Sessizliğe karşı bir çağrı

04:0018/05/2025, اتوار
G: 23/06/2025, پیر
Samed Karagöz

Dünyanın en önemli film festivallerinden biri olan Cannes Film Festivali geçtiğimiz günlerde başladı. Festivalin açılışından sonra 400’e yakın sinemacı Filistin’e destek ve İsrail’in yaptıklarının karşısında olduklarını belirtmek için bir açık mektup yazdılar. İşte o mektuptan bazı önemli yerler: “Sessizliğe Karşı Bir Çağrı – Gazze’deki Soykırıma Dair Açık Mektup O bir Filistinli serbest fotoğrafçıydı. 16 Nisan 2025’te, Sepideh Farsi’nin yönettiği ve başrolünde yer aldığı “Put Your Soul on Your

Dünyanın en önemli film festivallerinden biri olan Cannes Film Festivali geçtiğimiz günlerde başladı. Festivalin açılışından sonra 400’e yakın sinemacı Filistin’e destek ve İsrail’in yaptıklarının karşısında olduklarını belirtmek için bir açık mektup yazdılar. İşte o mektuptan bazı önemli yerler:

“Sessizliğe Karşı Bir Çağrı – Gazze’deki Soykırıma Dair Açık Mektup

O bir Filistinli serbest fotoğrafçıydı.

16 Nisan 2025’te, Sepideh Farsi’nin yönettiği ve başrolünde yer aldığı “Put Your Soul on Your Hand and Walk” adlı filmin Cannes Film Festivali’nin ACID seçkisine alındığı duyurusundan bir gün sonra, İsrail ordusu tarafından hedef alındı.

Evlenmek üzereydi.

Aynı İsrail hava saldırısında, hamile kız kardeşi de dahil olmak üzere on akrabası daha hayatını kaybetti.

7 Ekim 2023’teki korkunç katliamdan bu yana, hiçbir yabancı gazetecinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmedi. İsrail ordusu sivilleri hedef alıyor. 200’den fazla gazeteci kasten öldürüldü. Yazarlar, sinemacılar ve sanatçılar vahşice katlediliyor.

Mart ayı sonunda, No Other Land adlı filmiyle Oscar kazanan Filistinli yönetmen Hamdan Ballal, İsrailli yerleşimcilerin saldırısına uğradı, ardından İsrail ordusu tarafından kaçırıldı ve ancak uluslararası baskıyla serbest bırakıldı. Oscar Akademisi’nin Ballal’a destek vermemesi, kendi üyeleri arasında öfkeye yol açtı ve Akademi kamuoyuna eylemsizliği için özür dilemek zorunda kaldı.

Bu tür bir pasiflikten utanıyoruz.

Sosyal açıdan duyarlı eserlerin üretildiği bir alan olan sinema, neden gerçekliğin dehşetine ve kardeşlerimizin maruz kaldığı baskıya karşı bu kadar kayıtsız görünüyor?

Sanatçılar ve kültürel aktörler olarak, Gazze’de soykırım gerçekleşirken ve bu anlatılamaz haberler topluluklarımızı derinden etkilerken sessiz kalamayız.

Mesleklerimizin amacı, tarihten dersler çıkarmak, adanmış filmler yapmak değilse, ezilen sesleri korumak için orada olmayacaksak, ne işe yararız?

Neden bu sessizlik?

Ayağa kalkalım.

Gerçekliği adlandıralım.

Hassas kalplerimizin keskinliğiyle ona topluca cesaretle bakalım ki artık susturulamasın, örtülemesin.

Hayal gücümüzü sürekli sömürgeleştiren ve insanlık duygumuzu kaybettiren propagandayı reddedelim.

Fatma için. İlgisizlik içinde ölen herkes için.

Sinema, onların mesajlarını taşıma, toplumlarımızı yansıtma sorumluluğuna sahiptir.

Çok geç olmadan harekete geçelim.”

Bizdeki tatlı su solcuları-sekülerleri belki bu mektuptan biraz utanırlar da gündemlerine Filistin’de yaşanan tarihin gördüğü en büyük dramlardan birini alırlar.

Festivalin açılış töreninde bu yılın jüri başkanı Juliette Binoche da konuya ilgiliz kalmadı. Fatma’nın öldürülmesini kınadı ve onun yazdığı bir şiiri paylaştı:

«Ölümüm içimden geçti

saldırganın kurşunu içimden geçti

ve ben bir melek oldum

bir şehrin gözünde

muazzam, hayallerimden daha büyük

bu şehirden daha büyük.

bir ormanın gözünde aziz bir şair oldum

kendimi bir münzevi yaptım

ve bir selviyi adak olarak aldım.”

Gazze’de yaşanan soykırım bitmedi. Bugün hâlâ Gazze’dekiler aç, susuz ve çaresiz. Bizim elimizden bu durumu değiştirmek için bir şey gelmiyorsa bile Gazze hakkında konuşmaya devam ederek daha fazla insanın yaşananların farkında olmasını sağlayabiliriz.

#Cannes Film Festivali
#Gazze
#çağrı