
Bazı günleri bizim için diğerlerinden daha önemli kılan şey; başka günlerde farkına varmadığımız olağanüstülüklerin o gün bir şekilde farkına varmamızdır.
Çoğumuz her sabaha hep aynı güne uyanıyormuş hissiyle başlıyoruz. Aslında hep aynı olan sadece biziz, günler değil! Aynı insanda sabit kalmaktan vazgeçemiyor ve kendimizi hayatın her an tazelenen akışkan tabiatında yenilenmeye bir türlü bırakamıyoruz.
“Enerjimizi söküp almayan, tam aksine içimizi dolduran; başlangıcında beklenti, sonundaysa memnuniyet olan bir gün. Bizi büyüten durumların olduğu, büyümekten doğan umudun yeşerdiği, güzel insanlarla yapılan anlamlı konuşmaların çiçek açtığı bir gün. Hepsinden önemlisi bedenin keyif sürebildiği, zihnin kabullendiği bir gün. Ben böyle bir gün ve böyle bir gün geçiren insanların resmini çizmek istemiştim” diye yazmış Hwang Bo-reum, ‘Hyunam-Dong Kitabevi’ isimli kitabında.
Hayat hakkında zihnimizde kemikleşmiş bazı yargılar var; bunları pek sorgulamıyor, öyle olduğuna kendimizi inandırıyoruz. Bu belki de hayat hakkında düşünmeye, hayatı hissetmeye, farkında olduklarımızdan daha fazlasını fark etmeye çekiniyor oluşumuzdan. Çünkü modernlikle malul kimseler, yani biz, ancak her şeyi belli bir çerçevede sabitleyebilirsek kendimizi güvende hissediyoruz. Hayat planımız hep bu sabitler üzerinden ilerlesin istiyoruz. Oysa hayatın tabiatı buna hiç uygun değil; birçok değişkenle, beklenmedik sürprizlerle, ani yön değiştirmelerle açıyor hayat sürekli yolunu. Bizim zihinlerimizde kök salmış sabitlemelere tahammülü yok onun; bir temel kaidesi, yani gövdesi ve her an yeni bir oluşla tazelenen, her an yeniden yaratılan sonsuz sayıda dalları, uzantıları, kıvrımları var. Hayatla uyumlu olabilmemiz için bu hareketliliği, bu devinimi görmemiz, kabullenmemiz gerekiyor. Her şeyi sabitleme ısrarı fikirlerimizi de sabitleştiriyor ve hayata bakışımızda içimizi daraltan arızalara yol açıyor. Hayatla sürtüşmemiz çoğu zaman bu uyumsuzluktan kaynaklanıyor.
“Bunca yıl hep kendime uygun bir hayat aradım” diye yazdı defterine, “sonra hayatın benden çok daha büyük olduğunu fark ettim, ben kendimi bir şekilde hayata uygun hale getirmeliydim!”
Görünüşlerine bakarsanız bütün noktalar birbirinin aynıdır, ancak her nokta farklı bir cümleyi bitirir.
Bizi yaşadıklarımızla ilgili yanılgıya düşüren, o konuda her şeyi zaten biliyor olduğumuzu vehmetmemiz olsa gerek!
Hwang Bo-reum, aynı kitabında ince bir tespitte daha bulunuyor: “Yaşamı kolaylaştıracak yöntemlerden bahseden insanlar, bu yöntemleri bilmeyen kişilere kıyasla hayatın içinde daha çok debelenen insanlardı. O kadar tükeniyorlardı ki, artık tükenmek istemedikleri için sürekli farklı yollar bulmaya çalışıyorlardı. Hayata katlanma yolları, yaşamaya devam etme yolları...”
Hayatı kolaylaştırmaya çalışma saplantısı son yüzyılın insanları için beklenenin aksine büyük sıkıntıların, gerilimlerin ve streslerin sebebi oldu ve beklentinin aksine hayatı zorlaştırdı. Her şeyi kontrol altında tutabileceğimizi sandık ama böyle bir kudretimiz yoktu. Kurmaya çalıştığımız düzen insanı hayatın ahenkli yapısından kopardı, huzurlu yürüyüşleri sürüklenmelere dönüştürdü. Bundan kaçınılmaz olarak etkilendik, huzurumuz kaçtı, dış dünyayı kendi kafamıza göre bir düzene sokalım derken iç düzenimizi neredeyse tamamen bozduk.
“Bazı günlerde elimdeki her şeyi bir masanın üstüne bırakıp dağlara doğru rotasız bir yürüyüşe çıkmak, şehirden yeterince uzaklaşınca bir ağacın altına oturup derelerin, kır çiçeklerinin, serçelerin, rüzgârın birlikte söylediği herhangi bir şarkıya katılmak istiyorum.”
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.