Menderes’in, Demirel’in yapamadığını şimdi beklemek hakkımız

04:012/08/2023, Çarşamba
G: 2/08/2023, Çarşamba
Hüseyin Likoğlu

İsmet Bozdağ, “Derin Devlet Cehenneminde Düşünmek Can Bahası” kitabında daha çocuk yaşta nasıl fişlendiğini ve bu fişlenme yüzünden neler yaşadığını anlatıyor. Bozdağ, 1930’larda daha ortaokul öğrencisi iken, şiire merak salmış. Bu merakı onu çocuk yaşta Nazım Hikmet’in şiirleriyle karşılaştırmış ve bu yüzden “aktif komünist” olarak fişlenmiş. Askeri liseden bu fişlenme yüzünden atılan Bozdağ, sivil hayatta da çok çile çekti. 1946 yılında Demokrat Parti’nin Bursa İl Kurucusu olan İsmet Bozdağ’ın

İsmet Bozdağ, “Derin Devlet Cehenneminde Düşünmek Can Bahası” kitabında daha çocuk yaşta nasıl fişlendiğini ve bu fişlenme yüzünden neler yaşadığını anlatıyor. Bozdağ, 1930’larda daha ortaokul öğrencisi iken, şiire merak salmış. Bu merakı onu çocuk yaşta Nazım Hikmet’in şiirleriyle karşılaştırmış ve bu yüzden “aktif komünist” olarak fişlenmiş.

Askeri liseden bu fişlenme yüzünden atılan Bozdağ, sivil hayatta da çok çile çekti. 1946 yılında Demokrat Parti’nin Bursa İl Kurucusu olan İsmet Bozdağ’ın çileli hayatı DP iktidarı döneminde de devam etti.

Bir gün Eskişehir’den trene bindi, yanına Eskişehir Valisi Arif Bey denk geldi. Vali Bey, “İlk kez karşılaşıyoruz ama sizinle tanışmamız eskiye dayanıyor” deyince Bozdağ şaşırıyor. Vali Bey başlıyor anlatmaya: “İçişleri Bakanlığı’nda çalışırken, arşiv benim emrimdeydi. Bursa Valiliği’nden sizinle ilgili bir yazı geldi. Yazıda sizinle ilgili ekli polis raporu vardı.”

Aktif komünistlerle ilişkisi nedeniyle sakıncalı kişi listesine alındığını bu yolculuk sayesinde öğrenen Bozdağ şok geçirirken, Vali Bey’in şu önerisiyle karşılaşıyor: “Aman Başbakan veya Cumhurbaşkanlığı seviyesinde bir müdahale sağlamaya çalış, yoksa hayatın yıkılır.”


İSMET BOZDAĞ VE YAŞADIĞI ACI GERÇEKLER

Bozdağ, önce Başbakan Adnan Menderes’ten yardım ister, ancak bir süre sonra Menderes’in müdahalesinin işe yaramadığını yaşadığı bir olayla öğrenir. Bu kez Celal Bayar’dan yardım ister Bozdağ, ancak Bayar’ın da müdahalesinin işe yaramadığını yıllar sonra öğrenir.

1960’larda Süleyman Demirel ile iyi bir hukuk geliştiren Bozdağ’ın Demirel ile bu dostluğu ömrünün sonuna kadar devam eder. Demirel, Cumhurbaşkanlığı döneminde bir gün İsmet Bozdağ’ı yurtdışı gezisine misafir eder. Ülkeye dönüş sırasında da Bozdağ’a “Seni Ankara’ya alalım” der. Bozdağ teklifi kabul eder, birlikte Ankara’ya geçilir.

70 yaşını aşmış Bozdağ, otele yerleşir, Cumhurbaşkanı Demirel’den haber bekler. Birkaç gün sonra Demirel arar, “Sen İstanbul’a git, bir iki gün içinde sonucu sana bildiririm” der.

Olayın devamını İsmet Bozdağ’ın cümlelerinden okuyalım: “Pekala deyip İstanbul’a döndüm. Aradan yıllar geçti, ama formaliteler bitmedi. Sevgili Demirel: Emniyet Genel Müdürlüğü veya MİT’ten benim ‘Aktif komünist’ olduğum, ‘Gözlemlendiğim’ gelince ne kadar şaşırmıştır! Koskoca Cumhurbaşkanı demeyin… Cumhurbaşkanı da olsanız MİT dosyalarına sözünüz geçmez. Menderes’in, Bayar’ın yapamadığını Demirel’den beklemek biraz haksızlık değil mi?”

Evet, 1930’larda ‘Aktif komünist’ olarak fişlenen ve hayatı boyunca hep sağ camiada siyaset yapan ve yazan İsmet Bozdağ, Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanlığı döneminde bile fişlenme nedeniyle Çankaya’ya danışman olamadan bu dünyaya veda etti.

Türkiye tarihi bir dönemden geçiyor. 17-25 Aralık’la gördük ki devletin kılcal damarlarına sızan bir terör örgütü büyük ihanetlere yol açmış. 15 Temmuz’da en büyük ihanete kalkışılmış, milletimizin direnişiyle ülke uçurumun kenarından dönmüş.


FETULLAHÇI HAİNLERİN KİRLERİNDEN ARINMALIYIZ

15 Temmuz’dan bu yana devletin her kademesine yapılan atamalar konusunda bir hassasiyet gösteriliyor. Sütten ağzımız yandığı için yoğurdu üfleyerek yiyoruz. Lakin, İsmet Bozdağ’ın kitabında anlattığı gibi, devlet arşivlerindeki istihbarat notlarına bakarak, karar veriyoruz.

Peki o istihbarat raporları ne kadar doğru?.. Devletin en mahrem yerlerine sızan Fetullahçı teröristler başta olmak üzere, gayrimilli unsurlar nasıl raporlar yazdı. Bunların bir gözden geçirilmesi gerekmiyor mu?

Yarın çok önemli bir şura var. TSK’nın, dolayısıyla Türkiye’nin geleceğinin şekillenmesinde önemli rol oynayacak komuta kademesi belirlenecek. Ama ne yazık ki hâlâ Fetullahçıların fişlemelerinin değerlendirmelerde ele alındığını duyuyoruz. Sadece TSK’da değil, devletin üst kademelerinde görev yapacak bürokratlar için benzer fişlemeler dikkate alınıyor.

2012 yılında ne kadar milli bürokrat var ise onları tasfiye etmek için Fetullahçılar, “İzmir Casusluk” diye bir kumpas kurdu. O kumpasta milli bürokratlar için yazılan iftira dolu fişlemeler maalesef sistemden silinmedi.

Tabii ki devletin hafızasını silemeyiz, yok sayamayız. Ama geçmişte kasıtlı kötülüklerin yapıldığını, hainlerin yerli ve milli olanları tasfiye etmek için istihbarat notları düzenlediğini unutamayız, göz ardı edemeyiz. Arşivlerimizi, Fetullahçı hainlerin ve gayrimilli unsurların kirlerinden arındırmalıyız.

Menderes’in, Bayar’ın, Demirel’in yapamadığını şimdi beklemek hakkımız…

#politika
#Menderes
#Demirel
#Hüseyin Likoğlu