‘Yumuşak gücümüz’: Dizilerimiz…

Ali Saydam
Ali SaydamYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 01/09/2026, Salı • Yeni Şafak Haber Merkezi
‘Yumuşak gücümüz’: Dizilerimiz…

İletişim dünyasında “Algılama Yönetimi” ve “Kamu Diplomasisi” kavramlarını tartışırken, sinema ve televizyon yapımlarının sadece eğlence aracı olmadığını her fırsatta vurgularız. Zira sinema; duygu, düşünce, müzik ve görsel estetiği, kültür ve değerlerle harmanlayıp tek bir potada eriterek kitlelerle “bağ kurma” ve “duygusal ikna” süreçlerini en üst seviyede yönlendirebilen son derece etkili bir araçtır. Bir ülkenin küresel gücü, sadece elindeki askerî mühimmat veya ekonomik hacmiyle değil; o gücü meşrulaştıran, kültürünü taşıyan ve ulusal algısını inşa eden “yumuşak gücü” (soft power) ile ölçülüyor günümüzde…

Carlos Fuentes’in “Bütün entelektüel dünyanın buluşup tartıştığı tek merkezdir” dediği ve bizzat Danışma Kurulu’nda yer aldığı New Perspectives Quarterly Dergisi’nin Türkçe versiyonunu birlikte yayınladığımız Nathan Gardels; şimdilerde dünyada yaşanan büyük dönüşümleri, krizleri ve geleceği şekillendiren fikirleri derinlemesine inceleyen düşünce dergisi Noema Magazine’in yayın yönetmenliğini yürütmekte…

Gardels’ın konuya ilişkin çok çarpıcı bir tespiti var: “CIA, çok pahalı ve riskli olduğu için artık ABD askerlerini değil, Hollywood ve MTV’yi gönderiyor.” Bu tespit, kitle iletişim araçlarının askerî güçten çok daha kalıcı ve operasyonel bir kamu diplomasisi enstrümanına dönüştüğünün en açık özetidir.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın, bizim de davetli olduğumuz “Türkiye Markasının Küresel Anlatısı: Türk Dizileri” toplantısında altını çizdiği hususlar da tam olarak bu stratejik gerçekliği gözler önüne sermekte. Duran’ın ifade ettiği gibi, Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren ve özellikle Soğuk Savaş yıllarında beyaz perde; propaganda, hegemonya ve ideolojik rekabetin ana cephesi haline geldi. Rambo veya Rocky gibi Doğu-Batı çatışmasını şablonlaştıran, Batı çıkarlarına odaklı yapımlar, onlarca yıl boyunca küresel kamuoyunun zihnini adeta birer kültürel uç beyi gibi şekillendirdiler. Ayrıca “Kültürel Kolonializm’in” temel direklerini inşa ettiler…

Batı’nın bu tek merkezli anlatı hegemonyası, Doğu ve İslam dünyasına bakarken her zaman indirgemeci bir kadraj kullandı. Yıllarca Hollywood ekranlarında Orta Doğu ve Türkiye; “sarı filtrelerin ardına gizlenmiş kaotik pazar yerleri, tozlu sokaklar ve güvensizlikle” resmedildi. Ne yazık ki bu oryantalist bakış açısı, uzun süre Batı’nın kamerasından dünyaya ve kendisine bakmaya alışmış yerli yönetmen, yapımcı ve senaristlerle de yaşatıldı. Duran’ın altını çizdiği gibi, Türk sinemasında dindar tiplemelerin yıllarca sahtekâr ya da yobaz karakterler olarak sunulması, kendi hikâyemizi başkalarının şablonlarıyla, millî kültür ve değerlerimizi reddetme pahasına anlatmanın acı bir sonucuydu.

