Çözüm süreci başladığında AK Parti süreci tek başına sırtlanmıştı.
DEM Parti daha sonra süreçten çark etmekle beraber, sürecin ikinci destekçisiydi.
CHP, MHP ve diğer partiler muhalefet kanadını oluşturuyordu.
15 Temmuz darbe girişiminden sonra Cumhur İttifakı kuruldu.
İktidarı Cumhur İttifakı temsil ederken, geri kalan bütün partiler muhalefet blokunu oluşturdu.
Daha sonra bu bölünme, Altılı Masa’nın şekillenmesini getirdi.
CHP, İYİ Parti, Saadet, DEVA, Gelecek, DP ve HDP topyekûn muhalefet safını temsil etti.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MUHALEFETTE YENİ YARILMA
Çerçeve yasa oylaması daha çok Yeni Parti’nin siyasetsizliği üzerinden konuşuldu. Mesele bu bağlamda konuşulmayı hak ediyor.
Muhalefeti kim temsil ediyor?
Meclisteki oylama beklenenin üzerinde bir mutabakatla geçti. İYİ Parti ve Zafer Partisi hariç, sürece açıkça karşı çıkan parti olmadı.
Meclisteki bu tablodan hareketle, muhalefet cephesinin çok parçalı olduğunu ve çatısının çöktüğünü hükmedebiliriz.
Her ne kadar Yeni Partililerin Kılıçdaroğlu nefreti birçok sağduyulu değerlendirmeyi saf dışı bıraksa da eski CHP, muhalefet partilerini bir çatı altında toplayabilmişti.
Cumhurbaşkanlığı seçimi konuşulmaya başladı.
Cumhur İttifakı’nın pozisyonu belli. Bugün AK Parti’nin oyları %35 bandını koruyor. MHP ise %8-9 bandında. Bütün seçimlerde MHP, araştırma sonuçlarından yaklaşık iki puan fazla oy alıyor. Cumhur İttifakı, seçim olmadan, parti oyları olarak %45’lerde bir oya sahip.
CHP ve DEM Parti, Yeni Parti’nin payandası olmak gibi bir pozisyonda değiller.
Keskin muhalefette üç parti görünüyor: Yeni Parti, İYİ Parti ve Zafer Partisi.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefet tablosu güçsüz bir hale geldi.
Terörsüz Türkiye Çerçeve Yasa oylamasından sonra Yeni Parti ile ilgili oluşan tereddüdü birkaç başlıkta okuyabiliriz:
1. Cumhuriyet Halk Partisi muhalefeti bir çatı altında toparlayabilmişti.
2. Yeni Parti’nin CHP ve DEM Parti’ye nüfuz etme şansı yok gibi duruyor.
3. Parti sağcı bir parti mi olacak, ikinci bir CHP mi olacak, daha solda bir parti mi olacak? Bütün bu soru işaretleri varlığını sürdürüyor.
4. İmamoğlu ile Özel rekabeti devam edecek mi? İllerdeki yapılanma kimin lehine tecelli edecek?
Yeni Parti’deki tartışmalar entelektüel çevrelerde de bir tereddüt oluşturdu. Özellikle ideolojik soldan gelenler bir durakladı: Acaba bizi sağcı-popülist bir tuzak mı bekliyor?
Liberaller tam bir hayal kırıklığı yaşadı.
Ulusalcılar süreçten memnun.
CUMHUR İTTİFAKI’NIN RASYONEL SİYASETİ MUHALEFETİ SİYASETSİZ BIRAKTI
50 yıldır devam eden bir terör sürecinin sonlanmasının ülkemiz için faydası saymakla bitmez.
Muhalefet edenlere sorsanız, kimse terör olsun istemez.
Bir ülkenin güvenliğini, dirliğini ve düzenini korumasına, ekonomisinin iyiye gitmesine kimse karşı çıkmaz.
Terörsüz Türkiye’nin terörsüz bölgeye evrildiğini dost düşman herkes görüyor.
Bugün Suriye’de SDG kendini feshetti ve Suriye devleti ile bütünleşti.
Irak kendi sınır güvenliğini koruyacak güce erişiyor.
Bu ülkelerin kendi sınırlarını koruması, Türkiye’nin daha çok ülkenin stratejik hedeflerine yönelmesini sağlayacak.
Türkiye’nin dış politikası ve küresel ilişkileri, bu ülkeyi seven herkesi heyecanlandırıyor. Dış politika alanında muhalefete fazla söz kalmıyor.
Sonbaharda Yeni Parti kendi siyasetini ortaya koyacak. CHP-Yeni Parti rekabeti şimdiden bitecek gibi durmuyor
DEM Parti, demokratik siyaset ve Türkiyelileşmek gibi yeni bir siyaset zemini oluşturmak zorunda.
Muhalefet partileri hiçbir seçime bu kadar dağınık girmediler.
Seçim tartışmaları başladığında, çatısı çökmüş bir muhalefetle iktidar mücadelesinin nasıl yapıldığını görmüş olacağız.

