Suç mu çok, hapis mi çok? Adalete yol nereden geçer?

Yasin Aktay
Yasin AktayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 12/09/2026, Cumartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Suç mu çok, hapis mi çok? 
Adalete yol nereden geçer?

Türkiye’de cezaevlerinde kaç kişi bulunduğunu, bazı ülkelerle karşılaştırarak duyduğunuzda ilk akla gelen açıklama muhtemelen şu olur: Demek ki bizim ülkemizde suç oranları diğerlerinden çok yüksek. Gerçekten öyle mi?

3 Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye cezaevlerinde 433 bin 520 kişi bulunuyor. Bu, her 100 bin kişi başına yaklaşık 503 mahpus demek. Almanya’da ise cezaevi nüfusu 57 bin 812 ve oran 100 binde 69. Fransa’da 89 bin 446 kişi cezaevinde; oran 100 binde 131. Başka bir ifadeyle Türkiye’nin hapsetme oranı Almanya’nın yaklaşık 7,3, Fransa’nın ise yaklaşık 3,8 katı. Üstelik Türkiye’deki rakamın içinde sadece tutuklular değil, açık ve kapalı cezaevlerindeki hükümlüler de bulunuyor.

Bu rakamlar gerçekten ürkütücü ama bence daha ürkütücü olan, bunun suç oranlarıyla aynı ölçüde açıklanamıyor olmasıdır.

Almanya’da 2025 yılında polis tarafından yaklaşık 5,5 milyon suç kaydedilmiş ve yaklaşık 2 milyon 50 bin şüpheli tespit edilmiş. Şiddet suçlarında önceki yıla göre bir miktar gerileme olsa da Almanya elbette suçun son derece istisnai olduğu bir toplum değil.

Bizde darbe ve terör hadiseleri ve siyasi tutuklular bu rakamları yükseltiyor diye hemen ezberden tepki verecekler olabilir. Bu konudaki rakamları hemen verelim.

Hapishanelerde FETÖ/PDY kapsamında cezaevinde bulunanlar, Temmuz 2026 itibarıyla toplam 10.485 kişi. Bunların 9.630’u hükümlü, 375’i hükümsözlü (mahkûmiyet kararı verilmiş ancak kesinleşmemiş), 480’i tutuklu. Bu rakam Adalet Bakanlığının 2026 Temmuz verileri olarak aktarılıyor.

PKK açısından ise 2026’ya ait aynı açıklıkta güncel, resmî örgüt-bazlı bir sayı bulamadım şimdilik ama bu yazıyı yazabilmek için şimdilik iş görmek üzere elde edebildiğim en yakın sağlam resmî karşılaştırmalı veri, TBMM’de açıklanan 10 Mayıs 2024 tarihli Adalet Bakanlığı verisi. Buna göre PKK kapsamında cezaevlerinde 4.382 hükümlü ve 1.444 tutuklu, toplam 5.776 kişi bulunuyordu. Adalet bakanlığının güncel kaşıtları muhtemelen buna yakındır. Yani her iki rakamın toplamı bile toplam hapishane nüfusu içinde büyükbir yekun tutmuyor.

Uluslararası karşılaştırılması en güvenilir suç göstergelerinden biri olan kasten öldürmeye baktığımızda Türkiye’nin Almanya’dan daha kötü durumda olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin oranı 100 binde yaklaşık 3 civarındayken Almanya’nınki 1’in altında, Fransa’nınki 1–1,5 civarında seyrediyor. Yani burada gerçek bir fark var.

Ancak Türkiye’de öldürme oranının Almanya’nın kabaca üç katı olması, tabii ki hapsetme oranının yedi kattan fazla olmasını gerektirmiyor.

Dahası hırsızlık ve bazı malvarlığı suçları gibi alanlarda polis kayıtlarına yansıyan suç oranlarında Almanya ve Fransa’nın Türkiye’den daha yüksek olduğu örnekler de var. Elbette bu rakamları ihtiyatla okumamız gerekir. Çünkü bir ülkede suçun polise bildirilme oranıyla diğerinde aynı değildir. Suç tanımları, kayıt yöntemleri ve insanların polisle ilişkileri farklıdır. Kriminolojide buna “karanlık sayı” meselesi deniliyor: İşlenen ama resmî kayıtlara hiç girmeyen suçlar.

Dolayısıyla kesin olarak Türkiye’de Almanya’dan daha az suç işlendiğini söyleyemesek de şu kadarını rahatlıkla söyleyebiliriz: Türkiye ile Almanya veya Fransa arasındaki suçluluk farkının, cezaevindeki insan sayıları arasındaki devasa farkı açıklayabildiğini gösteren bir veri yoktur.

