|
Yazarlar

Ah bu Trabzonlular…

04:00 . 27/10/2022 Perşembe

Erdal Hoş

1973 yılında Trabzon’da doğdu. İlk ve Orta öğrenimimi Sakarya'da tamamladı. 1994 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Uzun yıllar özel sektörde çalıştı. Halen Sakarya Üniversitesi'nde Uzman Öğretim Elemanı olarak görev alan Hoş, 2012 yılından bu yana TVNET’te futbol yorumculuğu, 2013 yılından bu yana Yeni Şafak Gazetesi’nde spor yazarlığı yapıyor.

Erdal Hoş

Anlaşılan her sene bir kez de olsa ‘Trabzonluluk’ yazısı yazmak şart olacak.

Öncelikle bu sayfa bir spor sayfası ve köşenin yazarı da futbol yazarı olduğu için mevzuyu futbola bağlayarak başlayalım.

Türkiye’de ciddi bir göç sosyolojisi çalışması yapılsa kuvvetle muhtemel ortaya çıkacaktır ki neredeyse 3. Kuşak göçmen Trabzonluların dahi memleketleri ile bağlarını korumalarının sebebi büyük ölçüde Trabzonspor’dur. Trabzonspor, ülkenin ve dünyanın her yerine dağılmış insanların memleketle bağını tazeleyen, hatta güçlendiren bir unsur. Dolayısıyla “ne bu ya her yerde Trabzonlular” isyanının nicelikten ziyade görünürlükle bir ilgisi var. Bir de bordo mavi kravat meselesi var ki o aslında lacivert takım elbiseye en uygun kravat renklerinin bunlar olmasından dolayı. Yani her bordo mavi kravat takan Trabzonsporlu değildir efendim…

Bununla beraber Trabzonspor var olmadan önce de Trabzon’un ‘cins insanlar’ yetiştirdiği bir gerçek. Rus işgali sırasında Rus generalin, “Devletleri orduyu geri çekmiş, biz zulmetmek şöyle dursun yollarını yapıyor, imar ediyoruz ama hala çetelerle bize karşı koyuyorlar ne cins insanlar” sözlerinden başlayabiliriz mesela. Veya Atatürk’ün Samsun’a çıktığında Anadolu’ya geçmek için beklediği milisler…

Ülke siyasetinde Trabzonluluk görünürlüğünün AK Parti ile başladığı da ciddi bir yanılsamadır. İttihat ve Terakki’nin en güçlü olduğu şehirlerden biridir Trabzon. Keza 1980’e kadar merkez sağ partilerden çok, kuruluşundan itibaren Cumhuriyet Halk Partisi kadro ve hükümetlerinde Trabzon ağırlığı gözlenir. Bürokraside ön plana çıkmaları da temel olarak iki nedene dayanır. Öncelikle tarihsel olarak bir eğitim kültürü. Of, Çaykara medreselerinin sonraki döneme etkisinin olması kadar tabii ne olabilir? Hatta Anadolu’nun Türkleşmesinden önce bölge yine en iyi rahiplerin yetiştiği bölge olarak bilinir. Yani meselenin coğrafya ile ciddi bir ilgisi var. Peki neden hala bürokraside bu yoğunluk var? Cevabı çok basit aslında, kırsal kesim okumak zorunda…

En kısa yoldan okuyup edinilecek meslek de öğretmenlik. 1950’ler sonrası Trabzon’un doğusunda her köyden 10’larca öğretmen çıkması ‘lobi faliyeti’ falan değil yani. O öğretmenlerin çocukları da 70, 80 ve 90’larda doğal olarak başka şansları olmadığı için eğitimle sınıf atlama yolunu seçip bürokrat oldular. Mecburlardı çünkü… Misal bu satırların yazarı da aynı yoldan geçmiş ama “ben memur olmayacağım” deyip üniversite sonrası ticareti deneyip başarısız olmuş biridir.

Daha önce birkaç kez anlatmayı denemiştim. Trabzonluların ön plana çıkmalarının bir diğer sebebi de ‘deli cesaretleri.’ “Bunu kim yapabilir? Veya “Benle gelecek kim var?” sorularına genetik olarak Trabzonlular “ben varım” cevabı verir. Şu anda ülkenin her kesiminin ortak gururu olan Baykar’ın hikayesi tam da bu ‘deli cesareti’ örneğinin tezahürüdür aslında. Recep Yazıcıoğlu’ndan, Adnan Kahveci’ye Cengiz Topel’den Şükrü Saracoğlu’na yüzlerce ‘cins adam’ örneğini cidden tesadüf veya lobi ile mi açıklayacaksınız? Şimdilerde üzerinde çalıştığım Kıbrıs ve Türk Mukavemet Teşkilatı meselesine dair denk geldiğim bir hikâyeyi yazayım. Kıbrıs Türklerine gizli silah götürmek için birilerine ihtiyaç vardır. Yakalandığında veya başına bir iş geldiğinde bağlantılarını asla söylemeyecek ve meseleyi kişisel olarak anlatacak iki fedakâr insan. Bulunur öyle bir kaptan ve nerelidir acaba?

Hani birisi devletteki Trabzonlu bürokratlara laf attı ya.. Demem o ki merak ettiğiniz konunun tarihsel sosyolojik ekonomik ve kültürel sebepleri için ülkede yüzlerce yetişkin araştırmacı var aslında. Keşke sorsaydınız…Ama diyorsanız ki bunlar umurumda değil ben slogan atar işime bakarım. Bu durumda gençler size şu sloganla cevap verebilir: Eren Bülbül de Trabzonlu ve Trabzonsporluydu. Ve yoksul bir kır çocuğu olarak yaşasaydı muhtemelen o da ileride karşınıza bir bürokrat olarak çıkacaktı…

#Trabzonspor
#AK Parti
#CHP
#Eren Bülbül
3 ay önce
default-profile-img
Ah bu Trabzonlular…
Bunu da aşacağız…
Kasabaya ne oldu?
Bugünden itibaren Türkiye’nin tek gündemi depremdir
Deprem ve uluslararası yardım
Yüzyılın felâketi