ABD Başkanı Trump
Ankara’dayken ABD uçakları İran’ı yeniden vurmaya başladı. Trump “İran’la ateşkes bitti
” dedi. Çarpıcı sözlerdi ve bir kırılmayı işaret ediyordu. Ancak açıklamada bir nüans da vardı. ABD Başkanı, görüşmelerin dolaylı olarak, arabulucular üzerinden süreceğini söyledi. Açıkçası o gün ilk yaptığım yorum “
Bu da öncekiler gibi sönüp gider
” şeklindeydi. Neden? Çünkü benzerlerini daha önce yaşamıştık: Trump ani çıkışlarla savaşı derinleştirme kararı alıyor, kısa bir süre sonra “İranlılar aslında iyi adamlar” diyerek bambaşka bir pozisyon ortaya koyuyordu. Bu kez de öyle olabilirdi. Üstelik iki tarafı masaya getiren sebepler geçerliliğini koruyordu. Bir. İran rejiminin devrilmeyeceği anlaşılmıştı. Çatışmanın uzaması sonucu değiştirmeyecekti. İki. İran’ın dron ve füze saldırılarına karşı kullanılan hava savunma sistemlerinde stok sorunu baş göstermişti. Üç. Körfez ülkeleri İran saldırılarından bunalmıştı. “Savaş bitsin” diyorlardı. Dört. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu arabulucular Washington’a baskı yapıyordu. Beş. İran, Hürmüz’ü kapatarak dünya ekonomisi ve petrol fiyatları üzerinde baskı kurmuştu. Altı. ABD içinde ve dışında savaşın meşruiyeti yüksek sesle sorgulanıyordu. Tüm bunları alt alta koyunca gerilimin uzamayacağını düşünmeye başlamıştım.
TRUMP İDDİAYI CİDDİYE ALDI
Ancak daha sonra dinlediklerim,
çatışmanın ana sebebinin farklı olduğunu
, İran’ın Hürmüz’deki gemileri hedef almasından öteye geçen yeni bir durum oluştuğunu, bu yüzden çatışmanın devam edebileceğini söylüyordu. Yeni sebep; İran’ın Trump’a suikast hazırlığı iddiasıydı
. Üstelik ABD Başkanı Türkiye’deyken. Konu ile ilgili ilk tartışma, ABD Başkanı dönüş uçağını değiştirdiğinde yaşanmıştı. Trump Türkiye’ye Katar’ın kendisine hediye ettiği uçakla gelmişti ancak dönüşü
Air Force One
ile yapacaktı. Amerikalılar soru işaretlerini “Yeni uçağın Avrupa’da bazı başkentlere uğrayacağı” açıklamasıyla gidermeye çalışırken Trump kendini tutamadı: “Beni, ABD liderini alaşağı etmek istiyorlar. Bu sabah her listede olduğumu gördüm.” Sonraki açıklamalarında; başına bir şey gelirse ordunun İran’ı yok edeceğini
duyurdu. Trump’ın bu işi ne kadar ciddiye aldığını gösteren ifadelerdi bunlar. OKLAR MOSSAD’I GÖSTERİYOR
Peki, nedir bu “suikast hazırlığı iddiasının” arka planı? İsrail medyası “Bir Batılı istihbarat servisi ABD yetkililerini uyardı” diye geçiyor ama İsrail’in Washington Büyükelçisi Huckabee, “İsrail istihbaratı
Trump’ı hedef alan çok spesifik bir komplo
olduğunu bildirdi” dedi. Trump o sırada Ankara’da olduğu için elbette
konu Türk yetkililere de yansıdı. Amerikalılar Ankara’dan destek istediler
. Bizler NATO zirvesindeyken ve tüm dünyanın dikkatleri Beştepe’deyken; Ankara’daki farklı noktalarda yoğun bir hareketlilik yaşandığını
, konunun soruşturulduğunu, kimseye sezdirmeden ciddi tedbirler alındığını daha sonra öğreniyoruz. Peki, bir şey çıktı mı? Hayır. İhbarı doğrulayacak bir detay var mı? Yok. İSRAİL SAVAŞ SÜRSÜN İSTİYOR
İran’dan iddialara bir yalanlama gelmemesi Amerikalılar için işin ciddiyetini gösteren diğer bir unsurdu. Peki, İranlılar bu iddiayı neden yalanlamadı? Çünkü tam o sırada
dini liderleri Hamaney’in altı güne yayılan cenaze töreni
yapılıyordu. İran, iç politik dengeler nedeniyle bu iddiayı yalanlayamazdı. Tahran’da kimse buna cesaret edemezdi. “İddia” bu yüzden zamanlama açısından “başarılıdır.” Biliyoruz ki… Netanyahu ve ekibinin Trump’ın İran’la anlaşma ihtimalinden ödü kopuyor. Çatışma sürsün istiyorlar. Bu yüzden; “Daha önce ölümden dönen Trump’ı yumuşak karnından vurup çatışmaların yeniden başlamasına vesile oldular” denirse kimse buna hayır demez. Peki, Trump, İsrail Başbakanının her söylediğine hala inanıyor mu? Ben sanmıyorum.
TRUMP’IN ELİNE KOZ GEÇTİ
Trump Hürmüz kilidi nedeniyle İran’a istediği baskıyı kuramıyordu. Tahran’ın masaya zayıf bir şekilde oturması için “
İran’ı uzun süre bombalama, Hürmüz’deki adalardan birine çıkma
” planı yapıyordu. Bunu bir kaç kez dile de getirdi. Ancak savaşın çıkmaza girmesi, artan petrol fiyatları, arabulucuların baskısı ve iç kamuoyunda yaşadığı meşruiyet krizi nedeniyle bu planını hayata geçiremedi. İran masaya eli güçlü şekilde oturdu.Bu da müzakerelere yansıdı: İran’ın Hürmüz ısrarı nedeniyle ilerleme yok. Trump’ın bir şekilde Tahran’ı zayıf bir elle masaya yeniden oturtması gerekiyor. Bu “suikast iddiasıyla” şimdi eline bir fırsat geçmiş gibi görünüyor. İran’dan gelen ileri geri açıklamalar da işini kolaylaştırıyor. Arabulucu telkinlerine “Ben masaya oturdum onlar beni öldürmek istedi” yanıtı verebilir. İçerdeki savaş karşıtı sesleri “suikast tehdidi” gerekçesiyle görmezden gelebilir. “İran’ın hedefindeki Başkan” olarak düşen popülaritesini toparlayabilir.
O halde bu kez şöyle soralım: O ihbar gerçekten MOSSAD’dan mı geldi?


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.