Bugün 14 Ağustos, AK Parti’nin 25. yılı.
AK Parti’nin 25 yıllık siyasi tarihini değerlendirmenin yollarından biri, kadınların eğitimden istihdama, siyasetten akademiye, girişimcilikten kamusal hayata uzanan göstergelere bakmaktır.
2000’li yılların başındaki Türkiye’de kadınların önünde iki temel mesele vardı:
Bir tarafta eğitime, istihdama ve karar alma mekanizmalarına yeterince katılamama, diğer tarafta kadın haklarını savunduklarını iddia eden sözde çağdaş rejim savunucularının (!) özellikle başörtülü kadınların eğitim ve kamuda çalışma haklarına getirdiği yasaklar…
Hem kadınların eğitim ile arasına yasaklar ile mesafe koyup hem de kadın haklarını savunduğunu kimse iddia etmesin. Bu iki yüzlülükten kadınlar ancak son 25 yılda kurtuldu.
14 Ağustos 2021’de “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’’ diyerek çıkılan yolda, çeyrek asrın sonunda ortaya çıkan tablo, bu iki alanda da önemli bir değişimi ortaya koydu.
EĞİTİM: YÜZDE 13’TEN ÜNİVERSİTELERDE ÇOĞUNLUĞA
Eğitim en temel fırsat eşitliği aracıdır.
2002-2003 eğitim öğretim yılında kadınların yükseköğretimde net okullaşma oranı %13,53 seviyesindeydi.
Bugün yükseköğretimde öğrencilerinin %53’ünü kız çocukları oluşturuyor.
Ön lisans öğrencilerinin %54’ü, lisans öğrencilerinin %52’si, yüksek lisans öğrencilerinin %50’si, doktora öğrencilerinin ise %51’i kadın.
Başka bir veri değişimin boyutunu daha açık gösteriyor:
25-34 yaş grubundaki kadınlarda yükseköğretim mezuniyet oranı 2008’de %12,5 iken, 2025’te %50,3’e yükseldi.
Dolayısıyla Türkiye’nin kadın hikâyesindeki en büyük değişimlerden biri AK Parti ile birlikte eğitimde gerçekleşti.
Mesele yalnızca üniversiteye girebilmek de değil elbette.
ÜNİVERSİTENİN ÖĞRENCİSİNDEN AKADEMİK KADROLARA…
Eğitimde fırsat eşitliği ve genişleme akademiye de yansıdı.
Türkiye’deki yaklaşık 184 bin öğretim elemanının içinde kadın akademisyenlerin oranı %47’ye ulaşmış durumda.
Araştırma görevlilerinin %55’i, öğretim görevlilerinin %52’si kadın.
Profesörlerde kadın oranı %35, doçentlerde %43, doktor öğretim üyelerinde %48.
Dolayısıyla kadınların eğitimdeki ilerlemesi artık yalnızca “üniversiteye erişim” meselesi değildir.
Bilgiyi üreten, araştıran ve yeni nesilleri yetiştiren akademik kadrolarda etkin kadın varlığından söz ediyoruz artık.
TBMM’DE YÜZDE 20 TEMSİL
25 yıllık değişimin en çarpıcı göstergelerinden biri siyasi temsildir.
1935’de Türk kadınının seçme seçilme hakkını elde etmesi elbette büyük bir kazanımdır. 1935 seçimlerinde ilk defa kadınlar %4,1 oranı ile Meclis’te temsil edildi. Ama ne yazık ki aradan geçen 67 yıl boyunca bu oran %5 bile olmadı.
Mangalda kül bırakmayan kadın hakları savunucuları 67 yıl boyunca neredeydi?
AK Parti ile birlikte 2002 genel seçimlerinde TBMM’ye 24 kadın milletvekili girmişti.
2023 seçimlerinin ardından bu sayı 118’e çıktı.
Başka bir ifadeyle geçen 25 yılda kadın milletvekili sayısı yaklaşık beş katına ulaştı ve temsil oranı %19,9 oldu. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bu oranlara ulaşıldı ve kadınların siyasi temsilinde AK Parti sürekli kendi rekorunu kırdı.
Fakat siyasi katılımı yalnızca milletvekili sayısıyla değerlendirmek de eksik kalır.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınların “siyasetin nesnesi değil öznesi olma’’ hedefi ile AK Parti’nin kadın teşkilatlanması, Türkiye’nin her ilinde, ilçesinde, mahallesinde ve köyünde aktif siyasete katılımını genişleten yegâne yapıdır.
