
Hangi CHP sorusunun gündem olduğu şu günleri Attila İlhan göremedi.
Ömrü yetseydi, “Hangi serisi” Kaptan’ın kaleminden yeni bir kitap kazanmış olabilirdi.
İki taraf da asıl CHP’nin kendileri olduğu iddiasında.
Taraflardan hırçın olan takım bazı şeyleri yanlış anlamış gibi.
Yahut gerçeği, yolu yöntemi bilmelerine rağmen yanlış anlatma çabasında.
“Onlar butlancı, biz seçilmişiz.”
*
Seçilmişliği önemsememek kökten yanlıştır. Burası kesin. Fakat nasıl seçildiğin önemli.
Seçim usulsüzse, hukuksuzsa, ahlâka aykırıysa, seçildim ben diye kasılmanın geçerliliği yoktur. Hiçbir zaman olamaz.
Nasıl seçildin diye sorarlar, cevap veremezsin.
“Orayı geçiniz” cevap sayılmaz.
Usul, esastan önce gelir.
*
Açıyı geniş tutarsak, dünyada her şey değişebilir.
O kadar ki… Savaşmaya bile gerek yok.
İşgal teşebbüsünün her türü lüzumsuz.
Ne diye kan dökecek, imajını kirleteceksin?
Eski bir kamyon arkası yazıyı hatırlatalım.
“Para konuşur, gerçek susar.”
Usul, kural bozulduktan sonra, kanuna aykırı hareket edildikten sonra, ortada “esas” mı kalır?
*
Eğer partiler parayla satın alınabiliyorsa, durum vahimdir. Çok vahim.
Bastır parayı, al kurultayı kongreyi, partiyi ele geçir.
Parayı pavyonda vermişsin, gazinoda toka etmişsin, çay bahçesinde teslim etmişsin, fark etmez.
Poşetle, bez torbayla, çantayla, çuvalla veya kese kâğıdıyla vermişsin, o da mühim değil.
TL, dolar veya avro aynı kapıya çıkar. Karışık bile olabilir.
Arada bir “Ben seçimle geldim, kurultaydaki oylarla bu koltuğa oturdum, tepeden inmedim” dersin.
Kimse aksini iddia edemez.
Alkış bile alırsın.
*
Her partinin bedeli farklıdır o mantık işliyorsa.
Muhalefet partisini alıp yönetebiliyorsan, daha fazlasını gözden çıkarır, iktidar olacak partiyi veya doğrudan iktidardaki partiyi sahiplenirsin.
Milyonlar yetmezse milyarlar konuşur.
O da yetmezse trilyon hesabıyla işe girişirsin.
Bir ülke yönetimini ele geçirmenin bedeli kaç parayla ölçülür?
Savaşla, işgalle uğraşmaya değer mi?
Öyle bir sistemde silaha, bombalara, ordulara harcanan para başka yerlere yöneltilir.
*
Bu da son dönemin sorusu sayılır:
Benjamin Franklin’i Atatürk’ten kırk beş kat fazla sevenler arasında Atatürkçülerin oranı nedir?
Ekranlarda çok tekrarlanan yanlışlara rastlıyoruz. Bazılarına dikkat çekelim. Kimse kusura bakmasın.
*
Coşkun Başbuğ: “Velekin öyle olsaydı”
Doğrusu: Velev ki
*
Murat Gezici: “İtiş kalkış olayı”
Doğrusu: İtiş kakış
*
Gürbüz Evren: “İtiş kalkış”
Doğrusu: İtiş kakış
*
Berhan Şimşek: “Yangından mal kaçar gibi”
Doğrusu: Kaçırır gibi
*
Hasan Öztürk: “Saten”
Doğrusu: Zaten
*
Gürsel Tekin: “Bizim hiçbir dahilimiz yok.”
Doğrusu: Dahlimiz yok.
*
Zafer Şahin, Kemal Olçar: “Hakkatten”
Doğrusu: Hakikaten
*
Özay Şendir: “Meseğa”
Doğrusu: Mesela
*
Pek çok kişi: “Muhattap”
Doğrusu: Muhatap
*
Daha çok kişi: “İddaa”
Doğrusu: İddia
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.