Oysa bugün şartlar değişti... Jeopolitik konumu, 86 milyonluk nüfusu, NATO müttefiki kimliği ve tarihi mirasıyla bölgelerüstü bir aktör haline gelen Türkiye, ekonomi ve imalattaki gücünü kültürel diplomasiyle pekiştiriyor. Türkiye, 170’i aşkın ülkede 1 milyardan fazla izleyiciye ulaşan dizilerinin de katkısıyla ki, dizilerin nicelik, yani tanınma ayağında en büyük lokomotif olduğunu söylemek mümkün, Brand Finance Global Soft Power Index 2026’da bir basamak yükselerek 193 ülke arasında 25. sıraya yerleşmiş.

2000’lerin başında 10 milyon dolar olan dizi ihracatının bugün 1 milyar doları aşması, küresel anlatı düzeninin de çok merkezli hale geldiğini gösteriyor. Boğaz, aile bağlarımız ve Türkçe, milyonların hayatına girerken, araştırmalar Türkçe öğrenen yabancıların %81’inin bu sürece Türk dizileriyle başladığını ortaya koymuş.

Ancak… Bu noktada dikkat edilmesi gereken kritik bir husus var: Tanınma, bilinme kısa vadede kültürel yayılma konusunda etkili olabilir. Ancak uzun vadede kalıcı etkiyi sağlayacak olan ‘değerlerdir’… Nitelikli sinema ve dizi sektörü, millî değerleri ve toplumsal hafızayı diri tutmazsa, resmî tarih ile kültürel kodları, değerleri doğru yansıtamazsa ilk etki kalıcı olmaz… Benim kâbusumdur: Ciguli’yi ülkede tanımayan yoktu… Ancak adamcağız Bulgaristan’da yoksulluk içinde vefat etti...

Bu kadim coğrafyanın muazzam hikâye hazinesi, ortak ruhî şekillenmemiz, birkaç merkezli küresel sinema endüstrisinin münderacatından çok daha zengindir. Türkiye’nin hikâyesi de kadrajı da Batı’nın tekeline bırakılmamalıdır.

Hem ‘şeffaf’ hem de ‘açık’ olacaksın...

Sivil toplum kuruluşu yönetmek; sadece iyi niyet beyan etmek veya ahbap-çavuş ilişkileriyle fon çevirmek değildir. İtibarın, dost meclislerindeki övgülerle değil; şeffaflık, hesap verebilirlik ve titiz denetim süreçleriyle inşa edilmesi bu alanda bir gerekliliktir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Başmüfettişleri’nin LÖSEV’le ilgili hazırladığı detaylı denetim raporu, tam da bu açıdan herkese ders niteliğinde... Türkiye’de toplumsal güvenin zirvesinde yer alan bir yapının, devlet denetiminden alnının akıyla çıkması tesadüf mü? Son yaşanan ‘Ahbap’ skandalından sonra ‘güven’in de yeterli olmadığı görüldü…

Denetim raporunda LÖSEV’in 2024 faaliyetleri vakıf senediyle tam uyumlu bulunarak; gelirlerin doğrudan hasta çocukların sağlık, eğitim ve sosyal ihtiyaçlarına aktarıldığı, yönetim giderlerinin düşüklüğü doğrulanmış. En önemlisi de; MASAK incelemesinde hiçbir aykırılığa rastlanmamış ve vakıf “risksiz” olarak tescillenmiş.

Tedavi başarısını %20’lerden %94’e çıkaran; LÖSANTE Hastanesi’nden Doğal Yaşam Köyü’ne, LSV Eğitim Kurumları’ndan Bodrum Tatil Köyü’ne ve Bursa Köy Enstitüsü modeline uzanan devasa yapının harcı tam anlamıyla disiplin ve hizmetle karılmış.

Sivil toplum kuruluşları gerçekten halka hizmet etmek, toplumsal fayda üretmek ve güven inşa etmek için kurulmalı ve böyle olduğunu iddia ediyorsa da; ‘Şeffaflık’ ve ondan önemlisi ‘Açıklık’ (aradaki fark için bkz. https://www.kisa.link/XhVNa ) onların sığınacağı güçlü kaleler olmak zorundadır. Hesap vermekten korkmayan ve her kuruşun izini açıkça ortaya koyan yapılar, bu kuruluşlara desteği ciddi oranda artıracaktır.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026