Katılım finans strateji belgesi

04:0022/03/2022, Salı
G: 22/03/2022, Salı
Yusuf Dinç

İslami finans ya da Türkiye’de adlandırıldığı biçimiyle katılım finans, çok çeşitlilik arz eden geniş bir bağlamdır. Mevduat, ticari sigortacılık gibi risk ticareti işlemleriyle, açığa satış gibi kumar uygulamaları çıkarıldığında ortada kalan ya da ortada olan ve ana akımı temsil eden unsur katılım finanstır.Böyle olduğu haldeTürkiye’nin, katılım finansını katılım bankacılığından ibaret sayan bakış açısını kırabilmiş olduğu söylenemez.Bu problem, katılım finansı niş (ayrılmış, küçük ve korunaklı

İslami finans ya da Türkiye’de adlandırıldığı biçimiyle katılım finans, çok çeşitlilik arz eden geniş bir bağlamdır. Mevduat, ticari sigortacılık gibi risk ticareti işlemleriyle, açığa satış gibi kumar uygulamaları çıkarıldığında ortada kalan ya da ortada olan ve ana akımı temsil eden unsur katılım finanstır.

Böyle olduğu halde
Türkiye’nin, katılım finansını katılım bankacılığından ibaret sayan bakış açısını kırabilmiş olduğu söylenemez.
Bu problem, katılım finansı niş (ayrılmış, küçük ve korunaklı pazar) görmek ve bir pazar payı hedefi atamak yanlışını besledi.
Aslında niş olan faizli finanstır. Diğer taraftan katılım finansa pazar payı hedefi koymak en az niş kabul etmek kadar yapısal bir problemdir. Çünkü gerçekte pazar, katılım finansının pazarı olduğu halde belli bir payını hedeflemek, katılım finansının varlığının faize karşı olmadığını söylemekle maalesef aynı şeydir. Faizli uygulamalar orada dursun demektir. F
aizi sistemden sürmek
gibi bir niyetimiz yok demektir. Varlığıyla çelişmek demektir. Faizi kabul edip kendini prangaya vurmak demektir.
Ne yazık ki prangayı el âlem de vurmamıştır. Yıllardır bizzat katılım finansçıları tarafından bu sorunlu yaklaşımın iletişimi kurulmuştur. Katılım finansı kendisini kendi iddiasından vurmuştur.
“Katılım finansla tüm finansal ihtiyaçlarını çözemezsiniz”
denmiştir. Oysa çözüm üretemeyen katılım finansı değil, mevcut kurumsal yapılardır.

“Katılım finansıyla yastıkaltına gidecek parayı sisteme kazandırıyoruz, böylece faizli finans da kazanıyor” denebilmiştir. Yani bize ilişmeyin size çalışıyoruzun şarkçası... Biz de sizdenizin finansçası…

Bunların baskı dönemlerini aşmak için kurulan retorikler olduğu söylense de o dönemler için de yanlıştı. Ne yazık ki aynı zavallı retorikler bugün ana akım İslami finans bilgisi olarak yerleşti. Çünkü katılım finansın geleceği aynı zihniyete emanet edilmişti, vizyon değişmedi. Hatta
enflasyon bahanesiyle faize değil, orana karşıtlığın
fetvası bile oluşturuldu. Katılım finansını rahatlatacağı zannedilip bacağına sıkan fetva… İroni…

Yani tüm paydaşlar sindirildi. Bazen diyorum ki; faiz lobisi, katılım finansının içinde bu söylemleri geliştirip hala sıkı sıkıya tutunanlardan başkası değildir. Ya da başkasına gerek yoktur.

Açıkçası işin sahibi de yoktu. BDDK kendi alanında, SPK kendi alanında, SEDDK kendi alanında yetki sahibiydi. Yeknesak bir strateji, ortak bir vizyon tayin edilmesi mümkün olmadığı gibi, düzenleyici kurumlardan hiç biri İslami finansın tüm segmentleri üzerinde yetkili olmadığından
münhasır kanun ihtiyacı
da giderilemedi.
Fakat işlerin değişmeye başlayacağını düşünebiliriz. İlk defa Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi tarafından katılım finansın tüm segmentlerini (İslami sosyal finans dâhil) içine alan bir
strateji metni hazırlandığını biliyoruz.
Alanın uzmanlarının birçok komisyonda birden fazla toplantıyla bu çalışmaya katkı verdiğini de biliyoruz. Afyon Kocatepe Üniversitesi İslam İktisadı ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen açık toplantıda, yakında metnin yayınlanmasının beklendiğinin iletişimi de kuruldu.

Bu kapsayıcı strateji belgesinin daha en başta varlığı önemli. Burada bahsettiğim yaklaşım sorunlarını da gideriyorsa ne âlâ. Ama varlığıyla gecikmiş işleri harekete geçirebilir; özellikle de bahsettiğim münhasır kanun çalışmasını.

Türkiye, İslami finansta fevkalade kapasite geliştirdi. Artık bu kapasiteden vizyon iyileştirmesiyle de küresel varlık akımıyla da istifade edebilir. Böylece yumuşak olan finans kasını güçlendirebilir. Kanun buna yardımcı olacak, Türkiye’yi İslami finansta merkez yapmak üzere önemli bir eksiğin giderilmesi anlamına gelecektir.

Türkiye’nin, İslami finansta merkezlerden birisi olması Ukrayna-Rusya Savaşı'yla başlayan gelişmeler özelinde de belirleyici olacaktır.
Sermayenin huzurunu kaçıracak
yaptırım biçimlerinin kullanılması küresel ölçekte varlık sahiplerini gerçekten endişelendirmiş olmalıdır. Körfez ülkelerine de tesir edecek şekilde varlıkların farklı adreslere dağıtılması ihtiyacını büyütmüştür denebilir. Hatta belki coğrafi dağıtım, birçok varlık sahibinin ilk defa gündemine geliyor da olabilir. Özellikle
faizsiz fonlar özelinde Türkiye gerçekten cazip bir merkezdir.
Kendi güvenliğini sağlayabilecek düzeydeki savunma yatırımları, kültür yakınlığı, mesafeler vesaire de göz önüne alındığında cazibe oluşturabilmesinin çok boyutlu olduğu da söylenebilir.
İslami finans özelinde
3 trilyon dolardan fazla
varlık büyüklüğü bulunduğu raporlanmaktadır. Gerçekten bu büyüklük içinde serbest dolaşan fonların yeterli coğrafi dağılım ihtiyacı giderilmemiştir. Türkiye’de bu fondan kayda değer bir miktar şimdiye değin kümelenmemişse bahsettiğim yaklaşım çarpıklıklarında gerekçeleri aranmalıdır.

Yuvam Hesabı

Yuvam Hesabı uygulaması, zamanlamasıyla ilginç bir katkı sunabilir. Türk finans kesiminin yurtdışıyla finans iletişimi deneyimi rakiplerine göre azdır. Yuvam, finans pazarlaması bakımından iyi bir öğrenme ve bakış açılarını zenginleştirme aracına dönüşebilir. En azından finans kurumlarından ya da finansçılardan umulan kalibreyi anlamayı mümkün kılabilir. Yuvam pazarlamasında oluşacak böyle bir bilgi-birikim uzun soluklu katma değere dönüşebilir.

#katılım finans
#Yuvam Hesabı
#faiz