Bir elin nesi var, Körfez’in Aqua’sı var

04:0027/06/2026, Cumartesi
G: 27/06/2026, Cumartesi
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Özgür Bayram Soylu

Mutfaktaki yangın, bitmek bilmeyen siyasi gerilimler ve kutuplaşmanın her haberi kirlettiği bu karamsar iklim, insanları her geçen gün biraz daha evine kapatıyor. Hafta sonlarının faturalar ve market hesapları arasında eriyip gittiği, vatandaşın hem bütçesinin hem de sabrının tükendiği bu günlerde; geçtiğimiz hafta sonu Kocaeli’de ezber bozan bir hareketlilik yaşandı. İki günde tam 36.809 kişi, hayat pahalılığının duman ettiği gündelik dertleri bir anlığına evde bırakıp aynı kapıdan içeri girdi.

Mutfaktaki yangın, bitmek bilmeyen siyasi gerilimler ve kutuplaşmanın her haberi kirlettiği bu karamsar iklim, insanları her geçen gün biraz daha evine kapatıyor. Hafta sonlarının faturalar ve market hesapları arasında eriyip gittiği, vatandaşın hem bütçesinin hem de sabrının tükendiği bu günlerde; geçtiğimiz hafta sonu Kocaeli’de ezber bozan bir hareketlilik yaşandı. İki günde tam 36.809 kişi, hayat pahalılığının duman ettiği gündelik dertleri bir anlığına evde bırakıp aynı kapıdan içeri girdi. Aynı hayranlıkla aynı cama yürüdü ve aynı deniz canlılarını izledi. Muhtemelen o esnada kimsenin aklında ne geçim derdi vardı ne de bitmeyen polemikler; Twitter kavgalarından tamamen habersiz süzülen bir vatoz balığının dünyayı umursamaz huzuruna odaklanmıştı herkes.

Körfez Aqua Kıtalar Akvaryumuna bu yoğun ilgi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin, vatandaşın içinde bulunduğu psikolojik çığlığı doğru okuduğunun ve insanların en çok nefes almaya ihtiyaç duyduğu o kritik anı yakalayabildiğinin net bir göstergesi aslında. Bir haftalık ücretsiz ziyaretin ardından vatandaşın önüne fahiş bilet fiyatları koymadan yedi kıtanın ekosistemini sermek, sıradan bir kent yatırımının ötesine geçerek başarılı bir kitlesel terapi hamlesi olarak öne çıkıyor. Kocaeli halkı da grileşen hayatlarına 5 bin farklı renkle dokunabilen Büyükşehir’in sunduğu bu cazibe merkezinde; bir anlık da olsa dertlerini suyun dibine batırıp derin bir oh! çekmişe benziyor.


KARNEVAL

Bu toplu terapinin hemen yanı başında ise resmin tamamını netleştiren bir başka sosyolojik örüntü daha vardı. Kılavuz Gençlik bünyesinde hayata geçirilen Karne Festivali (Karneval). Akvaryumun kalıcı cazibesi ile bu şenliğin dönemsel ritmi birleştiğinde, İzmit Millet Bahçesi artık sadece yeşil bir alan olmaktan çıkıp, Kocaeli’nin sürekli enerji üreten dinamik bir yaşam merkezine dönüşme potansiyelini ortaya çıkardı.

Bu iki büyük kitle hareketinin aynı fiziksel mekânda buluşması son derece stratejik. Büyükşehir’in bu etkinliği bir karne hediyesi çerçevesine oturtması ise oldukça iyi bir toplumsal hamle. Çünkü bu hamle doğrudan sadece çocuğa değil ebeveyn psikolojisine de dokunuyor. Anne ve baba, evden çıkmanın bile maliyetli olduğu bir dönemde, “”Belediye çocuğuma kıymetli bir hediye verdi” hissiyatıyla alandan ayrılıyor. Üstelik bu duygu muhalif seçmenden iktidar seçmenine kadar her ailede bir jest olarak hafızalara kazınıyor. Etkinliklerin sadece eğlence odaklı kalmayıp; atölyeler ve teknolojik deneyimlerle harmanlanması ise projeye “çocuğum burada vizyon kazandı, bir şey öğrendi” katmanını ekliyor. Annelerin bu anları gururla aile içi WhatsApp gruplarında ve Instagram hikayelerinde paylaşması ise işin ayrı bir haz evresi... Sonuç olarak yerel yönetim olarak büyükşehir, sadece çocukları eğlendirmekle kalmadı ailelerin bütçesine, zihnine ve en önemlisi toplumsal prestij ihtiyacına aynı anda dokunmayı başarmış oldu.

