Irak meselesi

00:0015/02/1999, Pazartesi
G: 9/09/2019, Pazartesi
Aydın Menderes

Irak zemininde Amerika''nın iradesiyle Saddam''ın iradesi çatışıyor. Görüntü budur. Bugünkü durum yani Amerika''nın Saddam''ı, Saddam''ın da Amerika''yı yenemediği durum sürgit devam edemez. Zaman Amerika''nın aleyhinedir ve Amerika için sınırlıdır. Belli bir zaman içinde Amerika Irak''ta sonuç alamazsa; böyle bir durum giderek Amerika''nın yenilgisi olarak yorumlanacak ve Amerika hem bu bölgede hem de bütün dünyada ciddi bir prestij ve hatta güç kaybına uğrayacaktır.Belki de bu durumun gereği olarak

Irak zemininde Amerika''nın iradesiyle Saddam''ın iradesi çatışıyor. Görüntü budur. Bugünkü durum yani Amerika''nın Saddam''ı, Saddam''ın da Amerika''yı yenemediği durum sürgit devam edemez. Zaman Amerika''nın aleyhinedir ve Amerika için sınırlıdır. Belli bir zaman içinde Amerika Irak''ta sonuç alamazsa; böyle bir durum giderek Amerika''nın yenilgisi olarak yorumlanacak ve Amerika hem bu bölgede hem de bütün dünyada ciddi bir prestij ve hatta güç kaybına uğrayacaktır.

Belki de bu durumun gereği olarak Amerika Ramazan öncesi başlattığı hava operasyonlarını bayram ertesinde bu sefer İncirlik''ten kalkan uçaklarla sürdürmüştür. Olabilir ki İncirlik''ten kalkan uçaklar yaklaşmakta olan kapsamlı bir nihai operasyonun ilk hamleleri. Bu durum Türkiye''yi çok yakından ilgilendirmektedir. Genelde Irak''ın geleceği açısından, özelde ise İncirlik açısından sözkonusu ilgi bütün önemiyle ortadadır.

Tarık Aziz''in ziyareti ve Sayın Ecevit...

Pazartesi günü (bugün) Tarık Aziz Türkiye''ye geliyor. Bu ziyaretin Amerika''da bazı tedirginliklere yolaçtığı söyleniyor. Bu ziyareti ilginç kılan bir husus da Sayın Ecevit''in gerek Amerika''nın Irak politikası, gerekse İncirlik''in kullanımı ile ilgili olarak sergilediği endişeli ve isteksiz tavırdır. Acaba Tarık Aziz''i Türkiye''ye koşturan Sayın Ecevit''in bu tavrı mı olmuştur? Bu ziyaret dolayısıyla akla gelen diğer soruların cevaplarıyla birlikte bu sorunun da cevabını önümüzdeki günlerde elde edebileceğiz.

Sayın Ecevit''in ortaya koyduğu bu tutumun acaba amacı nedir? Kendisinin bu endişeli ve isteksiz tavrı acaba iç politikaya mı yoksa dış politikaya mı yöneliktir? Dışişleri Bakanı Sayın İsmail Cem''in sürekli olarak Türkiye''nin Irak politikasının ve İncirlik''in durumunun değişmeyeceği yolundaki beyanları Sayın Ecevit''ten habersiz ve bağımsız olarak ortaya konulamayacağı için Sayın Ecevit''in önceliğinin iç politika mı yoksa dış politika mı olduğu sorusu zihinlerde önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca Sayın Ecevit''in ortaya koyduğu tavır biraz mahçubane bir nitelik taşımaktadır. Sayın Ecevit bir taraftan "Türkiye kendi dış politikasını kendisi çizer" derken diğer taraftan "Tarık Aziz''le gizli bir şey konuşulmayacak, ne konuşulduğunu herkes bilecek ve Amerika da bilecek" derken hemen düşük profilli bir tavra geçmektedir. Eğer Sayın Ecevit''in sözkonusu isteksiz tutumu ve Tarık Aziz''i kabul etme kararı dış politikaya dönük ise; o zaman da başka soruların cevap bulması gerekmektedir.

