Yazarlar Doğu Akdenizde neler oluyor?

Doğu Akdeniz’de neler oluyor?

Şahap Kavcıoğlu
Şahap Kavcıoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Son dönemde dünya siyasetindeki gelişmelere bakıldığında; oyuncuların hepsinin aynı kişiler olmasına rağmen, oyun sahalarının biraz daha doğuya doğru kaydığı görülüyor. Tabii doğuya doğru gelirken esas oyun alanlarını da düzenleyerek geliyorlar. Son 20 yıldır bu bölgede oyun üstüne oyun, plan üstüne plan yapılıyor. Arap baharıyla başlayan süreç ve devamında Suriye’deki gelişmeler, Mısır’daki askeri darbe, arkasından Kudüs’ün başkent ilan edilmesi, sonrasında İran’a yaptırımların sertleştirilmesi, Rusya’ya uygulanan ambargoyla beraber yaptırımlar ve nihayetinde 2013 yılından beri Türkiye’de yapılmaya çalışılan olaylar.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Şahap Kavcıoğlu : Doğu Akdeniz’de neler oluyor?
Haber Merkezi 14 Mayıs 2019, Salı Yeni Şafak
Doğu Akdeniz’de neler oluyor? yazısının sesli anlatımı ve tüm Şahap Kavcıoğlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bu ülkelerin hepsinin Doğu Akdeniz’e sınırı ve hesabı olan ülkeler olması herhalde tesadüfü değildir. Dünyanın en önemli enerji rezervlerinin Ortadoğu’dan sonra bu bölgede bulunması, burayı yeniden dizayn etme ihtiyacını oluşturmuştur.

ABD Jeolojik Araştırma Kurumu’nun yıllar önce yaptığı tahminlere göre, Doğu Akdeniz havzası toplam 3,5-4 TCM (trilyon metreküp) doğal gaz rezervine sahip. Bu potansiyeli, Doğu Akdeniz’in neden çok önemli bir enerji havzası olduğunu çok daha iyi anlatıyor.

Yakın zamanda, Amerikan-Katar ortaklığında (Amerikan Exxonmobil) gerçekleşen sondajda keşfedilen doğalgaz rezervinin, 141 ile 226 milyar metreküp arasında olduğu açıklandı. Söz konusu rezerv; daha önce Afrodit adlı 12. parselde keşfedilen 128 milyar metreküplük rezervden daha büyük olması dolayısıyla, Kıbrıs’ta şimdiye kadar bulunan en büyük rezerv olma özelliği taşıyor.

Bu tip gelişmeler, Türkiye, İsrail, Mısır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRY) ve Yunanistan ile uluslararası aktörlerin son yıllarda Doğu Akdeniz’de yürüttüğü arama faaliyetlerini daha da yoğunlaştırmalarına neden olmuştur.

Ayrıca, bölgeye sınırı olmamasına rağmen ABD, Rusya ve İngiltere gibi ülkeler de Akdeniz’deki enerji denkleminde yer almak için ciddi mücadele vermeyi sürdürüyorlar.

Diğer taraftan Doğu Akdeniz’de hidrokarbon rezerv yataklarının keşfedilmesi, Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler arasında hem yeni işbirliği alanları hem de yeni ittifaklar kurulmasına neden oldu.

2017 yılının sonunda Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail anlaşarak Avrupa’ya doğalgaz aktarımı konusunda bir anlaşma imzaladılar.

Ocak ayında ise, Kahire’de bir araya gelen Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve Mısır, Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nu kurduklarını ilan ettiler. Forumun amacı; bölgesel kaynakların üretimi, tüketimi ve pazarlanması süreçlerinde işbirliği yapmak ve Doğu Akdeniz’i yeni bir enerji üssüne dönüştürmek olarak açıklandı.

Bu noktada esas sıkıntılı konu, Akdeniz’e en uzun sınırı olan Türkiye’nin yapılan faaliyetlerde hiç dikkate alınmamış olması. Bu gelişmeler, Türkiye’yi ve dolayısıyla ABD-Rusya-AB dengesini de doğrudan etkileyecek büyüklükte sonuçlar doğurabilir.

Bugün Avrupa, mevcut doğalgaz tüketiminin yarısını Rusya’dan karşılıyor. Eğer Doğu Akdeniz gazı Avrupa’ya giderse, Avrupa’nın enerji ihtiyaçlarını karşılamada Rusya’ya olan bağımlılıkları büyük oranda azalacaktır.

Yine, Rus gazının Avrupa’ya ulaşımı için en büyük yatırımı Almanlar yapıyor. Kuzey Akım 1 ve 2 üzerinden, Rus gazını Avrupa’ya ulaştırıyorlar. Eğer Doğu Akdeniz Gazı fiyat olarak da avantajlı şekilde Avrupa’ya ulaşırsa, Almanların da yatırımları boşa gitmiş olacak.

Ancak, Kıbrıs üzerinden Avrupa’ya gidecek hattın, Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) kabul ettiği alandan geçmeden ulaştırılması mümkün değildir. Dolayısıyla, bu konuda Türkiye’nin içinde bulunmadığı bir yol şu aşamada çok mümkün gözükmemektedir.

Bölgenin en önemli aktörlerinden biri olan Türkiye, yürüttüğü sağlam politikalarla üçüncü tarafların bölgedeki çalışmalarını engellemektedir. Satın aldığı arama ve sondaj gemilerini de bölgeye sevk ederek, enerji diplomasisinde daha aktif bir politika tarzı ortaya koyuyor.

Doğu Akdeniz’de TPAO aracılığıyla etkinliğini her geçen gün daha fazla artıran Türkiye; bilindiği üzere, Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisi ve Fatih sondaj gemisi ile Kuzey Kıbrıs’ın ruhsat verdiği bölgelerde doğalgaz aramalarına başlamıştı.

Bölgede farklı hedefleri olan ve Türkiye’nin sondaja başlamasıyla rahatsız olan AB, ABD, Rusya, Mısır ve Fransa, sondaj faaliyetlerinin durdurulması için Türkiye’ye çağrıda bulunmuştur.

Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin sondaj ve sismik gemilerinin kendi kıta sahanlığında olduğunu ve sondaj faaliyetlerine de kararlılıkla devam edileceğini belirtmiştir.

Hemen ardından ise, ikinci sondaj gemisi Yavuz’un da yakında hem Türkiye hem de Kuzey Kıbrıs karasularında doğalgaz arama faaliyetlerine başlayacağını açıklamıştır.

Türkiye, Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak ilan ettiği münhasır ekonomik bölgeyi tanımadığını, Türkiye’nin deniz yetki alanlarıyla çakışan bölgelerde arama ve üretim çalışmaları yapacak enerji şirketlerine ve söz konusu şirketlere ev sahipliği yapan ABD, İtalya, Fransa gibi ülkelere izin vermeyeceğini duyurdu.

Böylece Türkiye, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını savunmak için harekete geçmekten çekinmeyeceğini bölgedeki tüm aktörlere bir kez daha göstermiş oldu.

Doğu Akdeniz’de üretilebilecek tek çözüm, Türkiye’nin de içinde bulunduğu eşit, hakça ve adaletli bir paylaşımdan geçmektedir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.