Dijital ekranların esiri olmuş bir çağda; atölyeler, sanal gerçeklik alanları, spor ve müzik etkinlikleriyle dolup taşan bu festivalin en değerli çıktısı ise bir panonun önünde kalemleri sıkıca tutan çocukların o saf ve filtresiz heyecanlarında gizliydi.


BAŞKANA YAZ

“Başkana Yaz” panosu festival coşkusunun ötesinde çok sade ama son derece etkili bir fikri yansıtıyordu açıkçası. O panoya doğru eğilen küçük eller, ellerindeki renkli kalemlerle farkında olmadan bu şehrin en dürüst ve en filtresiz kamuoyu araştırmasını yapıyorlardı bir bakıma.

Sahranur hayatına dokunan Bilgi Evleri kursuna şükranlarını sunarken; Hira, “Çok eğlendik” notunun altına adını gururla nakşediyordu. Çünkü biliyordu, bu çocuksu çığlık bir boşlukta kaybolmayacak, menziline ulaşacaktı.

Elif Ada “Güzel anılar biriktirmemize katkı sağladığınız için minnettarız” diyerek soyadını da eklemişti satırlarına; aidiyetin ve samimiyetin altını çizercesine. Bir başka çocuk ise elindeki yeşil ve siyah kalemle, şehrin göğsünde atan o taraftar kalbini, Kocaelispor’un kemikleşmiş gururunu panoya mühürlüyordu: “Şehrine hizmet edene tribünden... HODRİ MEYDAN!”

Mustafa Mete ise çıtayı doğrudan futbol yönetimine çıkarıp nokta atışı bir transfer talebinde bulunmuştu: “Smolcic’i al başkan!” ve daha yüzlercesi.

Fakat tüm bu kalabalık satırlar arasından sıyrılan, sadeliğiyle insanı durup düşündüren tek bir cümle vardı dikkatleri çeken. Bir çocuğun el yazısıyla, tüm dolaysızlığıyla “İzmit’in size ihtiyacı vardı, teşekkürler.”

On iki, on üç yaşlarındaki bir çocuğun göğsünü gere gere “İhtiyacımız vardı ve karşılandı” diyebilmesi, yeryüzünün en zor kazanılan ödülüdür. Bu cümle; o çocuğun, karşısındaki yönetimin kendisini gerçekten dinlediğine, değer verdiğine dair kalbine kazıdığı içsel bir inancın sesidir. Bir çocuğun kaleminden böylesine hesapsızca dökülebilmesi için, o güvenin İzmit Millet Bahçesi’nde nefes alıyor olması gerekir. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın şehre kazandırdığı bu aidiyet ve sarsılmaz güven ise 7’den 77’ye herkesin kalbindeki bu ortak duyguyu çok daha tarifsiz kılıyor.

“Bir elin nesi var?” sorusu, günün sonunda ne ürettiğinize ve kimin hayatına dokunduğunuza bakıyor. Körfez’in artık Aqua’sı var, Karneval’i var ve en önemlisi, o panoyu umutla dolduran çocukların beklentilerinin gerçek hayatta karşılık bulduğu bir şehri var.

Bizde yüzmeyi biliyorsan, denizin derinliğinin bir önemi yoktur.

#Körfez
#Politika
#Kocaeli
#Özgür Bayram Soylu