Keşke bu bir bayram yazısı olaydı

Yaşar Taşkın Koç
Yaşar Taşkın KoçYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 07/10/2014, Salı • Yeni Şafak Haber Merkezi
Keşke bu bir bayram yazısı olaydı

Bayram ya da arefe günü yapılan mezar ziyaretlerinin ansızın başka bir aleme götürmesi gibi çıkıveriyor savaş.

Hiçbir savaşa planlayarak girilmiyor aslında.

Koca 1. Dünya Savaşı patladığında (ki hâlâ yaşananlar onun devamından başka bir şey değil) aydınlar, siyasetçiler hatta askerler bu kadarını beklemiyordu.

"Bir çare, bir uzlaşma bulunur nasılsa" diye diye girildi savaşa.

Çok kısa süreceği tahmin ediliyordu; 2. Mahmut"un orduda ıslahat yapması için Türkiye"de birkaç yıl kalmasını sağladığı geleceğin parlak Prusyalı Mareşali Moltke"nin 19. asrın sonuna doğru söylediğini dikkat almadılar: "Bir sonraki savaş 30 yıl sürer" diye uyarmıştı. İki cihan savaşını toplamak gerektiğini anlayanlar haklı çıktığını gördü.

Kurbanın derisinin bıçağın ucunda etinden yavaşça ve kesintisiz ayrılması gibi; dereden aşağı suya kapılıp giden yaprak gibi savaş girdabına kapılıyor ülkeler, milletler...

Sonra hiçbir plan tutmuyor.

Aynı anda Fransa ve Rusya"yla savaşamayacağını bilen Almanların yıldırım harekâtıyla Fransa"yı dize getirip seferberliğini tamamlayamadan Rusya"ya dönemediği gibi.

Rusya"nın Avusturya"yı ezip doğudan Alman topraklarına giremediği gibi...

Fransa"nın Berlin"in yedek kuvvetlerini çağırmayacağı için başa baş mücadele edilebilecek bir rakiple karşılaştığını sanması gibi...

İki arada bir derede kalmış Osmanlı"nın bunu son bir umut, bir çıkış sanması gibi...

Yeni ve modern ölümcül silahların bütün savaşların taktik ve stratejilerini değiştirdiğini hisseden ama yine de gereğini yapamayan bütün komutanlar gibi...

Berabere kalıp cephelerinde kilitlenen koca imparatorlukların düğümünü kritik bir anda dışarıdan müdahaleyle başka ve yeni bir gücün çözmesine sevinenler onun artık yeni patron olduğunu anlayana kadar sevinmeye devam edebilirlerdi.

Savaşlar bazı patronları da değiştirir; bayramlıklarını değiştirir gibi çarçabuk olur ama üzerine yediğiniz tatlının şırasını dökene kadar anlamazsınız bazen aradaki farkı. Şıra Süveyş Kanalı haritası gibi yayılmıştır ama eşiniz uyarana kadar görmezsiniz bile...

Savaşlarda en çok masumlar ölür.

En çok kadınlar ve çocuklar ve nedense hatıralarda bile kendilerine yer verilmeye gerek duyulmayan ihtiyarlar çeker acının bütün yükünü.

Savaş onları bile sınıflarına göre ayırır gerçi; küçük zengin azınlık hariç yoksullara doğru ilerler açlık, hastalık, sürgün, ölüm orduları.

Dünyaya dağılırlar birden...

Zil çalınca karşınıza bayram şekeri toplayan çocuklar gibi kapı kapı gezerler ulaşabildikleri her yerde. Genelde yayandırlar.

Suriyeli çocuklar trafik lambalarının, bankamatiklerin, market girişlerinin önünde birikmeye artmaya çoğalmaya başlar her geçen gün.

Kapı çalar şeker isteyen çocuklar arasında onlar da vardır artık; Arap Kürt Türkmen...

Kadınların hamur açmaları dolma sarmaları evi süpürmeleri köşeye kolonya şeker hatta bir de olursa badem çikolata koymaları kadar titiz, düzenli ve disiplinli savaş, harekât, saldırı, savunma planları hazırlanır günlerce aylarca yıllarca.

Misafir çocuğun kahve tepsisine çarpıp hepsini mahvetmesi gibi bazı başka planlar da vardır oysa.

Kelle paça ayrılıp uzun uzun pişirilirken unutulup güzelce yakılıp yenilmeyecek hale gelmesi işten değildir.

Ortadoğu denilince durup uzun uzun düşünmek, derin nefes almak gerektiğini bilmeyen yoktur şu dünyada. Bilmekle uygulamak arasındaki farka uyanaysa pek rastlanmaz.

Bazen yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakaldır; bazen hiçbir şey yapmamak da bunun kadar sıkıntılıdır.

İktidarlar, liderler, hükümetler, rejimler, komutanlar, stratejistler, ideologlar, entelektüeller, şairler değişir, gider, gelir, dönüşür ama toprak ve üzerindeki milletler hep aynı kalır.

Bazılarının altındaki petrol ve doğalgaz her geçen gün bir yerlere çekilip kullanılıp atığa dönüşerek azalsa da üstündekilerin dermanı değil aksine en büyük derdi olmaya devam eder.

Savaşlar sayesinde milyonların açlığı, sefaleti arttıkça savaş zenginlerinin sayısı da artar.

Meselâ, hem de işgal altındaki İstanbul"da karaborsa tefecilik ve vur patlasın çal oynasıncı Beyoğlu ile kelimenin gerçek anlamıyla açlıktan ölenler arasında kaç metre vardı sanıyoruz ki?

Her seferinde sadece on gün erken gelir bayram; denk geldiği ay, mevsim, iklim koşulları değişir sadece. Takvimler değişir, insanlar değişir.

Nihayetinde sonra yenisi gelir.

Ta kıyamete kadar.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026