Yazarlar Tuhaf, çok tuhaf

Tuhaf, çok tuhaf!...

Nazmiye Yılmaz - Pazar
Nazmiye Yılmaz - Pazar Gazete Yazarı
İnsan yaşadıkça nelere tanık oluyor.

''Burası Türkiye!'' genellemesinin pabucu, ''şak'' diye sıradan dam sakinine dönüşebiliyor.

''Öldür Allah değişmez''ler, anında hayal edilemez şekle bürünebiliyor.

Rollerle birlikte külahlar da kelle değiştiriyor.

Sonra…

Kapalı kapılar ardında, derin kuyularda olup bitenler teknolojinin civciv çıkartan yöntemleriyle şeffaflaşıveriyor.

Olmadı konuşturan Allah konuşturuyor işte!

Dikkatinizi bir tutam CHP Lideri Deniz Baykal''a, mümkünse bir elif miktarı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli''ye çevirin.

Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt''la birlikte elbette…

Yok, hiç öyle uzun uzadıya ''hainli, kan can istiyoruzlu'' polemiğin ayrıntısına girecek değilim.

Zira ne tartışılmazlık zırhına bürünüp muhtıra kıvamında attırılan çıkışlardan hazzediyorum ne tüylerimi diken diken eden ''daha fazla kan can'' talebinden...

Sadece ''tuhaf dünya!'' diyorum, işte o kadar.

Dünü ve bugünü bi düşünün!

27 Nisan muhtırasını, 22 Temmuz seçimlerini, 367 rakamını…

Genelkurmay, CHP, MHP neredeydi, nerelere geldi?

Saflar birden bire nasıl, hangi saikle yer değiştirdi?

Tuhaf değil mi?

Youtube''da fır fır dönen ''ultra hit'' alan kliplere bakın mesela…

Biri Gül''e suikast imasından bulunan Erdoğan Teziç''e, diğeri Başbakan Erdoğan''a hakaretler yağdıran bir başsavcıya, öteki askeri operasyona gölge düşürecek iddialar seslendiren Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemler Komutanı Münir Ertan''a, sonuncusu bir tümgenerale ait.

Öyle böyle değil yani…

Bakmayın siz ağızlarından dökülen fitne fücur tezgahlara, suikast imalarına,darbe şakşakçılığına, biri bin para hakaretlere…

Hepsi birbirinden önemli(!) şahsiyetler.

Tamam, tasvip edilemez yöntemlerle meşhur paylaşım sitesine düşmüş olabilirler ama…

Bu tatsız durum, Youtube düşkünlerinin döktürdükleri ile kıyaslandığında, olsa olsa bizim derin deveye kulak olur.

Youtube''a ihtiyaç duymadan ''bile isteye'' inanılmaz ifşaatlarda bulunanlar da var ayrıca.

Bakınız Danıştay Başsavcısı''na…

Başsavcı Tansel Çölaşan Hanımefendi darbeye ve darbe hukukuna nasıl övgüler düzüyor!

27Mayıs darbesini, gerekçelerini nasıl kutsuyor!

Bayan Çölaşan inciler saçtığı konuşmasında, Başbakan Menderes ve arkadaşlarının idamlarının toplumsal bir coşkuyla karşılandığı iddiasında bile bulunuyor.

İnsaf!

Hadi hanımefendinin attırdığı din tiradını geçelim…

Geçmiş siyasilerle bugünküler arasında yaptığı o derin(!) siyasi analiz, mesleki tarafsızlığına gölge düşürmüyor mu?

İnsanın gözü, yüreği; “Burası hukuk devletidir, demokratik kurallar geçerlidir, bu da neyin nesi?” diyecek hiç değilse bir tanecik savcı, gereğini yapacak bir adet yargıç arıyor.

Danıştay üyelerinden bir ses bekliyor.

Sözün özü;

Emekli olanı konuşuyor, (Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu''nun açıklamalarına bakınız) konuştukça şaşırtıyor,

muvazzaf olan ''demokratik teamüller, seçilmişler atanmışlar'' demeden bildiri kaleme alıyor.

Sosyal demokrat olduğu iddiasındaki bir parti “Niçin daha fazla ileri gitmediniz, niçin daha fazla kan dökmediniz”,

Danıştay Başsavcısı “Her darbe mutlaka kötü sonuçlar doğurmaz”,

Anayasa hukukçusu eski YÖK Başkanı “Baktım askeri muhtıra. o

* * *
rahatladım. Tebrikleri kabul ettikten sonra yan geldim yattım” diyebiliyor.

Anlatabildim mi?

Tuhaf!

Hakikaten çok tuhaf!...

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.