“… Petrol ve doğal gazdaki yükseliş önce enerji maliyetlerini artırıyor; ardından taşımacılık, elektrik üretimi, tarım ve sanayi üzerinden ekonominin geneline yayılıyor. Özellikle dizel fiyatlarındaki sert artış, lojistik zincirindeki maliyet baskısını büyütüyor. Merkez bankaları açısından ortaya çıkan tablo ise zorlaşıyor. Enflasyon yeniden hızlanırken faiz indirimi alanı daralıyor. Enerji maliyetlerinin arttığı, enflasyonun yeniden hızlandığı, yüksek faizlerin yatırımları ve tüketimi baskıladığı bir ortamda küresel büyümenin yavaşlama ihtimali güçleniyor.” (Yeni Şafak, 17/09)
Savaşın sürüklediği enerji krizinin küresel ekonomiye yaptığı baskı çok açık; zincirleme reaksiyonu tetikliyor. Bununla birlikte, enerji ve tedarik yolları üzerinden yükselen bu resim,
çökme halinin ilk baklası değil!
Halkalardan sadece biri ve korkulması gereken de bu. ABD’nin 40 trilyon dolar federal kamu borcu, OECD ülkelerinin tahvil borç stoku 60 trilyon doları aşması, ödenemiyor oluşu, yeniden borçla çevrilmek zorunda kalışları sabit gerçekler…Haylidir bir ekonomik kriz dalgasının yükseldiğine ve kırılma anına dair okumalar yapılıyor, bunların
mevcut jeopolitik gerçeklerle buluştuğu yerde bir ‘kusursuz fırtına’nın doğacağı
öngörüsü dillendiriliyor. Yani yeni değil, ‘olgunlaşan’ bir risk, kontrolden çoktan çıkmış da konvansiyonel araçlarla yolunda tutulmaya çalışılıyor gibi…Nitekim…
***
“Yaşadığımız şey 3’üncü dünya savaşı değil. Küresel düzenin yalnızca el değiştirmesini de yaşamıyoruz. 20 yıl içerisinde
medeniyetin kendisinin
çöküşünü de yaşayacağız. ABD’nin finansal altyapısını hedef alabilecek yeni bir 11 Eylül’de yaşanabilir”…Seveni sevmeyeni bol ama kesinlikle popüler jeopolitik yorumcu
Jiang Xueqin
’in son okumalarından biri bu. Zamanlaması 11 Eylül’ün yıldönümüne denk düştüğünden, ABD’ye saldırı vurgusu içerdiğinden işin bu yönünü daha çok sevdi medya ama.. Asıl iş, “medeniyetin kendisinin çökeceğine dair” tahlildir…Hangi medeniyet bu? Yoksa, “insanın inşa ettiği her şey” mi? Kast edilen, mevcut düzene akıbetine dair bir ‘stratejik kehanet’ ise, öznenin Batı olduğu varsayılabilir. İşaretleri de var; müesses ekonomik düzenin yaralı ve dizlerinin üzerine çöktüğüne dair tespit ve analizler gökdelen boyunda. Yine de, ‘doğu medeniyeti’, ‘batı medeniyeti’ diye genel ayrım yapılmadığından, daha ‘küresel’ bir kavramlaştırma ile karşı karşıyayız…
Bu durumda
jeopolitik veya ekonomik gelişmeler dahi alt başlığa dönüşebilir…
***
Ne demek bu?..
Mesela, son 10 gün içinde Yapay Zekâ’ya (YZ) dair tartışmalar farklı boyuta evrildi; bir yapay zekâ araştırmacısının istifası ile başlayan süreç, önce benzer firmalarda çalışan başka profesyonellerin ‘isyana’ katılımı, sonra da bu alanda başı çeken devasa firmaların (Anthropic, OpenAI, xAI, Google, Microsoft. Nvidia, Meta ise karşı cephede), “YZ’nin hızı onu kontrol, hatta anlama kapasitemizi aşıyor” açıklamalarıyla önce ABD hükümetinde sonra da Avrupa yönetimlerinde yankılandı…
Talep basit görünüyor; ‘yavaşlayalım, duralım, YZ’ye dair hukuksal ve yürütme zeminlerini sabitleyelim’…
Bu garip. Çünkü adı geçen şirketler yüz milyarlarca dolarlık, hatta dünya toplamında trilyon dolarlık yatırımlar yapmış, fonlar almış, hükümetler tarafından alabildiğine desteklenmiş, bu yüzden kıtasal anlaşmazlıklar çıkmış, orta ve küçük boy ülkelerin yönetimlerini bile aynı rekabete katmış bir piyasanın temsilcileri…
Kaldı ki, yine bu temsilciler, şimdiye kadar tüm benzer gelişmelerde görülen “haris” tavrın önde gelen bayrak taşıyıcıları olmuş, etik kaygıları az, insana ve beşeri ihtiyaçlarına dair talepleri ikincil saymış bir sektörü temsil ediyorlar. Birden
ahlak klanına
dönüşmeleri inanılmaz…Son on yıl içinde özellikle politik hassasiyetlerinin arttığını, ABD başta bir çok ülkede siyasete taraf hatta müdahil oldukları, para-güç ilişkisini artık pratiğe döktükleri, kurulu sistemi çok yavaş, ağır bürokrasiyi düşman saydıklarını biliyoruz. Şimdi ani frenin nedeni, anlamı ne?
***
Trump hükümeti bu çıkışa sert tepki gösterdi. YZ’yi ve veri merkezlerini “
geleceğin petrolü
” olarak tarif etti ve bir yavaşlama veya durma adımını kendine yönelik siyasi suikast olarak okudu. Bu da ilginç…Hatta İngiltere Kralı da açıklama yapma ihtiyacı hisseti; “Yapay Zekâ endüstrisi liderlerini teknolojinin yanlış ellere geçmesi durumunda ortaya çıkacak ‘
varoluşsal tehlike
’ konusunda uyarıyorum”…Petrol benzetmesi küresel sisteme dair okumadır. Bir yandan “petro-dolar’ düzeninin can çekiştiğine ilişkin kabulü teyit ediyor, diğer yandan da yerine gelecek yeni düzenin ne olacağına ilişkin tarifte bulunuyor. Bu ‘Yapay Zekâ’dır. ’Yanlış eller’ ise başta Çin’dir…
Burada bir tasnife ihtiyaç oluşuyor; YZ gündemiyle oluşan garipliği üç başlık üzerinden anlayabiliriz; bir, ABD-Çin rekabeti.
YZ, Çin’e karşı ABD’nin ve Batı’nın elinde kalan son kart
! Ve doğru, ABD bu kulvarda Çin’in önünde. (2024’te ABD’nin YZ yatırımları Çin’in 12 katıydı.) Böyle kalması da ‘varoluşsal’…İki, zamanlama. Elon Musk dahil Trump’a yakın YZ liderlerinin bile bu cephede yer alması,
ara seçimler
ve nihayet yeni ABD Başkanı’na giden yola öncesinde ‘kesin sözler’ istiyorlar. Seçimi etkileme kabiliyetlerinden şüphe yok. (Financial Times; ‘Cumhuriyetçiler’in arkasında ‘Silicon Valey-Wall Street-kripto sermayesinden oluşan güçlü bir finans cephesi oluşturuldu.’)Üç, Sektör rekabeti; talepleri gerçekleşirse, hevesli orta ve küçük boy YZ şirketlerinin önü kesilecek. Sadece yerkürenin en güçlü sektörü değil, tek sektörü olacaklar. Buna, “god position” diyorlar. Yani, “tanrı konumu”…
Devam edeceğiz…

