Gazze’nin istikbaline ve nasıl idare edileceğine dair ortaya atılan teorilerin en fantastiği, bugünlerde yeniden dolaşıma sokulmuş görünüyor: “Bir zamanlar Filistin’in perde arkasındaki en güçlü aktörlerinden biri olan Muhammed Dahlân, 90 yaşındaki Filistin Yönetimi Başkanı Mahmûd Abbas ölür ölmez, sürgünde bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) dönerek yönetime el koyacak. Dahlân, Batı Şeria’yla birlikte Gazze’yi de yönetecek.” Fısıltı yoluyla yayılan haberin detaylarında, Dahlân’ın Avrupa ve ABD’deki çeşitli güç odaklarıyla temas halinde olduğu, onların da planı heyecanla desteklediği belirtiliyor.
Muhammed Dahlân (65), Filistin ve Ortadoğu siyaset koridorlarında şöyle kısacık dolaşıverenlerin bile karşısına hemen çıkan bir isim. Gazze’nin güneyindeki Hân Yûnus mülteci kampında doğan Dahlân, gençlik yıllarında İsrail tarafından birkaç kez hapse atıldıktan sonra, Yâser Arafat liderliğindeki Fetih örgütü saflarında yükselmeye başladı. Oslo Anlaşması’nın hemen ardından Gazze’ye güvenlik şefi olarak tayin edilen Dahlân, bu süreçte İsrail istihbaratıyla yakın münasebetler geliştirdi. Zaman içinde Gazze’de korkunç bir mafya düzeni kuran Dahlân, emrindeki 20 binden fazla adamla ve İsrail’le koordinasyon içinde, Hamas’ın ezilmesi hedefine odaklandı. 2006-2007’de Gazze’de yaşanan iç savaş, seçimleri kazanan Hamas’ın içeride fiilen yok edilmesi için İsrail’le Dahlân’ın el ele vererek sahneledikleri bir komploydu. Ancak Hamas çetin ceviz çıktı, Dahlân ve adamları ağır bir yenilgiye uğrayarak Gazze’den sürgün edildiler.
Sonrasında Muhammed Dahlân, Mahmûd Abbas yönetimine karşı fiilî mücadeleye başladı. Batı Şeria’da kendi paralel devletini kurmaya soyunan Dahlân, rakip Filistinli kişi ve grupları sindirirken İsrail’in kendisine sunduğu sınırsız destekten istifade ediyordu. Nihayet Mahmûd Abbas bu tehlikeli adamdan kurtulmaya karar verdi. 2011’de Dahlân sınır dışı edildi, hakkında kabarık bir dosya hazırlandı ve gıyabında ölümle yargılandı. Dahlân, o zamandan beri BAE lideri Şeyh Muhammed bin Zâyed’in başdanışmanı. BAE yönetimiyle İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu arasındaki irtibatın kilit ismi Dahlân, ilginç bir şekilde, Balkanlarda bile aktif. Dahlân, 2014’ten beri Sırbistan vatandaşı. Bu payeyi nasıl ve neden aldığı meçhul. Tıpkı BAE sarayındaki nüfuzuna nasıl eriştiğinin meçhul oluşu gibi.
Bu arka plana sahip birinin Filistin liderliği için adaylar arasında düşünülebilmesi, hem şahsî karanlık bagajından dolayı hem de bölge içi dengeler sebebiyle absürt ötesi bir durum. En azından şu beş nokta çok açık:
Dahlân olmaz, çünkü haddizatında zalim ve acımasız bir adam. Filistin’de yönetimi ele alması durumunda sivil halka uygulayacağı baskı, İsrail’i aratmayacaktır. Gazze’deki geçmiş tecrübe, bunun en canlı örneği.
Dahlân olmaz, çünkü kendisine karşı Filistin siyaset sahnesi içinde ciddi bir direniş ve muhalefet var. Yâser Arafat’ı Dahlân’ın zehirlediğine inananlar hiç de az değil. Mahmûd Abbas bile bu iddiayı en üst perdeden dile getirdi.
Dahlân olmaz, çünkü gaddar bir işgale karşı, silahlı direniş meşrudur ve birçok noktada tek seçenektir. Tanklı-toplu işgal, sadece siyasetle savılamaz. Hamas’ın Dahlân eliyle yok edilebileceğini düşünene kargalar güler.
Dahlân olmaz, çünkü kendisinin doğrudan doğruya İsrail’le beraber hareket ettiğine dair sayısız somut ve ispatlanmış delil var. Filistin, böyle birine teslim edilemez. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda, hiç tahmin edilemeyecek bir sosyal patlama yaşanabilir.
Dahlân olmaz, çünkü BAE ile Suudi Arabistan arasındaki mevcut gerilim buna müsaade etmez. Birkaç sene öncesine dönebilseydik, belki. Riyad, Dahlân’ı aynı anda birçok ülkeye çalışan ilkesiz ve kırmızı çizgisiz bir aktör olarak görüyor.
Tüm bunlara rağmen, Muhammed Dahlân figürünü öne çıkarmaya çalışanların hedefi net: İsrail işgaline karşı silahlı mücadele seçeneğini tamamen gündemden düşürerek, Filistin’de açılan derin yarayı yolsuz ve yoldan çıkmış bir siyasetle kapatmaya çalışmak. Filistin’e eski Suriye veya Irak tipi bir Baas diktatörlüğünden daha fazlasını layık görmedikleri gayet açık. Bu hiç olmayacak yolu gerçekten oldurmaya çalışacaklar mı, göreceğiz. O zaman göreceğimiz bir başka şey de, uğrayacakları hezimet olacak, hiç şüphesiz.