Bizi asıl düşündürmesi gereken de bu olmalı. 433 bin insan bize ne söylüyor? Bir toplumun cezaevindeki insan sayısı yalnızca o toplumdaki suç miktarını göstermez. Aynı zamanda o toplumun suça nasıl cevap verdiğini de gösterir. Çünkü cezaevi nüfusunu belirleyen şey kabaca iki değişkendir:

Kaç insanı cezaevine gönderiyoruz ve onları ne kadar süre orada tutuyoruz?

Farzumahal, iki toplumda aynı sayıda suç işlenebilir. Birinde suçların önemli bir bölümü para cezası, kamu hizmeti, elektronik gözetim, denetimli serbestlik, tedavi, onarıcı adalet veya ertelenmiş ceza yoluyla karşılanır. Diğerinde aynı veya benzer fiiller için daha sık hapis cezası verilir ve verilen cezalar daha uzun süre infaz edilir. Birkaç yıl sonra ikinci toplumun cezaevleri birincinin birkaç katı dolu olacaktır. Bu durumda suç oranından önce cezalandırma rejimine bakmak gerekir. Hangi fiilin suç sayıldığı, hangi suça ne kadar ceza öngörüldüğü, hakimin hangi şartlarda hapis cezasına başvuruyor olduğu, kısa süreli hapis cezalarının yerine başka yaptırımların ne ölçüde kullanılabildiği, tutuklamanın ne ölçüde gerçekten son çare olarak uygulandığı, hükümlünün cezanın ne kadarını fiilen cezaevinde geçiriyor olduğu ve uyuşturucu, örgüt, terör, mali suçlar, hakaret, tehdit ve benzeri alanlardaki ceza siyasetimizin başka ülkelerden ne ölçüde farklı olduğu.

433 bin rakamı bizi bu soruların hepsini yeniden sormaya mecbur etmeli.

Çünkü aslında mevzu basitçe bir sayı olarak kalmıyor. Yani neticede Sadece 433 bin kişi cezalandırılmıyor. Meselenin belki de en az konuşulan tarafı burada başlıyor. Hapse gönderilen kişi cezaevine tek başına gitmiyor. Arkasında bir anne, baba, eş, çocuklar, kardeşler, kimi zaman geçimini sağladığı bir aile, yarım bırakılmış bir iş ve parçalanmış bir sosyal çevre bırakıyor.

Bir baba cezaevine girdiğinde yalnızca o baba özgürlüğünden mahrum olmuyor. Evin geliri azalabiliyor. Eşi başka bir ekonomik yükün altına giriyor. Çocuk okulda babasının veya annesinin neden yanında olmadığını açıklamak zorunda kalıyor. Cezaevi ziyaretleri, avukat masrafları, şehirler arası yolculuklar, görüş günleri, telefon bekleyişleri ailenin hayatının bir parçasına dönüşüyor.

Sosyolojik araştırmalar ebeveynin hapsedilmesinin çocuklarda travmatik ayrılık, damgalanma, gelir kaybı, bakım düzeninin bozulması ve yer değiştirme gibi çok sayıda ikincil etki yaratabildiğini gösteriyor. Kapsamlı bir meta-analiz, ebeveyni hapsedilmiş çocuklarda daha sonraki antisosyal davranış riskinin diğer çocuklara göre anlamlı ölçüde arttığını da tespit etmişti.

2026’da yayımlanan ve sekiz ülkeden 101 bin 417 kişiyi kapsayan başka bir sistematik inceleme ise aileden birinin hapsedilmesinin psikolojik etkilerinin yalnızca mahpusa değil, aile sisteminin bütününe yayılabileceğini gösteriyor. O hâlde 433 bin kişinin bulunduğu bir cezaevi sisteminden söz ederken aslında milyonlarca insanın hayatına dokunan bir cezalandırma mekanizmasından söz ediyoruz.

Suçu işleyen kişi bir kişidir; ama hapsin sosyolojik maliyetinin koca bir toplum olduğu bir tablo var önümüzde. Oysa hapis cezasının amacı intikam mı, toplumu korumak mı, caydırmak mı, suçluyu ıslah etmek mi, zararı gidermek mi, suçluyu yeniden toplumun parçası hâline getirmek mi? Bu soruların hepsine önceliklere iyi hesaplayarak bakan bir cezalandırma sistemine ulaşmamız gerekiyor. Adalet, bunların hepsine bakarak, her bir hedefe bir dengede ulaşmayı gözeten bir meziyettir. Adalet… işin püf noktası ve sözün sonunda değiliz, demek ki buradan devam edeceğiz.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026