2024’te “Uluslararası Ceza Mahkemesi(UCM)” Soykırımcı Binyamin Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle “yakalama” emri çıkarmıştı. O emir hâlâ geçerli. UCM’ye taraf olan Avrupa Birliği’nin 27 üyesi dahil 124 devlet, haklarında yakalama emri bulunan şahısları ülkelerine gelmeleri halinde mahkemeye teslim etmekle yükümlü.
“Zaman aşımı” olmadığı için Netanyahu yaşadığı sürece yargılanmaktan yakasını kurtaramaz. Yaftası boynunda hep asılı kalacak. AB liderlerinin UCM’ye taraf olsun veya olmasın, herhangi bir ülkede Netanyahu ile tokalaşmaları bile ateşten kestaneyi ellerinde tutmak gibi olacaktır.
Diğer yandan Netanyahu iktidardan düştüğü zaman hakkındaki yolsuzluk davalarından hapse girmesine kesin gözüyle bakılıyor. Şimdiye kadar hapse girmekten kurtulduysa da Ekim’deki seçimleri kaybetmesi halinde işler Netanyahu için sarpa saracak. ABD’den başka sığınacağı ülke sayısıysa pek az. ABD’nin Netanyahu’yu nereye kadar koruyup kollayacağıysa meçhul.
İran Şahı M. Rıza Pehlevi ve Filipinler Diktatörü Ferdinand Marcos örneğinden anlaşılacağı gibi, Amerikalılar en sadık müttefikleri de olsalar düşük zorbaları yüzüstü bırakmakla maruflar. Devrik Şah’ın kaçtıktan sonra vebalıymış gibi ülke ülke dolaştırıldığını hatırlatalım.
Uzatmaları oynayan Netanyahu iktidarda kalabilmek için her şeyi yapabilecek tıynette biri. Sürekli savaş hali Netanyahu’nun iktidarda kalmasının bir aracı oldu. Akıbetinin son derece şuurunda olan Netanyahu şimdi de Türkiye’ye dalaşarak iktidarını sürdürmenin peşinde.
Kendi plânlarına sekte vuran Netanyahu’yu zaptedemeyen ABD Başkanı Trump ise defalarca İsrail Cumhurbaşkanı İzak Herzog’dan Netanyahu için af çıkarmasını istedi. Trump başkaca bir şekilde Netanyahu’dan kurtulamayacağının farkında. Herzog, Trump’ın ısrarlı af çağrılarına şimdiye kadar olumlu bir cevap vermedi. Herzog’un af kararı alması için Netanyahu’nun yargılanıp suçlu bulunması lazım. Netanyahu ise Herzog’un af çıkaracağından emin değil.
Trump ayrıca Netanyahu’yu “UCM”nin elinden kurtarmak için de çırpınıyor. ABD “UCM”ye taraf değil, ancak Joe Biden kendi döneminde yaptığı bir açıklamada ABD’nin Rusya Lideri Vladimir Putin’in UCM tarafından yargılanma girişimini desteklemiş, üstelik ABD’nin UCM ile işbirliği yapacağını da söylemişti. Trump ise daha ilk döneminden itibaren “UCM”yi tamamen bertaraf etmek için çalışıyor. Hatta Trump UCM üyelerine yaptırım kararı bile almıştı.
Geçtiğimiz Ağustos ayında ABD Dış İşleri Bakanı Marco Rubio UCM Başkanı Tomoko Akane ile Kıdemli Dava Avukatı Abdoulaye Seye için de yaptırımlar getirildiğini açıklamıştı. Seyahat yasakları, mal varlıklarının dondurulması ve ABD vatandaşlarıyla iş yapma kısıtlamalarını içeren yaptırımlar UCM aleyhinde açılan kampanyanın bir parçası. Rubio’ya göre Akane ve Seye’nin suçu UCM’nin yargı yetkisini kabul etmeyen ülkelerin yetkililerini soruşturma, tutuklama, gözaltına alma veya yargılama yönündeki çabalara doğrudan iştirak etmek.
ABD Dışişleri Bakanlığı Temmuz ayında da “tüm araçları” kullanarak “UCM”yi “dağıtmayı” hedeflediğini duyurmuş idi. Diğer ülkeleri UCM’den ayrılmaya ‘ikna etmek’, UCM ile bağlı kuruluşlara karşı seyahat yasakları ve ilave yaptırımlarla mahkemeyi zayıflatmak bu araçlar arasında yer alıyor. Devlet Başkanıyla eşini ABD’nin askeri harekâtla kaçırdığı Venezuela’nın yeni yönetiminin UCM’den çekileceğini duyurması bu bakımdan dikkat çekici bir gelişme.
Trump “UCM”ye karşı yürütülen kampanya hakkında “[Rubio] beni savunmaya çalışmıyor. O, Bibi’yi ve diğer çeşitli kişileri savunmaya çalışıyor” demişti. ABD Kongresi’ndeki İsrail yanlısı şahinlerse asıl amaçlarının İsrail’i ve Siyonist soykırımcıları korumak olduğunu gizlemek için “UCM”nin Amerikalılar’ı yargılamak için sırada beklediğini iddia ediyorlar.
Trump “Bibi” diye hitap ettiği Netanyahu’yu kurtarmak için İran’a savaş açmakla kalmayıp “UCM”yi de ortadan kaldırmaya çalışıyor. Trump’ın tuhaf “Bibi saplantısı”nın arkasındaki motivasyon bu yüzden merak konusu oluyor. Trump’ın Netanyahu’nun seçimleri kaybetmesi halinde gözyaşı dökeceğini de düşünmüyorum. Tam aksine Trump derin bir nefes alacaktır. Trump’ın en bilinen özelliklerinden birisi “kaybedenler”e karşı ilgisini hemen kaybetmesidir.
Netanyahu ve Siyonist çetesi insanlık mahkemesinde “soykırımcı katiller” olarak tescillenmiş bulunuyor. Arkasında kim durursa dursun, Netanyahu boynundaki bu yaftayı kaldıramayacak. On binlerce Filistinli çocuğun ahı yerde kalmayacak ve adalet er ya da geç tecelli edecektir.

