
Modernizm geleneksel olanı yeni olanın yerine koymak üzere kurgulandı. Geleneksel olanın kadim olanla köklü bağları vardı, bu bağlar sökülüp atıldı. Yerine insan aklının ürettiği gelişme modelleri kondu, toplum yapısı da ilahi ahlak ve düsturların yerine mantıksal ve etik izahlarla şekillendirildi. Vahiy, insanı iyilik ve kötülük arasında bir ikilem üzerinden tarif eder ve buna uygun kaideler getirirken; modern proje insandan doğabilecek kötü ihtimalleri hesaba katmadan, insanın kendi başına yolunu bulabileceği varsayımı üzerinden bir hayat kurgusu, daha doğrusu projesi ortaya koydu. Çok radikal bir geçişti bu; asırlar boyunca insanların aşkın olana bağlılığıyla belli derecede emniyete alınan kötülük potansiyeli insanın etik duruşuna güvenilerek serbest bırakıldı. Unutulan şey nefsaniyetti; insan aşkın bir güce inancı elinden alındığında nefsinin (ve diğer kötülük aşılayıcıların, şeytan, heva ve heves gibi) sinsice oluşturduğu kötü seçeneklere karşı savunmasız kalıyor, sadece insanca bir hassasiyetle ayakta tutulmaya çalışılan etik baştan çıkmaya çok uzun süre dayanamıyordu. İnsan tabiatı icabı iyiliği inançla tahkim ederek güçlü tutmadığı her ihtimalde kötülük karşısında sonuna kadar dirençli kalamıyordu. 2000’lerin dünyası, insanlık kalesinin nefsaniyet güçleri karşısında ayakta kalmakta, kendini, insanlığını, onurunu savunmakta çok zorlandığı günlere taşıdı bizi. Pek çok yara aldı insanlık, pek çok şey zedelendi hayatın içinde ve pek çok yerinden eksildi zihinlerimiz ve kalbî düzenimiz! İçimizde inanç namına kalmış ne varsa, içimizi sızlatan eski birer hatıra olarak kalmış bile olsa, insanlığın geleceği için hayati değerde artık!
Cemil Meriç, ‘Umrandan Uygarlığa’ kitabında nasıl bir zihinsel vakumlanmaya maruz kaldığımızı şöyle ifade ediyor: “Tabiat şimdiden mezbeleleşti. Bu insicamsız şehirleşme insanı da mahvedecek. Teknik sayesinde tabiatın hakimiyetinden kurtulduklarını sanıyorlar; yeni ihtiyaçlara göre başka bir tabiat yaratmak sevdasındalar. İnsanı da yeni baştan yaratmak istemiyorlar mı? Yaratmak, hiç değilse şartlandırmak. Kendi üzerinde düşünmekten vazgeçen bir toplum... böyle bir toplumda kültür bir tortu, bir teferruat...”
İnsanın modern normlarla oluşturulmuş bir yaşama düzeni içinde iç aleminin dirliğini, düzenini koruması mümkün değil! Modern ideolojinin babaları bunu görmüş ya da öngörmüş olmalı. Modern etik anlayışı içinde, insanlığın zihinsel sancılarına ve kalp sızılarına tuz basacak tedbirleri peşinen almışlar. İnsanı ruhen zinde ve bütün tutacak şeylerin ortadan kalkmasından doğabilecek her parçalanma ve bu parçalanmadan doğabilecek her isyan ihtimaline bir modern motivasyon pansumanı hazırlamışlar.
Cemil Meriç’in cümlelerine kaldığımız yerden devam edelim: “Arada bir derin bir uykudan uyanır gibi oluyor toplum, rasgele tedaviye kalkıyor yaralarını, daima geç, daima dağınık bir tedavi. O kutsal kâr ekonomisine dokunacak her tedbir peşinen yasak. İnsan ‘oturulmaz’da oturuyor, her şey üst üste... Sinir hastalarının, dilsizlerin medeniyeti; yaşadıkları yer, şehir değil çöl. Bir araya gelmeleri için hiçbir şey düşünülmemiş.”
İnsanın içindeki boşluğun infilakını önlemek için alınan tedbirler insanın lehine değil! Ağrı kesiciler gibi ağrının sebebini ortadan kaldırmayan, acıyı gideren tedbirler bunlar! Kutsal kâr ekonomisine, modernizmin çarklarına, azınlığın konforuna dokunmadan can sıkıntılarını uyuşturarak giderecek tedbirler!
Bugün içimizdeki maneviyat ihtiyacının boşluğunu doldurmak üzere icat edilmiş başka haz, dopamin, adrenalin, duyarlılık ve sair tutkularımız var. Fanatizm, sınırsız tüketim ve tüketim açlığı, aşırı hayranlıklar, çılgınca aktiviteler, kariyerizm, gülme mecburiyetleri, eğlence histerisi, ekran bağımlılıkları, hoyrat karşı inançlar ve bunun karşısında modernize butik inançlar! Uzaktan bakma imkânımız olsa, içinde bulunduğumuz toplumsal manzarayı kitlesel bir afyon yutmuşluk, bir sarhoşluk, bir uyuşma hali olarak görüp, teşhis edebilirdik. Ama içindeyken bunu yapamıyor, bu sersemletici uykudan bir türlü uyanamıyoruz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.