Bir toplumu değiştirmenin en etkin ve kalıcı yolu insanları tek tek yetiştirmektir. Uzun gibi görünür ama en kestirme yol olduğunu tarih bize ispat eder.
Vakıf ve dernekler siyasetten uzak durarak gerçek amaçlarına uygun çalıştığında toplumun kalitesi artar.
Tersi de doğrudur.
Siyasetle iç içe geçmiş vakıf ve dernekler toplumu bölmekten ve kutuplaştırmaktan, ekonomik ve sosyal açıdan yoksullaştırmaktan başka işe yaramazlar.
Bir grup gönüllü iş insanı öncülüğü ve gayreti ile
Üsküdar’da kurulan Mavera Eğitim ve Sağlık Vakfı
çok güzel işler yapıyor.34 yaşına kadar evlenemeyen gençlere faizsiz kredi vererek ve ödeme kolaylığı sağlayarak aile kurmalarına yardımcı oluyor.
Neredeyse her gün düzenlediği seminer, söyleşi ve konferanslarla toplumsal bilincin artmasını sağlıyor.
Yapılan hizmetleri
Mavera TV
ile toplumun tüm kesimlerinin izlemesine imkan sağlıyor.Toplumun genç enerjisini harekete geçirmek için ödüllü yarışmalar düzenliyor.
Bu yıl yedincisini gerçekleştirdiği
“İradeni Kuşan, Umudu Yeşert!”
teması ile yapılan Mavera Ödülleri - Şiir, Hikaye ve Deneme yarışmasının ödül töreni bu hafta içinde yapıldı.Yarışmaya üniversitelerden
bin 187 genç şiir hikaye ve denemelerini
gönderdi. Aralarından 30 gencin eseri öne çıktı ve ödüllendirildi.Türkiye’nin faklı birçok üniversitesinde okuyan ve her dalda 7 mansiyon ve ilk üçe verilen ödüllerle toplam 30 genç sahneye çıktı.
Emeğinin bir yerlerde karşılık bulduğunu gördü.
Bence bu çok önemli bir şeydi.
Gençleri topluma kazandırmak onların
enerjisini keşfetmek ve çalıştırmak,
bir ülkenin ekonomik ve sosyal hayatına yapılabilecek en büyük katkıdır.Sivil Toplum Kuruluşları, dernekler ve vakıfların en önemli belki tek görevidir.
**
Ödül töreni konuşmalarında en dikkat çekici olan her konuşmacının Gazze konusundaki hassasiyeti ve duygusallığı oldu.
Gazze özgür olana kadar gündemimizden düşmeyecek.
Gazze özgür olana kadar boykotu yerli işbirlikçileri de ekleyerek sürdüreceğiz.
Gazze özgür olana kadar orada ölen her çocuk biziz ya da bizim çocuğumuz, her kadın annemiz, kız kardeşimiz, her erkek babamız, abimiz kardeşimizdir.
Çocukları öldürerek
katliamı savaş diye pazarlayanların
ve siyonizmin arkasında gizlenenlerin alçak yüzlerini güneş doğduğunda herkes görecek.Şiir dalında üçüncü olan
Murat Türkcan’ın
şiirinde söylediği gibi kıyamdayız.Kıyamda
nedir yaşamak bir fırlatımlık oktan başka
er ya da geç toprağa düşen
hiç düşmeyecek sanıldıkça
çoktan kınından çıkmışken taşra
haçlılar ve kıyamet alametleri
sefere niçin çıkılsın aşkı yeniden tanımlamadıkça
gözlerin neye benzer bir çift mermiden başka
tekrar ve tekrar saplanan
şehrin kavgasından uzaklaştıkça
çoktan zapt edilmişken doğu roma
kalbimiz ve ders kitapları
yiğit nasıl savaşsın yarası kapanmadıkça
bırak bu şiiri işte banknotlar
zaten olmadı bir fikrin
onlara kavuşmaktan başka
çoktan olup biteni sezmişken
sahilleri döviz getiren kentlerin
hiç deniz görmemiş çocukları
sezar hüküm süremez ona hakkı sunulmadıkça
insan neye yarar secde etmekten başka
aşkı hiç anlamayan
ansızın kabirde uyanmadıkça
çoktan seçerek ölürken burjuva
tanrıya ödenmişken tanrının hakları
aşk nasıl tanımlansın yesribe varılmadıkça
yağmur neyi özler toprak kokusundan başka
hafızamdan kaybolan
genzimi asfalt kokusu yaktıkça
çoktan benden ayrılmışken bosna
kudüs vav ve mim harfleri
ok niçin fırlatılsın küfrün kalbine saplanmadıkça


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.