Direksiyon hakimiyeti

04:007/05/2026, Perşembe
G: 7/05/2026, Perşembe
Gökhan Özcan

İnsanlar, kendilerini bularak çok daha iyi bir insanlığa yüksele-bilecekleri bir yerin ve zamanın hayaliyle geçiriyor günlerini; hem de kendileriyle beraberken! “Bildiğiniz her şeyi unutun!” dedi profesör ve ekledi, “Size bugün bilmediğiniz şeylerin enginliğini anlatacağım!” Boş işlerle doldurulmuş zamanlar! Bu hesabın sonucu sizce de her hâlükârda sıfıra çıkmıyor mu? Bir kitabı elinize aldığınızda içinize doğru bir pencere açarsınız… Bu olmuyorsa vaktinizi boşa harcamayın! J. D. Salinger’ın ‘Çavdar

İnsanlar, kendilerini bularak çok daha iyi bir insanlığa yüksele-bilecekleri bir yerin ve zamanın hayaliyle geçiriyor günlerini; hem de kendileriyle beraberken!

“Bildiğiniz her şeyi unutun!” dedi profesör ve ekledi, “Size bugün bilmediğiniz şeylerin enginliğini anlatacağım!”

Boş işlerle doldurulmuş zamanlar! Bu hesabın sonucu sizce de her hâlükârda sıfıra çıkmıyor mu?

Bir kitabı elinize aldığınızda içinize doğru bir pencere açarsınız… Bu olmuyorsa vaktinizi boşa harcamayın!

J. D. Salinger’ın ‘Çavdar Tarlasında Çocuklar’ isimli meşhur romanından kitaplar hakkında çok işinize yarayacak bir tüyo: “Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.”

Çok sevdiğiniz bir kitap bittikten sonra oradan yeniden kendi hayatınıza dönmek zor gelir. Bu da dışında yaşadığınız iç dünyanızın, içinde yaşadığınız dış dünyadan çok daha zengin ve heyecan verici olduğunun bir nevi ispatıdır.

Bizler doğruyu hep başkalarının bize söylediği şeyler arasından bulabileceğimize şartlandırıldık. Oysa yaradılışı icabı her insan doğarken doğruyu yanında getirir dünyaya.

Doğru hakkında bir fikrimiz yoksa, bu onu hiç bilmediğimiz için değil, dünyanın kuru gürültüsü arasında asıl olanı kaybettiğimiz içindir. Biz doğruyu başka yerlerde keşfedip bulmayız, sadece hayırlı bir vesile ile yeniden hatırlarız. Eğer doğrudan yana nasibimiz kapanmadıysa!

Günümüzde kalabalıkları gerçekliği şüpheli bir şeyin doğruluğuna inandırmak pek zor değil! Sadece pek çok insanın aynı görüşte olduğunu söylemeniz yeterli!

Aptallık çoğu zaman doğuştan gelen saflığın çalışılıp uğraşılarak bulandırıl-masıyla oluşur.

“Aptal dediğimiz çok defa üstüne hiçbir yazı yazılmamış boş kâğıda benzer. Madem ki boştur, güzeli bulamamıştır. Fakat madem ki yine boştur, çirkinden kurtulmuştur. Aptalın şuuraltı veya şuurüstü kavrayışıyla bulunmuş, kim bilir ne erişilmez hakikatler var! Hakikî aptal, o boş kâğıdın üzerine hiçbir yazı yazmamış olan değil, saçma-sapan, kör-topal, yalan-yanlış şeyler karalamış ve onlara sımsıkı sarılmış olandır. Yani, aptallıktan yola çıkıp akla varmamış ve yarı yolda kalmış idrak cücesi…” diyor üstad Necip Fazıl, ‘Çöle İnen Nur’ kitabında.

Çok akıllı görünmek ile çok akıllı olmak farklı şeylerdir. Keza çok şey bilmekle hakikati bilmek de birbirinden farklıdır. Keşke bunu hep aklımızda tutabilsek! Yazık ki bu konuda da çoğu zaman ata yadigarı güzelim bakır sahanları verip karşılığında bir düzine naylon mandal alır vaziyetteyiz.

Akıl insanı sırat-ı müstakim de sabit tutan şeydir, aksini söyleyenlerin direksiyon hakimiyetlerinden şüphe edilir.

Gözlerimizi alamadığımız mecralar bize gün boyu nereye bakmamız gerektiğini söylüyor. Yankesicilerin en sevdiği şey bakışlarını merakla belli bir yere sabitleyen insanlardır. Çoğu zaman o insanların merakını uyandıran şeyi de yankesicinin ortağı alevlendirir. Belki zaman zaman bir şeylere merakla kilitlendiğimizde kıymetli varlıklarımızın çalınıyor olabileceğini düşünmeliyiz.

“Gözünü açtıran şey yalansa” dedi meczup, “bırak kapalı kalsın!”

#aktüel
#hayat
#Gökhan Özcan