Yazarlar İbnül-Arabîden seçilmiş sözler

İbnü’l-Arabî’den seçilmiş sözler

Ömer Lekesiz
Ömer Lekesiz Gazete Yazarı

İnsanın tükenmezliğine dair dünden bugüne çok şey söylenmiştir.

Hakikatte insan, aşırı sıcak ya da soğukta bile tükenebildiğine göre, bu sözle asıl kastedilen onun aklı, zihni, duy(g)uları, düşünceleri, hâlleri, fiilleri… kısaca mana kelimesinde toplanan melekeleri itibariyle tükenmezliği, daha doğru bir ifadeyle tüketilemezliğidir.

Şeyh Muhyiddin’nin (ks), Fütûhât-ı Mekkiyye’sinden (Ekrem Demirli çevirisiyle) yapa geldiğimiz seçmelerin bir yenisini sunarken, onun sözlerinin insanın tükenmezliği / tüketilemezliği esasındaki kıymetine vurgu yapma ihtiyacı duyuyoruz. Çünkü onun söylediği her söz, son tahlilde hayatın ve insanın doğru anlaşılmasına mahsus nadide katkılardan ibarettir.

Şeyh Muhyiddin İbnü’l-Arabî diyor ki:

Hayat, her şeyi kuşatan rahmet feleğidir. Aynı şekilde ilahî Zat’a nispet edilen hayat da Allah’a nispet edilen her nispetin sıhhat şartıdır. (…) Hayat nispeti kalksaydı, hiç kuşkusuz, tüm nispetler de ortadan kalkardı. Hayat, bütün isimleri kuşatan Zatî rahmettir.” (FM, 6:412)

“Her bilgi ibareye dökülmez, bunlar (kişisel tecrübeye dayanan) zevk ilimleridir. Öyleyse akıldan daha bilgilisi olmadığı gibi, akıldan daha cahili de yoktur. Akıl sürekli bilgi alır. O halde akıl, bilgisi bilinmeyen alim iken (aynı zamanda) bilgisizliğinin sonu olmayan cahildir.” (FM, 7:16)

Tecellilerin başkalaşması, Hakk’ın sendeki zuhuru bakımından gerçekleşir. Hakk, senden dolayı kendisini sevgiyle nitelemiştir. Bu tecelliden senin adına gerçekleşen bilgi, senin O’nu seven olman, yani O’ndan dolayı seven olmandan seni sarhoş eder.” (FM, 7:17)

İsim, eserden meydana gelen şey ya da kendisinden eserin meydana geldiği şeydir. Ya da isim, eseri kaynağının kendisinden meydana getirdiği şey veya -isimlendirilen kastedilmemişse- eserin kendisinden meydana geldiği şeyin kendisinden var olduğu şeydir.” (FM, 7:34)

Tasavvur sahibinin tasavvur ettiği şey, onun aynıdır, kendisinden başkası değildir.” (FM, 7:45)

“Mümkün yokluğu göremez. Bir şeyin güzel olması, onun Allah’ın fiillerinden olması demektir. Fiili kötüleştiren ise kula izafesidir.” (FM, 7:95)

“Değişen kötünün güzelliği, değişmeyen iyinin güzelliğine ilave olmamıştır. Çünkü güzelin güzelliği, başka bir şeye değil, kendisine bağlıdır.” (FM, 7:97)

“Ey itaatim! Sen olmasaydın hasret çekerdim

Günahım! Sen olmasaydın seçilen olmazdım. (FM, 7/98)

Makamlar kazanım, hâller vergidir.” (FM, 7:143)

“Her amel, kendi hakikat ve yoluna göre bir sonuç oluşturur.” (FM, 7:171)

Talep, mülkte gerçekleşmiştir.” (FM, 7:198)

Akıl olmasaydı, doğal şehvet övülen bir şey olurdu.” (FM, 7:236)

Sayı, bir varlığı yok iken, özü gereği sayılanlarda hüküm sahibidir. Mazharlar ise, yine bir varlığa sahip değil iken, zuhur edenin (göründüğü) suretlerinde ve birdeki çokluklarında hüküm sahibidir.” (FM, 7:311)

“Hakk da aşırı yakınlık nedeniyle görülemez.” (FM, 7:323)

“Allah katında üstünlüğü sağlayan bir güzellik ya da uzak durmayla iyiliğin meydana geldiği herhangi bir kötülük, ancak şeriatın güzel bulması ya da çirkin görmesiyle belirlenebilir.” (FM, 7:382)

Dilenci, dilenmeyi belirten harfleri telaffuz edendir.” (FM, 7:416)

“(Güzel kelimesiyle aynı kökten gelen) ihsan, Allah’a O’nu görürcesine ibadettir.” (FM, 8:14)

“İnsan gaflet mahallidir ve özü gereği yoksundur.” (FM, 8:20)

Hikmet, özel bir bilineni bilmektir. O, hüküm sahibi ve ona göre hüküm verilen bir niteliktir. Fakat hükme konu olmaz. Hikmetin öznesi hakîmdir. Öyleyse hikmet hükümrandır. Onun sonucu olan hükmün faili / öznesi ise, hâkim ve hakemdir. Sayesinde atın kontrol edilmesini sağlayan gem de ‘hikmet’ diye isimlendirilmiştir. Öyleyse bu niteliğe sahip her bilgi hikmettir.” (FM, 8:31)

Serap, suyu arayanın gözündedir.” (FM, 8:30)

İdrakler, kuşku taşımayacak şekilde doğru hâldeki idrak edilenlere ilişir. Hakikatler hakkında bilgisiz olan kimse, hakikatlerinin başkalaştığını zanneder, halbuki başkalaşmazlar (başkalaşma, hakikatle kurulan ilişkide gerçekleşir).” (FM, 8:51)

Amel, sanatçıya nispet edilir, alete değil. Övgü de alete değil, onu kullanana gider.” (FM, 8:100)

Kulak bazen gözden önce aşka düşer.” (FM, 8:173)

İstidat hayat ile ortaya çıktığında, kendisini kabul edene göre tezahür eder. (…) Mazharlar, istidatlarıyla, kendilerinde zuhur edene kendisiyle zuhur edeceği taşınan ve taşıyan suretleri verir.” (FM, 8:329)

Ruhların esintisi rüzgarlarınkinden daha incedir, çünkü doğa alemiyle ilişkiden uzaktır.” (FM, 8:370)

Şiirin ve sözün güzelliği, ince söz ile yüksek anlamı kendisinde toplamasına bağlıdır.” (FM, 8:373)

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.