansam. Elimi çimdikledim. Acıyor. Rüyada da acı duyulabilir. Son araştırmalar. Başlatma şimdi araştırmalarına.
Vera neredesin? Aç şu kapıyı. Bir yere mi gitti acaba? İnsan bir haber verir. Yeni evli iken Vera’nın paspas altına anahtar bırakma huyu vardı. Bak şimdi. Paspasın altına anahtar koyup gitmiş. Demek ki evde değil. Ben de kendimi hazırlamıştım. Neden seni ekranda görmedik sorusuna karşılık çünkü bant çekim oldu diyecektim.
Cep telefonum olsaydı arardım Vera’yı. A burada mı unutmuşum ben telefonumu. Yok bu Vera’nın telefonu. Unuttu demek. Bir acele nereye gittiyse. En iyisi onun telefonundan kendi telefonumu arayayım, otomobilde kaldıysa şoför açar telefonunuzu unutmuşsunuz hocam der.
Neydi benim numaram. İnsan kendi numarasını ezbere bilir değil mi? Birden hatırlayamadım. Hah hatırladım. Çalıyor. Çalıyor da evin içinde çalıyor. Ne tuhaf ben de telefonumu evde unutmuşum. Ben telefonumu evde unuttuysam şoför beni nasıl aradı? Nasıl buluştuk? Hatırladım. Kazı çalışması var erkenden geleceğim saat 15’te marketin sokağında buluşuruz demişti. Demek ki telefona gereksinim duymayınca yanıma almayı unutmuştum. Çok yorgunum. Şurada biraz uyusam. Bir şey yapmadan yorulmanın yükünü uyku ile paylaşsam...
21.30
Cep telefonundan önce nasıl yaşıyorduk? Cep telefonunu unutmuşum ve ben karımı nerede arayacağımı bilmiyorum. En son kiminle konuştu acaba? Biz birbirimizin telefonuna hiç bakmadık. Derste konusu geçmişti de kız öğrenciler çok şaşırmıştı. Sizin haberiniz yoktur ama eşiniz muhakkak sizin telefonunuzu karıştırmıştır demişlerdi. Ne çirkin bir kelime karıştırmak. Burun karıştırır gibi. Günlük lisan giderek kabalaşıyor.
Yok şeytana uymayacağım. Bunca yıllık ilkelerimi kurban etmeyeceğim. Ne ilkesi ne kurbanı. Vakit gece yarısı oldu. En son kiminle konuşmuş en azından o numarayı arar sorarım. Tanımadığım biri ise ne diyeceğim. Ona o zaman karar verirsin. Hadi bak en son görüşmelere.
Aa ne tuhaf kimse ile görüşmemiş. WhatsApp mesajlarına bakayım. İki gün önce bana yazdığı gelirken limon almayı unutma. İki yıl önce halasına yazdığı ojelerini ve mor peruğunu getiriyorum istediğin bir şey olursa yaz. Evden çıkmam iki saati bulur.
Başka?
Taziye mesajı bile almamış olmasında bir tuhaflık yok mu? Yok esasında. Pandemi’den bu yana kimse kimse ile görüşmez oldu. Cenaze defnedilmeden önce geliyorlar taziyelerini veriyorlar. Halası için Aydın’daki evini düzenletmişti gerçi Vera. Dersim var diye bahane ettiydim. Gönül koyduydu. İçim bir tuhaf oldu şimdi. Neredesin Vera. Kimi arayıp kime soracağım. Kızı evden kaçmış baba kadar çaresizim şu an. Hayır hayır karısı evden kaçmış bir koca değilim ben...Birazdan gelir. Nereden gelir? Şunca yıl hiç böyle bir şey yaşanmamış iken... Dolandırıcılarla filan mı muhatap oldu? Ekonomi profesörlerini bile dolandırdılar. Cami avlusundaki çöp tenekesine gelinin altınlarını bırak diyenlerin emirlerini yerine getirenlerin sayısının hiç de az olmadığı konuşulmadı mı geçen yıl fakültede.
Bant çekim oldu diyecektim. Ne sordular ne anlattım hiç hatırlamıyorum diyecektim Vera’ya. Bunda bir tuhaflık yok mu diyecektim. Ben bunca yılın akademik birikimini kitlelere sunmaya hazırlanırken elde var sıfır. Ne konuştuğumu bile hatırlamayan biri oldum diyecektim. Kanalın patronu diyecektim. Kanalın patronu hakkında ne diyecektim? Bak onu da unuttum. En son. En son ne olmuştu? Yeni bir teknik deniyoruz demişlerdi. Kafama kasnak gibi bir şey geçirip sana sokak röportajları izleteceğiz demişlerdi. İzlemiş miydim? İzlemiştim halk bu mu yani demiştim. Yani halkımız sokağımızdaki esnaf, alışveriş yaptığımız mağazadaki müşteri temsilcilerin iç alemi bu muymuş demiştim. Raflar arasında gezinen fareleri müdafaa eden bir fırıncı gerçek mi, ama bu kadarı fazla demiştim.
Vera neredesin? Sen olmayınca bak başıma gelenleri yerli yerince yerleştiremiyorum. Bu senin cümlendi ve ben sana her seferinde kızardım kısacık bir cümle içinde yerli, yerince, yerleştirmek bu zihnin çoraklaşması derdim. Zihni çorak olan sen değilmişsin Vera.
Vera neredesin!
Çekim bitince bir bardak su istedim. Suyu veren delikanlı mikrofonun kablosu dışarı çıkmış diyerek elini cebime daldırdı. Senin elin benim cebimde ne arıyor diyecektim, gözleri çakmak çakmak gençliğimizde seyretmeyi çok sevdiğimiz Görevimiz Tehlike dizsindeki ajanlar gibi baktı. Bakışları sanki zihnime bir cümle geçti. Zihnime geçtiği cümleyi sonra ceketimin cebinde not olarak buldum: “Botokslu Ceset hakkında her şeyi biliyorum.”
Benim başıma bir şey geldi. Hissediyorum. Ama ne olduğuna anlam veremiyorum. Senin başına ne geldi? Vera neredesin!


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.