Siz bu satırları okurken, bir grup dostla birlikte toplam 8 gün sürecek bir umre programının son iki gününe girmiş olacağız.
Programın ilk bölümünde Medine-i Münev-vere’de 4 gün kalarak Efendimiz’in (s.a.v.) misafiri olma şerefine nail olduk. Belde-i Tayyibe’de geçirdiğimiz 4 gün, mümkün olduğunca Efendimiz’in huzurunda, O’nun yakınında bulunmaya çalıştık. Olağanüstü kalabalık sebebiyle bunun mümkün olmadığı zamanlarda vaktimizi Mescid-i Nebi’nin daha dış mekânlarında ibadet ve sohbetle geçirmenin gayreti içinde olduk. Bu arada O’nun yakınında O’nun bir sünnetini ihya etmiş olmak adına Ali el-Kârî merhumun Tezyînu’l-İbâre li Tahsîni’l-İşâre isimli risalesini müzakere ederek okuduk. Bu çerçevede Mescid-i Nebi’de öğle namazı sonrası akdedilen bir “Sahîh-i Müslim meclisi”ne kısa bir süreliğine de olsa iştirak etme imkânı bulduk.
Sair zamanlarda kısa programlar halinde Uhud ve Hendek savaşlarının cereyan ettiği mekânlara gittik. Bir akşam Abdurrahman b. Avf’ın (r.a.) Medine’de bulunan ve şimdi Sivaslı bir kardeşimiz tarafından işletilen hurma bahçesindeki dar kapsamlı dost meclisinde ilmî bir meseleyi müzâkere etmenin damaklarımızda bıraktığı tat, orada yediğimiz hurmaların tadından daha baskındı…
Ardından, normal bir otobüs yolculuğuyla en az 5 saat süren 450 km’lik Medine-Mekke arasını hızlı trenle 2 saat 10 dakikada katettikten sonra Kutlu Belde’ye vasıl olduk. Gelir gelmez tavaf ve sa’y vazifelerini yerine getirdik. Şimdi Mekke-i Mükerreme’nin atmosferini hücrelerimize çekmeye, nafile tavafa ve namaza devam ediyoruz. Bu arada Haremeyn-i Şerifeyn›e selam gönderen kardeşlerimizin selamlarını ilettik ve dua taleplerini gücümüz yettiğince yerine getirdik.
Söylemeden geçemeyeceğim, Kâbe-i Muazzama’yı çepeçevre kuşatmış bulunan o azman azman binalara ne zaman baksam gerçek anlamda bir kasvet basıyor. Harem-i Şerif’e tepeden bakan bu heyûlâlaların “görüntü kirliliği” dışında, Kâbe’ye saygısızlıktan başka bir anlamı yok…
Mescid-i Nebevî’de olduğu gibi Mescid-i Haram’da da ilmî halkalarımız devam ediyor, burada da tavaf ve namazdan arta kalan zamanlarda Hadis Usulü’ne dair muhtasar bir metin okumayı sürdürüyoruz.
Bu mübarek mekânlarda bu tarz faaliyetlerin daha bir bereketli olduğunu bilenler bilir. Elbette burada bulunmamızın temel amacı tavaf, sa’y, namaz gibi ibadetlere öncelik vermek... Ancak bu amellerin yanı sıra başka salih amellere yönelmeye de elbette bir mâni yok…
Gerek Mekke-i Mükerreme’de gerekse Medine-i Münevvere’de Efendimiz’in (s.a.v.) ve Sahabe’nin nefes aldığı ortamların havasını teneffüs etmek; Bedir, Uhud, Hendek... gibi büyük savaşların ve asr-ı saadetin diğer önemli hadiselerinin cereyan ettiği mekânlarda fiilen bulunarak bu olayları yeniden tefekkür etmek şüphesiz önemlidir. Ancak özellikle hacc ve umre için mukaddes beldeye defaatle gelmiş olanlar bakımından bu ziyaretlere her defasında uzun zamanlar tahsis etmektense, hatta alışverişlere gereğinden fazla zaman ayırmaktansa, Haremeyn-i Şerîfeyn›in manevî atmosferinde zamanı Kur’an ve Sünnet’le doldurmak daha önemlidir. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz.
Geçici bir zaman için de olsa dünyanın bitmeyen gailelerinden, gündemlerinden… sıyrılıp ahirete odaklanmak, gerçek anlamda bir “yenilenmek”tir ve bunu bu topraklardan başka yerde gerçekleştirmek mümkün değil…
Hayırlı cumalar…


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.