Ara soğuklar

04:003/08/2023, Perşembe
G: 3/08/2023, Perşembe
Gökhan Özcan

Öğrendiğimiz yeni şeylerle bildiklerimizin niceliği artıyor ama bilemediklerimiz hiç azalmıyor. Bazen deliksiz bir uyku çekmek istiyoruz ya, uykularımız hayatımızın delikleri değil mi zaten? “İnsan iyi bir uyku çekmeyince ne sorduğunu bilmeden sorabiliyor. Durmaksızın sorabiliyor, uyumamak demek soru sormak demek; zaten insan cevabı bilse uyuyabilirdi” diyor Kafka, ‘Milena’ya Mektuplar’ kitabında. Zihnimize düşen her soru bir ikramdır aslında, cevabını aramayı göze alabilirsek anlam gezegeninin

Öğrendiğimiz yeni şeylerle bildiklerimizin niceliği artıyor ama bilemediklerimiz hiç azalmıyor.

Bazen deliksiz bir uyku çekmek istiyoruz ya, uykularımız hayatımızın delikleri değil mi zaten?

“İnsan iyi bir uyku çekmeyince ne sorduğunu bilmeden sorabiliyor. Durmaksızın sorabiliyor, uyumamak demek soru sormak demek; zaten insan cevabı bilse uyuyabilirdi” diyor Kafka, ‘Milena’ya Mektuplar’ kitabında.

Zihnimize düşen her soru bir ikramdır aslında, cevabını aramayı göze alabilirsek anlam gezegeninin daha önce hiç görmediğimiz yerlerinde gezdirir bizi.

Her yağmurun bir damlasını alıp saklamış olsaydık, koca bir ummanımız olurdu şimdi.

Yüzden geriye doğru üçer üçer saymakla üç adım atlamada dünya rekoru kırmak arasında kaldım. Tanrım, boş vakitleri bir şeyle doldurmak ne kadar da zor!

Biz insanlar neyse ki otomatiğiz; vitesli olsaydık muhtemelen en fazla geri vitesi kullanırdık ve yine muhtemelen hiç düşünmez pişmanlık vitesi adını verirdik ona.

Şükranla ifade etmek borcundayım ki limonatayı, bir bardak buz gibi suya ve kendini bizim için feda etmeye hazır fedakar limonlara borçluyuz.

Onlar el ayak çektiğinde ve kağıt paralar her yeri işgal ettiğinde anlıyoruz bozuk paraların kıymetini. Keşke onlara hiç ‘bozuk’ demeseydik de rencide olmasalardı.

Yalnızlığı siz asıl bir sabah uyandığında diğer tekini yanında bulamayan bir ayakkabı tekine sorun!

Ah o kafa haylazı Kurt Vonnegut ve yazdığı ipe sapa gelir satırlar: “Herhangi bir konuda verecek iyi bir haber yok. Gezegenimizin bağışıklık sistemi insanlardan kurtulmaya çalışıyor. Başka çaresi de yok” diye yazmış mesela ‘Ülkesiz Bir Adam’ kitabında.

Şu anda dünyanın sıcaklardan bunalan yarım küresinde kaç kişi vantilatörler yüzünden hipnotize olmuş vaziyette sabit bir noktaya bakıyor, haberiniz var mı?

Aslında zurnanın zırt dediği bir yer yok. Zurna çalan bir arkadaşımdan rica ettim, iki saat uğraştı ama o sesi çıkaramadı. Muhtemelen zurna çalan birinin o sırada yanında bulanan başka biri boş bulunmuş bir halt yemiş, suçu zurnaya atmış. Yazıktır! Biri bir yerinden bir şey uyduruyor, herkes hemen inanıyor, bırakalım artık bu işleri!

Sıçrayıp saniyenin onda biri kadar bir süre havada kalıyor ve bütün bağlarınızdan kurtuluyorsunuz ya, bu duyguya fazla alışmayın, çünkü tam o anda yerçekimi de hışımla size doğru gelmekte oluyor!

“Ben bu şiirden hiçbir şey anlamadım” dedi gözlüklü kişi. “Bu elbette benim sorunum değil!” dedi şiir.

Sizin de sinemanın kapısında az sonra gireceğiniz filmin sonunu söyleyen bir arkadaşınız mı var? Ona ertesi gün için Kuzey Kutbu’nda bir randevu verin ve gitmeyin!

Şöyle bir tespitim var: Türkiye›de kolayca açılması gereken ambalajları size kafayı yedirecek kadar sağlam, asla kolayca açılmaması gereken kapakları da uyduruktan yapıyorlar. Az önce meyve suyu üstüne boca olmuş ve kolonyalı mendil paketini bir türlü açamayan talihsiz bir insan olarak bir kere daha söylemek istedim bunu!

Hepimizin içinde kendini kırk kilit ardında gizleyen şeyler vardır ve onlar bir gün aniden o kırk kapı tek hamlede açılıverir ve güneş üstlerine vurur diye korku içinde yaşarlar.

Gülümsedi, bir şey diyecek oldu meczup, sonra yutkundu ve vazgeçti.

#Aktüel
#Edebiyat
#Gökhan Özcan