Kadınlar artık yalnızca siyasetin kendisi hakkında politika ürettiği bir seçmen grubu değil; seçim kampanyasını yürüten, teşkilatı yöneten, aday olan, rekabet eden ve karar mekanizmalarında aktif, siyasi aktörlerden biridir.
KADIN POLİTİKALARINDA YENİ SÖYLEM, YENİ HEDEF
Bugün AK Parti politikalarıyla sadece eğitim ve akademi verileri yükselmedi. KOSGEB ve TÜBİTAK desteklerinden faydalanan kadınların oranı da %40’ın üzerine çıkmış durumda. Kamuda istihdam edilen kadın oranı %49 olmasına rağmen, kadınların işgücü piyasasına katılım oranı ise %36’dır.
Oğlunun yemin merasimine gidemeyen başörtülü anneden, bugün üniformalı mesleklerde dahi artık tek ölçütün ehliyet ve liyakat olduğu, kadının başörtüsünün bir ayrımcılık nedeni olmadığı, kadın generallerin normalleştiği bir Türkiye var.
Son 25 yılın önemli değişimlerinden biri de kadın politikalarını sosyal destek ekseninden çıkarak, beşerî ve sosyal sermayenin güçlenme eksenine doğru genişlemesi.
Diğer yandan eski siyasette olduğu gibi kadınlar artık sadece ‘’ideolojinin dress code’’u da değil. Yani sözde rejim tehdidi hezeyanları da artık kadınlar üzerinden tanımlanamaz. Çünkü yeni Türkiye’nin kadınları eğitim eşiğini atlayarak, bilimde, sanatta, siyasette söz sahibi kadınlar. Tehdit ile korkutulamaz…
AK Parti karşısında politika üretenlerin, kadın politikalarındaki hedefi de artık ‘yalnızca kadını korkutarak oy verme eğilimlerini manipüle etmek’ olmamalı. Artık yeni Türkiye’nin gerçeklerine uygun yeni bir söylem ile siyaset üretmeliler.
Bununla birlikte beşerî ve sosyal sermayemizde, kapitalizmin dayatmalarına meydan okuyup, kendi medeniyetimizden güç alarak, kadın-erkek yeni “merkez, şehirli kimliğini’’ de doğru tanımlamak zorundayız. Öykünmeden, özgün ve özgüvenli bir şekilde… Bir ayağı ile medeniyetin kadim değerlerine sıkı sıkı sarılan, diğer ayağı ile yeni gerçekleri dolaşan… Kadın politikaları da bu yaklaşımdan ari düşünülemez.
TÜRK SİYASETİNİN KADIN ÇALIŞMALARINDA SORACAĞI SORULAR DA DİL DE DEĞİŞTİ
“Dün dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım.’’
Dünün yasakçı, korkutan dili geride kaldı. Artık yeni Türkiye’de kadınların yeni gündemleri var.
Kadın hakları ve ailenin güçlendirilmesi birbirine hasım ya da rakip değildir. İş hayatı ile aile hayatını birbirinin alternatifi olmaktan çıkaracak modeller nasıl geliştirilecek?
Eğitimde yakalanan başarı, iş ve aile yaşamı uyumu ile birlikte özel sektörde istihdama nasıl taşınacak? Esnek çalışma modellerinin geliştirilmesinde, yenilikçi modeller nasıl olacak?
Ev kadınları da şehirde bir başına kaldığı, destek bulamadığı için istediği kadar çocuk sahibi olamıyor. Özellikle çocuk ve yaşlı bakım desteklerinin yaygınlaştırılması, (ev kadınları için de) erişilebilir olması nasıl sağlanacak?
Kadın girişimcilerin sermayeye erişimi daha da nasıl artırılacak?
Kadınların karar alma mekanizmalarındaki oranı daha nasıl yükseltilecek?
Bilimsel çalışmalarda, teknoloji ve yapay zekâ alanlarında kız çocukları daha fazla nasıl teşvik edilecek?
Kadınların uluslararası alanlardaki başarıları nasıl artırılacak?
………
Artık sorular da sorunlar da değişti. Tüm siyasi partiler, bu ve benzer sorulara yenilikçi ve aynı zamanda bu topraklara özgün bir perspektif ile cevap aramalı.
Son söz:
AK Parti’nin ilk 25 yılında kadın politikalarının ana başlık ve hedefi eğitime erişim, yasakların kaldırılması ve fırsat eşitliğinin genişletilmesi oldu.
İkinci 25 yılın hedefi ise:
Medeniyetimizin kadim doğrularından güç alarak, yeni gerçeklere, yeni sorunlara yeni çözümler üretmek ve kadın erkek omuz omuza 86 milyon hep birlikte Büyük Türkiye’yi inşa etmek olacaktır.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.