
Enflasyon faizin de etkisiyle almış başını gidiyor. Gelin biz uygulamaya dönmüş bir çareyi konuşalım.
Hayatta bir şeyler deneyimleyip dururuz. Çok fazla izah edemeyiz ama yaparız işte. Yapmayı tadarız. Büyülü bir şey vardır çünkü.
İşte o büyü bazen Pareto optimumudur. Kimsenin durumunu kötüleştirmeden mümkün mertebe bir kısmının durumunu iyileştirdiğimiz bütün statik haller bu büyüyle çalışır.
Mesela altın günü... Akrabalar, komşular yahut dostlar arasında gönüllü, dayanışmacı ve kolektif bir eylemdir. İzahı kimsenin zararı olmamasıdır, o kadar. Birilerinin menfaati üzerinden konu ele alınırsa evrensel büyü bozulur yeniden arayış gerekir.
Günün, menfaatlerinden bahsedilecekse sosyalleşmeden ve öğrenmeden bahsedilebilir. Ve bunlar herkese adil dağılır.
Zaten bizde ve çoğu toplumda eylemin sosyal tarafı eyleme isim koyarken finansal modelin önüne geçmiştir. O yüzden gün demişizdir. Sonra ileri finansal kısmı önemli olmuş; altın öne gelerek altın günü tamlamasına ulaşılmıştır. Bu ileri finansal kısmına geleceğim.
İşin öğrenmesi temel finansal kısmıdır ve evrenseldir; fon yönetimi, birikim yönetimi ve kredi yönetimi. Kredi yönetimi kısmı, gün çıkma sırasına göre alacaklı veya borçlu olarak deneyimlenir.
Gelelim ileri finansal kısmına. Bizde gün içerisinde tüm dünyadan farklı olarak bir öğrenme daha yatar. Ha, dünyadan farklı deyip dururken gün olgusunun bize has olmadığını söyleyeyim. Maatteessüf insanlığa kendi antropolojik finansal modeli yerine Avrupa bankacılığı dayatıldığından evrensel olanın ne olduğunu da unutmuşuz.
Şimdi dönelim meseleye. Biz günü, finansta risk hedging (önleyici risk yönetimi) olarak ifade edilen bir gayeyi de ihtiva ederek kullanıyoruz. Günü hususiyetle para cinsinden yapmıyoruz. Böylece tasarrufun kur riskini yönetiyoruz. Yalnız bununla da sınırlı değil, para sistemi riskini de yönetiyoruz. Benim ulaşabildiğim kadarıyla dünyada günü böyle kullanan bir tek biz varız. Bu hakikaten ileri finansal bir kavrayış ve beceridir.
Ve günü bir finansal mühendisliğe tabi tutabileceğimizi gösterdiğimiz ilk farklılıktır.
Gelelim ikincisine. Gün ile ilgili getirdiğimiz ikinci farklılıksa yeni bir Pareto optimumu aramaktır. Modeli gönüllülükten çıkarıp bir finansal işe çevirme gayreti olarak yansımıştır. Ve başarıldığı noktada tasarruf finans adını almıştır.
Tasarruf finans ithal olmayan tek finansal işimizdir (GES ve GOS artık çalışmadığı için). Bizdeki finansın geri kalan kısmı ithaldir. O yüzden finansı yabancı algılarız. Hiçbir türlü sindiremeyişimiz de bundandır.
Bu yerli iş modeli varlığıyla inovasyon olduğu kadar ürününü de sürekli inovasyona tabi tutmaktadır.
Konuyu da bu yüzden açtım. Yeni bir gelişme var. Ve bu gelişme faizle imtihanımızda bahanelerimizi azaltıyor.
Tasarruf finans başladığından bu yana kaygı hep sıra tespiti kaynaklı avantaj-dezavantaj dengesi oldu. Sonra bu kaygı “hemen teslim” veya erken teslim çözümlemeleri üzerine bir arayışa dönüştü. Bu arayış ise finansal darboğaz oluşturacak kadar derin bir rekabete dönüştü. En sonunda kanun çıkınca bir yerden çizgi çekilip sistemin dengesi inisiyatif dışına çıkarıldı.
Buna göre 6 ay en az bekleme süresi ve en uçta %40 tasarruf-%60 kredi dengesinde avantajlı olma durumu törpülenip herkes eşitlenmiş gibi yapıldı.
Fakat görüyorum ki sistem hemen teslim arayışını hiç bırakmamış. Ve çözmüş. En azından otomobil için.
Sektörden bir şirketin yeni uygulamasını öğrendim. Otomobilde 6 aylık bekleme periyodunu kiralamayla çözmüş. Böylece hemen teslim yapabiliyor. İlk 6 ay aracın kiracısı oluyorsunuz, sonra da sahibi. Sektör yeni bir Pareto optimumu bulmuş yani. Ama bu optimum sözleşme açanlar arasında değil, açanlarla-açmayanlar arasında.
Bu çok büyük bir mesele. Çünkü otomobil ve konut arzında bir darlık olmazsa sektör Türkiye’nin bu ihtiyaçlarını karşılamaya doğru gidiyor.
Madem hemen teslim sorunu çözülüyor sürecin diğer ucuna bakalım. Önerilerimiz de buradan olsun; yeni inovasyon alanı.
Tasarruf finansın sadece kredinin değil, alternatif tasarruf modellerinin de yerine geçme potansiyeli var. BES hesabı açar gibi tasarruf hesabı açılabilir. Nakit akışları tasarruf finansta varlığa dönüştürülebilir. Sürekli birkaç tasarruf hesabı birden açık tutulup varlığa dönüştürülmese de büyütülebilir.
Bu teminat tarafına çalışmakla olur. Ve Türkiye atıl teminat zengini bir ekonomi olarak çok büyük rahatlayabilir.
Hisse senetlerimiz var. Öylece duruyor. Satmak da istemiyoruz zaten. Sektör bunları teminat alacak yeteneğe gelmeyi çalışabilir. Borsada al-satçılıktan kurtuluruz.
Yastıkaltı altınlarımız var. Öylece duruyor. Satmak da istemiyoruz zaten. Sektörün bunları rehin alacağı mekanizmalar gelişse hikâye çok değişir. Yastıkaltı sorunu da çözülür.
Bankalarda altın hesaplarımız her geçen gün büyüyor ama kendi ekonomik durumumuza faydası yok. Sektör bunları rehin alsa neler yapılır neler.
Köyde arsalarımız, tarlalarımız var. İcara vermişiz gidiyor. Satmak zaten caiz değil. Sektörün bunları teminat alacağı teknolojiler olgunlaşsa her iş kolaylaşır. Üstelik öyle faizci teminata da benzemez.
Şimdi çıkıp zaten uygulama olmadığı halde; bunların bir kısmı teminat alınıyor denilecek. Denilecek ama ben başka bir şeyi tartışıyorum. Atıl değerlerin ekonomiye kazandırılması gibi bir niyete çıkmaktan bahsediyorum. Teminatı inovasyona tabi tutmaktan bahsediyorum.
Sektör teminat üretmeye odaklanmış durumda. Atıl teminatları ekonomiye kazandırma rolüne bürünmeli artık.
Bürünsün ki başka bir Türk ekonomisi tasavvur edelim. Faizci ezberleri değiştirelim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.