Eğer Türkiye''nin Irak politikası yeniden belirlenecekse bunun anlamı açıktır: Bu takdirde Türkiye''nin Amerika''yla, İsrail''le, bölge ülkeleriyle olan ilişkileri de; Türkiye''nin Kıbrıs, Ege, Yunanistan, Balkanlar, Kafkaslar, Petrol Boru Hatları politikaları da yeniden belirlenecek ve tanımlanacak demektir. Eğer bunlar yapılmayacaksa zaten Türkiye''nin Irak politikasında önemli bir değişiklik olmayacağı sonucu çıkacaktır. Önümüzdeki günler bu soruların aydınlığa kavuşacağı dönem olacaktır.

Şimdi Irak meselesinin bugünkü hükümet ve Sayın Ecevit''le bağlantılı boyutu hakkındaki düşüncelerimizin ifadesini önümüzdeki günlerdeki somut gelişmelerin gerçekleşmesi sonrasına erteleyerek Türkiye için Irak meselesinin ciddi ve önemli olmasının sebepleri üzerinde durmamızda fayda olacaktır. Burada üç konu öne çıkacaktır bunlar Kürt devleti, ülkenin bağımsızlığı ve Irak''ın bir bütün olarak geleceğidir.

Kürt devleti...

Ne zaman Kuzey Irak veya Irak''la ilgili bir gelişme olsa hemen akıllara "Bir Kürt devleti kurdurulacak" endişesi gelmektedir. Bir bakıma Irak meselesi sürekli olarak bir Kürt devletini çağrıştırmakta ve giderek Irak meselesi bir Kürt devletinin kurulup kurulmamasıyla özdeşleşmektedir.

Bugün böyle bir devletin kurulmasının bu ihtimale dışardan da içerden de baktığımız vakit pek mümkün olmadığı görülmektedir. Kuzey Irak''a komşu ülkeler böyle bir devleti istememektedirler. Burada kurulacak böyle bir devlet Türkiye''nin yardımı olmadan yaşama imkanına sahip olmayacaktır. Arap dünyası Saddam''a karşı olsa bile Irak''ın parçalanmasına mutlaka tepki gösterecektir. Diğer taraftan Barzani ve Talabani''nin aşiret düzenlerinden bağımsız bir devlet yönetimi çıkartmak ise hemen hemen imkansız gibidir.

Bütün bunlara rağmen bir Kürt devleti kurdurulabileceği öne sürülebilir ancak bunun niçin yapılacağı hakkında mantıki bir gerekçe bulmak fevkalade zordur. Böyle bir devletin kuruluşunun Türkiye''nin çok güçlü bir tepkisini çekeceği ortadadır. Irak''ın geleceğinde nazım rol üstleneceği gözüken Amerika''nın cani bir Kürt devleti kurdurmak istese bile bunun için Türkiye''yle ilişkilerini riske edecek şekilde Türkiye''yi karşısına alması hemen hemen imkansız gibidir.

Bütün bunlara rağmen Türkiye''nin bir Kürt devleti kurulması hakkındaki duyarlılığını bir veri olarak kabul edip T.C. hükümetlerinin böyle bir oluşuma yol açabileceği sanılan bütün yolları kapatmak istemesini yadırgamamak gerekecektir. Ancak eğer tüm dış politikasını ve hatta Irak politikasını sadece bir Kürt devleti endişesine indirgeyecek olursa bunu yadırgamak gerekecektir. Bu noktaya yazımızın sonunda tekrar döneceğiz.

Bağımsızlık...

Irak meselesini Türkiye için ciddi ve önemli kılan temel sebeplerden bir tanesi bir Kürt devleti endişesi idi. Bir diğeri ise Türkiye''nin bağımsız bir dış politika gütme arzusudur. Türkiye bir taraftan Amerika''nın Irak''ın geleceğiyle ilgili gizli niyetlerinin olabileceğini düşünerek buna endişeyle bakıyor. İncirlik''ten kalkan uçakları ise kendi bağımsızlığıyla ilgili duyarlılığı açısından rahatsız edici buluyor. Amerika''nın peşine takılmış gibi kendisini hissetmek istemiyor. Bunları mutlaka takdir etmek gerekir. Ancak bu duyarlılıklar, endişeler, içine sindirememelerden bir türlü bir dış politikada çıkmamaktadır.

Türkiye''nin hem genel hem özel anlamda daha bağımsız bir dış politika güdebilmesinin temel araç (enstrüman)larından bir tanesi dünyadaki büyük güçlerle aynı anda çok yönlü ilişkiler geliştirebilmektir. Bu bağlamda sözkonusu olacak büyük güçlerden bir tanesi Avrupa''dır. Türkiye''nin Avrupa''yla ilişkileri ise neredeyse dibe vurmuş durumdadır. Kaldı ki bir ülkenin başka bir ülke veya ülke topluluklarıyla arasındaki ilişkilerin kıvamı bunlar arasındaki ortak çıkarlara bağlıdır.

Madalyonun öbür yüzü...

Soğuk Savaş dönemi bitince Türkiye çok bölgeli bir dış politika gerekliliğiyle karşı karşıya kaldı. Ortadoğu ve Irak bu bölgelerden bir tanesidir. Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Yunanistan, Balkanlar, Doğu-Orta Avrupa, Kafkaslar, Türk Cumhuriyetleri Türkiye''nin mutlaka etkin politikalar gütmesi gereken yeni bölgelerdir. Güney Kıbrıs''a S-300''lerin yerleştirilmesini hatırlayalım. Bu kriz Amerika''nın karşı çıkmasıyla çözüldü. Boşnaklar''ın ve Arnavutlar''ın Balkanlar''daki ümitlerinden bir tanesi Amerika''nın kendi yanlarında yeralmasıdır. Nitekim az çok da böyle olmaktadır. Türkiye''nin Doğu Akdeniz''den Kıbrıs''ta, Balkanlar''daki çıkarları Amerika''nın çıkarları ile kayda değer bir biçimde örtüşmektedir. Kafkaslar''da durum aynıdır. Türkiye Azerbeycan''ı Rus-İran egemenliğine terkedemez. Türk Cumhuriyetleri''nin Moskova''dan bağımsızlaşması için Amerika''ya ihtiyaç vardır. Avrupa ve özellikle Almanya Türkiye''yi Kafkaslar ve Orta Asya''da kendisi için bir müttefik ve ortak olarak görmemekte, tam tersine bir rakip olarak kabul etmektedir.

Türkiye bu temel gerçekleri görmeden bir dış politika üretemez. Irak''la ilgili oluşturacağı politikalarında da yaşamsal çıkarları olan diğer bölgeleri ve Amerika, Avrupa, Rusya gibi büyük güçlerle ilişkilerini gözardı etmeyeceği açıktır.

Irak meselesi ve etkin dış politika...

Türkiye Irak meselesine ne olmaması açısından bakıyor. "Kürt devleti kurulmasın" diyor. Bu yetmez ne olması gerektiğini de söylemelidir. En azından bunu açıkça ifade etmese de kendi kafasının bir köşesine yazmalıdır. Zira Irak''ın geleceğinin ne olacağı Türkiye için fevkalade önemlidir ve bu önem sadece bir Kürt devletinin kurulup kurulmamasıyla sınırlı değildir.

Irak meselesinin nasıl çözülmesi gerektiği veya Irak''ın nasıl olması icabettiğini düşünüp bir karara bağlamak Türkiye''yi Irak''la ilgili etkin bir dış politikanın eşiğine getirecektir. Türkiye Irak''ın geleceğini sadece bir Kürt devleti kurulmaması hedefine endekslememelidir. Türkiye Irak''ın geleceği bütününde söz sahibi olmalıdır. Kürt devletinin kurulmaması bu bütünün bir parçasıdır. Irak''ın geleceğinde hem söz sahibi olmak ve hem de söz sahibi olmuş gözükmek Türkiye''nin 21. yüzyıla girerken en önemli dış politika hedeflerinden birisi olmalıdır.

Bunun için de Türkiye endişeler duyarlılıklar içe sindirememeler ile yetinmeyip etkin bir dış politika oluşturmak için temel bir karara varmalıdır. Türkiye ya Amerika''nın Irak''la ilgili istek ve planlarına karşı çıkacak böylece bir manada Saddam''a oynayacaktır; ya da oturup Irak''ın geleceği için -kendi istek ve çıkarlarının nihai çözüme yansıtmak üzere gerek bu bölge ülkeleri ve gerekse Amerika gibi bu bölge ile birinci derecede ilgili ülkelerle görüşmeler yapacaktır. Aksi halde Türkiye devre dışı kalır. Bu durum Türkiye''nin bağımsızlığıyla da, çıkarlarıyla da ters düşer.